• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Anasayfa arrow İntihar
İntihar
Yetişkin İntiharları PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar Rehberlik   
Günümüzde, özellikle psikolojideki görüşlerin etkisiyle, insanın çocukluk ve gençlik döneminin tüm geleceğini şekillendirdiği gibi yaygın olan bir inanç tüm dikkatleri bu dönemlere çekmiş ve bundan dolayı yetişkinlik dönemi adeta ihmal edilmiştir. Yetişkin bir insanın çevresindeki koşulları dikkate almadan, sadece çocukluk ve gençlik dönemlerini ele alarak sorunlarına yaklaşmak bizi kaderciliğe götürür. Bu durumda devamlı bir önceki kuşakları sorumlu tutmamız gerekir. İnişli-çıkışlı dönemler geçirerek yetişkinlik dönemine giren bir kişide bir durağanlık gözlenir. Kişi artık belli ölçüde kim olduğunu öğrenmiş ve belirli bir yöne yönelmiştir. Her iki cinsiyette de bu dönemde intihar girişimi ve gerçek intiharlarda bir azalma olması bunu göstermektir. Fakat oranlardaki azalmalar bu dönemde sorunların bittiği ya da azaldığı anlamına gelmez. Toplumsal ve teknolojik değişmeler yetişkin insanların yaşamını da önemli ölçüde etkilemektedir. Geleneksel geniş ailenin yıkılarak çekirdek ailenin kurulması, çalışma koşullarının değişmesi, ekonomik güçlükler yetişkin insanın karşılaştığı güçlükler arasında ön sıralarda gelmektedir. Özcan Köknel’in deyimiyle “Çağdaş insan yalnızdır”. Bu yalnızlık onu kendisine yabancılaştırır, böylece topluma da yabancı hale gelir. Endüstriyel makineler yanında sosyal makineler de insana devamlı yeni biçimler vermektedir. Bunun sonucu olarak insan, kendini bir dişli çarktan farklı görememektedir. Yapılan bir araştırmaya göre, genç yetişkinlerin % 80’i bazı zamanlar ölmüş olmayı dilemişlerdir. Çağdaş toplumdaki bir döngü içine girmiş; yalnızlık, yabancılaşma ve toplum içinde kaybolma insan ideallerinin çökmesine neden olmuştur. İnsan, artık kendi ürettiğine yabancı duruma gelmiştir. “İnsan malları değil, mallar insanı satın almaktadır.” Gençlik döneminde kurduğu hayallerle yetişkinlik döneminde bağımsızlığını elde edeceğine inanarak bu döneme giren bir kişi, sorunlar karşısında kendini yalnız bularak umutsuzluğa düşer. Çağımızın adeta sembolü olan çekirdek aile olgusu bunun başlıca nedenidir diyebiliriz. Çünkü artık yetişkinin yardımcısı olan ebeveynleri yanında değildir. Sistem içinde kendini yalnız hisseden kişi, bu yalnızlığını bir aile kurarak gidermeyi amaçlar. Çocuk sahibi olmak, aile içinde etkin bir rol oynamak adeta onu tatmin eder; sevgi ihtiyacını ailesinde gidermek ister. Fakat, çocukluğundan beri sevilmediğini, ilgi görmediğini hisseden birey yetişkinlik döneminde de bu duygularını atamaz. İntihar araştırmalarında şu ortak kanı yaygındır ki, intihara yatkın yetişkinlerin çocukluklarında ekonomik mahrumiyet, ilgisizlik, ana-babanın mutsuz bir evliliği vardır. Gençliklerinden önce ana-babalarını yitiren yetişkinlerin daha fazla intihar ettiği gerçeği ortaya çıkmıştır. Özellikle 5 yaşından önce kaybedenlerde bu oran daha da yüksektir. Ekonomik sorunlar ya da daha farklı sorunlardan dolayı olan aile-içi geçimsizlikler evlilerde intihar nedenlerinin başında gelebilmektedir. Bunun yanında, yetişkinler arasında en çok intiharlar bekar, dul ve boşanmışlarda görülmektedir. Ailenin intiharı önleyici bir öge olduğu burada da görülmektedir. Aile bağları içinde olmayan yalnız insanlar yaşlandıklarında çok daha fazla zorluklar çekeceklerini düşünürler; yalnızlığın verdiği ruhsal durum sayesindeyse intihara yatkın bir duruma gelirler. Eğitim görmüş kişiler diğerlerine oranla daha fazla intihar etmektedirler. Çünkü bu yetişkinler çevreleriyle ilişkilerinin boyutlarını daha iyi görebilirler. Yetişkinlik döneminde, yaşın ilerlemesiyle birlikte, her iki cinsiyette de intihar oranları nispeten artış göstermektedir.  Yorum yok
 
Ergen Ve Genç İntiharları PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Rehberlik   
Ergenlik ve gençlik dönemlerini ayrı olarak tanımladığımıza göre, önce ergenlik dönemi üzerinde durmak gerekiyor. Daha sonra da gençlik dönemine ayrıca değineceğiz. Çocuğun dünyası daha çok gerçekle düş arasında çocuk tarafından algılanmış ve özellikle düşlenmiş dünya anlamına gelir. Buna karşılık ergen dünyaya doğrudan bağlıdır. Ergenin çözmesi gereken sorunları şöylece sıralamak mümkündür: 1. Çocukluğunda yarattığı güçlü ana-baba imajını yıkması gerektiğine inanır. Bunun temelinde ise, bağımsız hareket edebilme isteği vardır. 2. Toplumdaki değerlere uygun olarak davranmayı öğrenmeye çalışır. Fakat bazen bunalımı ortaya çıkabilir. 3. Yetişkinlerin bedensel özelliklerini kazanırken, toplumun ondan beklediği cinsiyet rolünü oynamayı öğrenmek ister. 4. Gelecekteki öğrenimini ve mesleğini seçmek zorundadır. Bu tür sorunları çözmesi gerektiğini bilen ergen, rol kararsızlığı içindedir. Sürekli bir karamsarlık içine girer ve bazen bağımlılık göstererek gerilerken, bazen de bağımsız davranarak bunu yıkıcılığa kadar vardırabilir. Ergen, kim olduğunu, neye yönelmesi gerektiğini ve neden oraya yönelmesi gerektiğini kendine sorarak, bunlara yanıt arar. Bu soruların yanıtlarını tam olarak bulamayan ergenler kendilerine düşman, bağımlı bir kişilik yapısı geliştirirler. Bu yabancı dünya içinde kendilerini bir hiç olarak düşünmeye başlarlar. Aileden topluma geçiş, ana karnından dünyaya geçişin organizmayı uyum sağlamaya zorlaması gibi, kişiliğin uyumları sorunlarını taşır. Uzun süre kısmen kapalı ve korunmuş bir ailevi rahimden dünyaya doğmak zorunda olan ergen, bu tehlikeli ve geniş dünyaya doğma işinde, yani toplumsal doğumda bu doğma işini tek başına, kendisi gerçekleştirmek zorundadır. 11-15 yaşları arasında ele aldığımız ergenin en büyük sorunu ailesinin denetiminden ve kendi içindeki bağımlılık duygusundan kurtulmaktır. Toplumu temsilen aile ergenin sosyalizasyonunu üstlenmiştir. Onu topluma kazandırmaya çalışır. Bu durumda ergen kendisinin engellendiğini düşünür ve ailesine karşı düşmanca tavırlar içine girer. Ergenin bu doğal tavırları karşısında, onunla doğru bir iletişim kuramayan ana-baba da devamlı çocuğu suçlar. Bu durumda ergen daha çok suçluluk duyar, içine kapanır. Sonuçta intihar girişimleri ve gerçek intiharlara varan durumlar ortaya çıkabilir. Ailenin ergene anlayış içinde yaklaşması zorunludur. Fizyolojik bir değişim içinde bulunan ergen, kendindeki bu durumdan da oldukça rahatsız olur. Bu durum dolayısıyla huzursuz olan ergenin tüm davranışları olumsuz olarak etkilenebilir. Örneğin; sivilcelerinden utanan bir ergen, topluma açılmada ilk aşama olarak sayabileceğimiz arkadaş gruplarında sağlıklı ilişkiler kuramayabilir. Burada da ailesine önemli sorumluluklar düşmektedir. Gençlik dönemi ise ergenliğe göre daha farklıdır. Genç, artık ailesiyle olan sorunlarını halletmiştir. Ana-babaya karşı isyankâr tutumu kaybolmuş, bunun nyerine onları oldukları gibi kabul etme eğilimi ortaya çıkmıştır. Ergenlikte kaybolan ana-babanın değeri yeniden gelmiştir. Genç, artık onları aşmak, onların gerçekleştiremediklerini başarabilmek ister. Fakat, bunları gerçekleştirememe olasılığı kaygının asıl kaynağıdır. Gençlik döneminde toplumsal düzen, meslek seçimi, iş olanakları, rolleri ve yaşama biçimi gibi sorunlar çözüm beklemektedir. Ergen ne olduğunu tanımlama çabasında olduğu halde, genç ne olduğunun farkında varmaya başlamıştır. Bu kez ise, ne olduğu ve toplumun kendisinden ne beklediği arasındaki çelişkili durumu yaşamak zorunda kalır. Bu çelişkiyi yaşayan bir genç her zaman toplumun beklentilerini reddetmeyebilir, kendi benliğini reddeder. Gençlik kendini durdurulmuş, yolu kapatılmış ve teuteuklanmış hissettiğinde depresyon ortaya çıkar. Hareket etmesi gerktiği halde edemediğini düşünen genç için ölüm hereketsizlikle eşanlamlıdır. Oysa genç ilerlemek için her yolu başvurabileceğine inanır. Gençlik döneminde intihar düşüncesi ve girişimleri oldukça çoktur. Özellikle en çok intihar girişimlerinin görüldüğü yaşlar 17 ve 18’dir. “Çoğu kez intihar, başka türlü başarılamayan hareketi ve değişikliği sağlayabilecek bir eylem olarak algılanır. Çünkü önemli olan, hangi biçimde olursa olsun ileriye doğru hareket edebilmek ve bir eylemde bulunabilmektir. Burada gerçekten ölmeyi arzulamak yanında, gerçekten yaşıyor olmayı hissedebilmek için hedefinden sapmış düşünceler de önemlidir”. “Gençlik yıllarında intihar düşünceleriyle rahatsız olmamış hiçbir yetişkin yoktur. Aslında oldukça muhtemeldir ki, yetişkinlik yıllarında arzulanan intihar fantazileri sadece gençliklerinde kafalarında yer eden intihar düşüncesidir”. 15-20 yaşları arsında intihar oranının 15 yaşın altındakilere göre 8-9 kat fazla olması gençlik dönemindeki intiharların boyutlarını açıkça göstermektedir. Ayrıca, girişimlerin de gerçek intiharlara oranla en çok bu dönemde olduğunu düşünürsek sorunun önemini bile vurgulamaya gerek kalmaz. Çağdaş toplumlardaki işsizlik sorunu yanısıra, umutsuz aşklar, istediği bir statüyü elde edemeyeceğine inanma ve işe yaramama duyguları gerçek intihar olaylarına neden olabilmektedir. Ayrıca, girişimlerde bu tür duygu ve düşüncelerinde destek ve yardım sağlama çabası yatmaktadır. Gençlik içinde azınlık oluşturmasına rağmen, gençlik denince ilk akla gelen “öğrenci gençlik” sorunları yönünden biraz daha farklıdır. Ülkemizde önemli boyutlara ulaşmamasına rağmen, öğrenim başarısızlığı, öğrenci gençliğin intihar nedenleri arasında sayılabilir. Ailesine karşı hala bağımlı olan bir öğrenci, kendisinden istenilen tek şeyi; öğrenimini bitirmeyi başaramadığı için suçluluk duyarak intihara bile teşebbüs edebilmektedir. Gençlik için en önemli sorun çevresiyle iletişim kuramamaktadır. Sorunlarını çözmek için çevreden devamlı yardım bekler, anlaşılmayı diler. Bu iletişimi kuramayan genç için intihar son itetişim aracıdır. Burada ana-babaya düşen en önemli görev, gencin kurmak istediği iletişime doğru bir biçimde tepki vermektir. Burada şu ilginç örneği verirsek yerinde olur: “1965 yılında Berkeley Üniversitesinde Serbest Konuşma Yılı ilan edilmiş (öğrenciler her konuda serbestçe konuşma hakkına sınırsız olarak sahip olmuşlar ve daha önce sıkça intihar olayları görülürken) o yıl hiç intihar olayı görülmemiştir.”  Yorum yok
 
Çocuk İntiharları PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Rehberlik   
İntihar olgusu incelenirken en ilginç ve en üzücü olanı hiç şüphesiz çocuk intiharlarıdır. Henüz bedensel gelişimlerini tamamlamamış, kişilikleri gelişmemiş, hayatın çeşitli zevklerini alamamış bu küçük insanların daha bu yaşta niçin intihar ettiklerine geçmeden önce, çocuklarda ölüm kavramının nasıl ve ne zaman geliştiğini inceleyelim. Çocukluğun ilk yıllarında ölüm, görünmezle eşanlamlıdır. İlk yaşın sonlarında bebek annesinin yanında olmayısıyla onun varolmadığını düşünür. Daha sonraki yaşlardaysa çocuk tamamen yalnız olmadığını ve bu gücünü kontrol edebileceğini öğrenir. 2-4 yaşları arasında çocuk bazı fantaziler geliştirir. 6 yaşına kadar süren bu fantaziler; sevilen bir kişiye karşı duyulan ölüm isteklerdir. Bu tür fantazileri arttığı zaman, çocuk bu düşüncesinden dolayı utanır ve suçluluk duygusu uyanır. Çünkü başkasının ölümünü istemek, kendi ölümünü düşünmekten daha korkunçtur. Çocukluk döneminin sonuna kadar ölüm kavramı tam olarak gelişmez; çocuk, ölümün sadece büyüklere özgü olduğunu düşünür. Çevresel güçlüklere tepki verirken, ciddi olarak kendini öldürmeyi düşünmek onun yapısına aykırıdır. Burada fantazileri ve gündüz rüyaları da yardımına koşar. Bunlar yoluyla intihar düşüncesi pek akıllarına gelmez. Çocuk yavaş yavaş büyüyerek yaşamın edilgenliğinden, oyunun etkinliğine geçerken (psikologlara göre) hoşa gitmeyen yaşantısını oyun arkadaşlarından birine aktarır ve böylece yerine geçen biri aracılığıyla kendinden öcünü alır. Yapılan araştırmalara göre, çocukların hemen hepsinde geçici intihar eğilimleri vardır. Çocuklar, ölümlerinin diğerleri üzerinde yaratacağı etkinin düşüncesinden zevk almalarına rağmen, onunda uygulamayı reddederler. Çocuklarda evden kaçma olaylarına sık sık rastlanır. Yapılan araştırmalarla evden kaçma ve intihara aynı dinamiklere sahip oldukları saptanmıştır. Çocuk evden uzaklaşarak sorunlarından kurtulacağını düşünür. Sevdiklerinin yanında olmamak, onların ölü olmalarıyla aynı sonuca varır. Ancak ağır korku ve sıkıntı dolu bir yaşam çocuğun kaçma dışında kendisine zarar verme düşüncesi için bir ortam hazırlayabilir. Ölüm hakkındaki düşünceler çocuklarda genellikle 10 yaşından sonra oluşur. Bu nedenle 10 yaşın altındakilerde intihar olaylarına pek rastlanmaz. 10 yaşındakilerden büyük olanlarda bile intihar oranları oldukça düşüktür. Fakat, buna rağmen intihar girişimleri gerçek intiharlardan kat kat fazladır. Bu oransal farklılığın başlıca nedeni seçilen yöntemmin ölümcül olmaması yanısıra, iki davranışın –daha öncede belirtildiği gibi- farklı dinamiklere sahip olmasıdır. “Dorpat’ın bir araştırmasına göre, gerçek intihar grubunda dağılmış aile etkeninin oluşuması büyük bir oranda ana-baba ölümüne bağlıdır. İntihar girişimlerinde ise ana-baba boşanması yüksek oranda bulunmaktadır.” İntihar girişimi ile çocu ailesindeki sorunları halletmeyi amaçlar. Bu tür bir tepkiyle ebeveynlerini korkutarak dağılan aile birliğini eski durumuna getireceğini düşünür; bunda oldukçada başarılıdır. Çünkü dağılmış ailelerin bir çoğu çocukları için tekrar biraraya gelirler. Gerçek intiharlarda ise, ana-babadan birinin kaybı ve ona kavuşmak isteği çocuğu ölüme sürükleyebilir. Bunun yanısıra başkasına yönelik öfkenin suçluluk ve utanç duygusuyla içe alınması sonucu ortaya çıkan bunalımla da çocuk intihar edebilir.

NEDEN İNTİHAR

Çocuk intiharlarının sayısal olarak az olduğunu belirtmemize rağmen, bu intiharların yaklaşık % 75’i erkek çocuklar tarafından gerçekleştirilir. Girişimlerdeyse kız çocuklar çoğunluğu oluşturur. Kız çocuklar edilgen olmaya daha çok zorlandıkları için, bir şeyi elde etme amacıyla girişimlerde daha çok bulunurken, erkek çocuklar otoriteye karşı gelme, nefret, saldırganlığın kendine yöneltilmesi sonucu ölmeyi daha çok istemektedirler. Başkalarını yönetme, sevgi ve etkinlik kazanma, sevdiği insanları cezalandırma çocukları intihara sürükleyen nedenler arasında sayılabilir. Çocuk daha önce, “beni kaybedince çok üzüleceksiniz” vb. uyarılarda bulunmuş, fakat gerekli ilgiyi yine de bulamamıştır; başvurulacak son çare iseintihar olabilmektedir. Ailede meydana gelen intihar olayları da çocuğu bazen cezbedebilir. Çocuklukta bu eğilim otaya çıkmasa bile, ilerde bazen kendini gösterebilir. Burada önemli olan, eğilimin çocuklukta ortaya çıkmasıdır. Sonuç olarak çocuk intiharlarında en önemli etkenin aile olduğunu söyleyebiliriz. Boşanma veya ölüm sonucu ailenin parçalanmasıyla çocuk, en çok ihtıyaç duyduğu savgiden yoksun kalmaktadır. Ayrıca, aşırı ya da az ilgi göstermek de çocuk bu tür bir davranışa yönelebilir. Şunu da belirtmek gerekir ki, çocuğun sosyalleşmesine çalışan aile bireylerinin yapması gereken en önemli şeylerden birisi de, yaşam ve ölüm hakkında az da olsa tatminkâr edici bazı bilgileri vermeleridir. Hemen her ülkede çocuk intiharları toplam intihar oranlarının % 10’unu geçmemektedir. Bunların çok büyük bir kısmı da 9-10 yaşından büyük olanlar tarafından gerçekleştirirlmektedir. 1 Yorum
 
İntihar Hakkında Neler Biliyoruz PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Rehberlik   
Eninde sonunda herkesin kendini öldürmek için geçerli bir sebebi vardır. Fakat intihar eden kişi diğerleri ile uzun süre iletişim kurmuş, onlardan yardım beklemiştir; intihar ise kişi için genellikle son çare olmaktadır. İntihar edenlerin büyük bir çoğunluğu bu niyetlerini eylemlerinden önce doğrudan veya dolaylı olarak arkadaşlarına veya yakınlarına anlatmışlardır. Halk arasında yaygın olan bazı yanlış kanılar vardır ki, bunlar intihara eğilimi olanlar için tehlikeli ve teşvık edicidir. Bu tür yanlış kanılar yerine doğru olanları bilinirse, intihar niyetleri olan birçok kişinin bu niyetleri çok önceden anlaşılmıs ve yardım edilmiş olabilecektir. Farberow ve Leonard bu konudaki yanlış kanıları ve doğru olan şekillerini bir liste halinde toplamışlardır:                                                           
Yanlış

Doğru

İntihar hakkında konuşanlar intihar etmez. Kendini öldüren her on kişiden sekizi intihar niyetlerini daha önce kesin uyarılarla bildirmislerdir.
İntihar eden kişiler gerçekten ölmek niyetindedir. İntihara kalkışanların bir kısmı ölmek ve yaşamak arasında karar verememişir.
İntihar uyarısız olur. İntihara kalkışan kişi bunu çeşitli yollarla bildirir. Bu yollara karşı alarmda olursak intihar önlenebilir.
Bir kişi intihar etme eğilimindeyse, bu sonsuza kadar devam eder. Bu kişilerde intihar etme arzusu kısıtlı bir süre için olur. Kurtarılabilirlerse, hayatlarının geri kalan kısmını mutlu olarak yaşayabilirler.
Bir intihar krizinden sonra intihar riski sona ermiştir. Birçok intihar ilk girişimten sonraki bireyin sağlıksız fikirlerini eyleme geçirebileceği enerjıye sahipken üç ay içinde olmuştur.
İntihar olayları zenginler arasında veya tam tersi fakirler arasında görülür. İntihar ne sadece zenginin ne de fakirin sorunudur. Toplumun her kesiminde olmaktadır ve de çok demokratiktir.
İntihar bir ailede genetik olarak bireylere aktarılan bir mirastır. İntihar aileye dadanmaz. Sadece bireyin sorunudur ve önlenebilir.
Bütün intihar eden bireyler kafaca hastadır.Yüzlerce intihar olayında intihar edenler çok mutsuzdurlar; fakat bu, onların kafaca hasta olmalarını gerektirmez.
 Yorum yok
 
İntihar PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Rehberlik   

İNTİHAR

İntihar insanın öz benliğine bir saldırganlık ve yok etme eylemi olup, bireyin yaşamına istemli olarak son vermesidir.
İnsanlık tarihi boyunca bütün toplumlarda her zaman değişik sıklıkla görülen intihar, sadece ruh hekimlerini ilgilendiren bir surun olmayıp, ekonomik kültürel yönleri ve yansımaları vardır.

Neden kendine düşmanlık?

İlkel toplumlarda bile intihar eylemi söz konusu olmuş, ilkel insanlar olaya kötü ruhların yada şeytanın neden olduğunu düşünmüşlerdir.
Vikingler intihar ederek ölenlerin anısına ve ailesine büyük saygı gösterirler, savaşta şehit olanların ve intihar edenlerin cennete gittiğine inanırlardı.
Eskiden olduğu gibi günümüzde de Afrika da bulunan bir çok kabilede intihar bir bağlılık, dostluk simgesi olarak benimsenmiştir.
Bilindiği gibi müslümanlık da intihar ederek ölenlerin dini ve tanrıyı inkar ettikleri, büyük günah işledikleri kabul edilmiş olup bu şekilde ölenlerin cenaze namazları kılınmaz.
Fransız devriminden sonra insan hakları bildirisinin yayınlanmasıyla, kurumsal düzeyde intihar girişiminde bulunan yada intihar ederek ölenin dinsel yada yasal olarak suçlanması son bulmuş ancak toplumsal yaklaşım değişmemiştir.
Çağımızda intihar girişiminde bulunan ya da intihar ederek ölen bir insan karşısında toplumların genel kanısı bir cümleyle özetlenebilir. "Bunu yaptığına göre deli olması gerekir" Gerçektende çağdaş toplumlar ve hekimler intihar eylemine ruhsal bozukluk ya da hastalığın bir belirtisi olarak yaklaşmaktadırlar.
Kuşkusuz kaygı ve depresyon çağı olarak adlandırılan bu yüzyılda intihar eylemleri önemli bireysel ve toplumsal bir sorun olarak görülmektedir. İntiharın, saldırgan dürtülerin, isteklerin bastırılması ve insanın kendi öz benliğine yönelmesi sonucu ortaya çıkan bir eylem biçimi olduğunu belirttik. Bu tip bir davranışın ortaya çıkmasında ve eyleme dönüşmesinde benlikle üst benlik arasındaki çatışmadan kaynaklanan kaygı önemli rol oynar.
İnsanlar genellikle hayatlarında arada sırada ortaya çıkan sıkıntılar yada travmatik olaylarla baş edebilirler. Fakat bu olaylar üst üste geldiğinde her zamanki baş etme yöntemleri yetersiz kalabilir. İntihar girişimi çaresiz kalan bir kişinin çıkış yolu bulamadığı, sorunlarından umutsuz olarak kaçmak istediği, kendinden yada çevresinden kaynaklanan sorunlarla kendini köşeye sıkışmış hissettiği zamanlarda duyduğu öfkeyi kendine yöneltmesidir. Bu şekilde hem kendini hem de çevresindeki suçladığı kişileri cezalandırmaktadır.
Yörükoğlu (1993)' na göre ise kişi kendi benliğini değersiz ve yetersiz buluyorsa kişinin benlik saygısı azalır. Ruhsal çökkünlük yani depresyonda olan kişi kendini o kadar değersiz bulabilir ki yaşamına son vererek bu değersiz benliğinden kurtulmak ister.
İnsanlar genellikle çeşitli sorunlara bağlı olan dayanılmaz duygusal acılardan kurtulmak için intihara başvururlar. İntihar çoğunlukla bir "yardım çığlığıdır." İntihar girişiminde bulunan kişi öylesine bir sıkıntı içindedir ki bu durumdan kurtulmasını sağlayacak başka seçenekleri göremez.
İntihar eyleminde bulunan pek çok kişinin ortak amacı yaşamlarına son vermek değil acılarına son vermektir.
"İntihar oranlarını arttıran psikososyal risk faktörleri"
Madde ve alkol istismarı hem duygusal, bilişsel, sosyal, ailevi ve davranışsal fonksiyonlara olan etkisi hem de bireyin kontrol duygusunu azaltması nedeniyle intihar davranışı için anlamlı bir risk faktörü olarak görülmektedir.
Alkol ve madde istismarı oranlarındaki değişiklikler büyük bir olasılıkla özellikle ergen intiharlarındaki dramatik artış ile ilgilidir. Avrupa'daki intihar oranlarının araştırıldığın bir çalışmada, alkol tüketimindeki yüzde değişiminin, intihar oranlarındaki değişim ile yüksek koralasyon gösteren tek değişken olduğu ortaya çıkmıştır.
Stresli yaşam olayları da intihar davranışını arttırıcı bir risk faktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde psikososyal stresörler 25-30 yıl öncesine oranla oldukça artmıştır.
İntihar olaylarına medyanın da anlamlı bir etkisi vardır. Medyada intihar gibi şiddet içeren olayların yayınlanmasının intihar girişimlerine etkisi büyüktür. (phillips 1977 ) özellikle gençler basın yayın organlarında büyük puntolarla yer alan bu olaylardan etkilenmektedirler.
İntihar olaylarını gazetelerin baş sayfalarında çarpıcı ve sansasyonel bir biçimde işlenmesi , intihar olaylarının artışında anlamlı bir etki yaratmaktadır. Medyada ki intihar haberlerine baktığımızda yalnızca kullanılan , yöntemlerin üzerinde durulduğunu , intiharın altında yatan duygusal nedenlerin göz ardı edildiğini görmekteyiz . bu durum taklit intiharların oluşmasına neden olmaktadır. İntihar haberleri yayınlandıktan hemen sonra intihar olaylarında artış görülmektedir. Örneğin , marilyn monroe kendini öldürdükten sonra intihar oranı %12 kadar artmıştır.
İntihar ile ilgili edebi eserler ve intihar davranışı arasında da bir bağlantı bulunmuştur. Gould ve shaffer ( 1986 ) tv'de üç ayrı kanalda intihar ile ilgili filmlerin gösterildiği bir dönemi takip edn günlerde ergenler arasında intihar girişimleri ve tamamlanmış intihar oranlarında anlamlı bir artışın olduğunu saptamışlardır. Okunan bir kitaptan ya da seyredilen bir filmden etkilenip , aynı yöntemi kullanarak intihar eden bireylere rastlanması yeni bir olay değildir.

İntihar Riskinin Yüksek Olduğu Durumlar :
· Geçmişte yapılmış bir başka intihar girişimi .
· Ailede intihar edenlerin bulunması .
· Depresyon .
· Alkol ya da diğer maddelerin aşırı kullanımı ve bağımlılık .
· Acı veren , yetersiz bırakan ya da çaresi olmadığı düşünülen fiziksel bir hastalık .
· Sağlık yada yaşam durumlarında ortaya çıkan veya çıkması beklenen olumsuz olarak algılanan değişiklikler .
· Yakın zamanda bitmiş çok yakın bir ilişki .
· Statü kaybı .
· Ekonomik bunalım .

Kimler İntihar Eder ?

Dünya salık örgütü intiharları " gerçek intiharlar ve intihar girişimleri" olarak ikiye ayırır. Gerçek intiharlar ölümle sonuçlanır. İntihar girişimleri ise bireyin kendini yok etmek , zarar vermek , zehirlemek amacı ile gerçekleştirdiği intihara yönelik , ölümcül olmayan tüm istemli girişimlerdir. Gerçek intihar olasılığının görece olarak en yüksek olduğu ruhsal bozuklukların başında depresyonlar bulunur .
Ölümle sonuçlanan intihar girişimlerinin yaklaşık % 65 'de depresyon tanısı konmuştur. Depresyonlardan sonra alkol , uyarıcı , uyuşturucu ilaç ve madde bağımlılarında maddenin kullanıldığı süre içersinde ya da madde kesildikten sonra , yoksunluk belirtileri sırasında intiharlar olabilir.
Şizofrenik de de amaçsız , anlamsız intiharlar görülebilir. İntihar girişimlerinin % 30'da hasta da iki ( ambivalance ) düşünce vardır. Ölmeyi hem ister , hem istemez . bu düşünce biçimine göre intihar eylemleri çelişik olabilir. İntihar girişiminden hemen sonra yaşamını sürdürmek için çaba gösterir. Çevreden yardım ister.
İntihar girişimlerinin % 5 ,% 10 türlü nedenlerle gerçek intihara dönüşebilir.
Yanımızda ki bir kişinin intihar etme düşüncesini NASIL anlayabiliriz ?
İntihar etme eğiliminde olan kişiler sıklıkla bilinçli yada bilinçsiz olarak yardım istediklerini ve kurtarılmayı umduklarını ima edecek şekilde çok sayıda uyarı verirler bununla beraber bir yada birden fazla uyarı o kişinin gerçekten intihar edeceği anlamına gelmez . Emin olmak İçin tek yol ona sormaktır. Bazı durumlarda da intihar eyleminde ki kişiler kurtarılmak istemezler ve dolayısıyla uyarı işaretleri göstermekten kaçınabilirler.

Şimdi intihar düşüncesinde olan insanların sıklıkla gösterdikleri tipik uyarı , işaretlerine bir göz atalım ;
· Arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaşma
· Gündelik işlere karşı ilgiyi kaybetme
· Üzüntü , umutsuzluk , huzursuzluk , yorgunluk , iştahta kiloda uyku düzeninde ve hareket düzeyinde önemli değişiklerle seyreden depresyon belirtileri
· Kendisi hakkında olumsuz şeyler söyleme .
Bu kesin bir liste değildir bazı insanlar bu işaretlerden hiçbirini göstermeden intihar düşüncesinde olabilirler.
Evet herkesin intihar etmek için bir nedeni vardır. Acaba var mıdır? Yoksa bu bir kaçış mıdır? Veya bir anlık bir buhran mıdır? Evet hemen hemen her gün gazetelerde televizyon haberlerinde dinliyor ve okuyoruz. İşte falanca borsada şu kadar para kaybetti. Kendisini tabancasıyla vurdu. Falanca sevdiği kız uğruna üzerine benzin döküp kendini yaktı. Bir başkası artık şovv haline gelen boğaz köprüsü şov yapanlar veya tuttuğu takım başarısız oldu diye çözümü intiharda arayanlar. Neden hep aynı yolu deniyorlar yaşamlarındaki anlamsızlık mı? Yoksa kendilerine olan saldırganlık dürtüleri mi ? adres hep aynı.

KRİZ SIRASINDA MÜDAHALE PLANI

Güvene, içtenliğe ve kabule dayalı bir ortam yaratın
Yumuşak ve net konuşun, sesiniz içten ve sıcak olsun. Çok açık olmaya çalışın. Kişinin konuşma düşünme hızına saygı duyun ve sabırlı olun. Heyecan içeren duygularınızı ifade etmeyin. Sakin olun. Kendinizi ve çevrenizi kontrol altında tutun. Mümkünse tehlikeden uzak sakin bir yer seçin. Bazen ilişki kurmak zor olabilir. Kişi ağlayıp bağırabilir, alkol ya da ilaç etkisi altında olabilir. Bekleyin ! eğer sizin vaktiniz yoksa bir başkasından yardım isteyin.
Ama kaçmayın .
Kişinin intihara neden olarak ileri sürdüğü problemi üzerinde çalışabilecek şekilde yeniden tanımlayın
Kriz halindeki kişiler genellikle bir sorun yığını altında kalmış gibidirler. Müdahaleyi yapan kişinin , en acil ve en yoğun problemi bulup üzerinde çalışılacak şekilde açığa çıkarmalıdır. Yapılması gerekenler için bir öncelikler listesi oluşturun .( Listenin en başında bulunması gereken seçenek " sağ kalmak olmalıdır.") geçmişte yaşanan sorunlar değil şimdi ve burada ki sorunlar üzerinde durun.
Durumun aciliyet ve tehlike derecesini değerlendirin
Kişide gözlenen belirtilerin ipuçlarının , verdiği mesajların aciliyet derecesini araştırın , ancak bunu yaparken açık ve sakin olun. Kendinize şu soruyu sorun :"kişi kendisine gerçekten zarar verecek mi ?" farklı tehlike düzeyleri farklı müdahaleleri gerektirir.
Mantık ve duygular arasındaki dengeyi yeniden oluşturun
Kriz anında insanlar isterik bir nöbetten , inanılmaz derecede mantıklı konuşmaya kadar , çok çeşitli psikolojik durumlar içine girebilir. Çok yoğun duygular yaşayanları sakinleştirmeye çalışın. Çok mantıklı konuşanlarda ise bazı duyguları ortaya çıkarmaya çalışın. Eğer sorunun özüne inmek ve gerçekçi çözümler üretmek istiyorsanız duygusal bir dengenin sağlanması gerekmektedir.
Kişinin şimdiki ve geçmişteki güçlü yanlarını araştırın
Burada sorulacak soru kişinin o ana kadar sorununu çözmek için neler yaptığı ve sonuçlarının ne olduğudur. İnsanlar bazen sorunlarıyla tek başlarına uzun süre uğraşıp , başarısız olduktan sonra yardım isterler. Bazıları da kendileri hiç bir şey yapmadan denemeden sorunu diğer insanların çözmesini bekleyebilirler. Müdahaleyi yapacak kişinin herhangi bir öneride bulunmadan önce bunu anlaması gerekir . kriz içindeki kişiler genellikle hayatlarındaki olumlu şeylerin farkında değillerdir. Müdahaleyi yapan kişilerin onları anlaması gerekir. Ancak bu onların olumsuz bakış açısına kendilerini kaptırmaları anlamına gelmemelidir.
Aciliyet derecesine göre, geleceğin planlanması
Krizin aciliyet düzeyi arttıkça kişinin uzun vadeli çözümleri beklemeye tahammülü azalır. Krize müdahale bir terapi değildir. Acı veren bir sorunla şimdi ve burada başa çıkma yoludur. Gerçek ve olabilirliği yüksek çözümler üzerinde odaklaşılır.
Eyleme geçme kararının alınması
Çözümler üzerinde konuşmak ilk adımdır. Önemlidir. Ama daha sonraki adım yapılacak iş üzerinde karar vermektir. Eğer bunu yapmazsak , kişinin sorunu açığa çıkabilir , ama çözüme yönelik hiçbir şey yapılamadığından acısı aynı kalır.
İntihara hayır yönünde bir kontrat oluşturma
İntihar etme olasılığı olan bir insanla yapılacak her müdahalede mutlaka bir intihara hayır sözünün verileceği bir anlaşma yapılmalıdır. Diğer deyişle bu kontratın anlamı kişinin her ne olursa olsun hiçbir koşulda kontrat yaptığı uzmanla görüşmeden intihara kalkışmayacağıdır. Tüm enerjisini kendisine yardım edecek birine ulaşmak için kullanacaktır.
Müdahaleyi sona erdirme
Çok çeşitli nedenlere bağlı olarak kişi hala sorunu üzerinde konuşmak isteyebilir. Yada daha farklı sorunlarını getirmek isteyebilir. Buna izin verilmemelidir. Yumuşak ama kesin bir ses tonu ile artık konuşmak değil sorunu çözmek için harekete geçmek zamanının geldiği belirtilmelidir. Ancak hiçbir şekilde karşınızdaki kişiye onu reddettiğiniz mesajı verilmemelidir.

İNTİHAR EDEN KİŞİLERİN YAKINLARINDA GÖZLENEN YAS REAKSİYONLARI

· Dehşet
· Korku
· Suçluluk
· Ölene kızgınlık
· Duygu durumu değişmeleri
· İntihar düşünceleri
· İntihara inanmama
· Bunu niçin yaptılar
· Tamamlanmamış uğraş
· Reddetme
· Değerlere ait kriz
· Güven kayıbı
İntihar girişiminde bulunan kişi sıklıkla hiç kimsenin onu önemsemediğini düşünse bile yakınları için intihar son derece sarsıcı bir olaydır.
Ailede intihar eden birinin olması geride kalanlar için kendilerini toplumdan izole edilmiş hissetmelerine neden olacak kadar, baş edilmesi son derece zor, bir leke gibidir.
Geride kalanlar kınanma endişesi nedeniyle yaşanan olayı paylaşma konusunda çekingen davranabilirler. Bu kişiler sıklıkla başarısızlık duygusu yaşamaktadırlar. Çünkü çok sevdikleri bir kişi intiharı seçmiştir.
DİKKAT
İntihar riski olan bireylere yaklaşımda dikkat edilecek noktalar :

Dinleme
· Tüm dikkatinizle ve karşınızdakinin sözünü kesmeden dinleyin
· Neler söylediğini ayrıntılarıyla hatırlayın UNUTMAYIN ne kadar az konuşup ne kadar çok dinlerseniz o kadar çok hatırlarsınız.
· Sözel olmayan ipuçlarına dikkat edin
· Söylenen sözlerin altında yatan duyguları anlamaya çalışın
· Anlattığı durum sizin başınıza gelseydi neler hissedeceğinize bakın
· Konuşurken duraksadığı sessizleştiği yerlere dikkat edin
· Sessizliklere katlanmaya çalışın
· Kendinizi rahatlamaya onunda rahatlamasını sağlamaya çalışın.Sakin hissetmeseniz bile sakin olmaya çalışın

Tepki verme
· Kişinin hissettiğini sandığınız duygularını zihninden geçirdiğini tahmin ettiğiniz düşüncelerini tanımlarken hata yapabileceğinizi unutmayınız
· Kendi duygu ve düşüncelerinizi işe karıştırmayınız
· Olabildiğince az soru sorun kesin bilgi istiyorsanız sorularınız kesin ve net olsun bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorsanız açık uçlu sorular sorun ( ne oldu ? ne anladın ? bu olaya nasıl bir anlam veriyorsun ?... ) ama her ne olursa olsun neden ? niçin? ile başlayan sorulardan kaçının.
· Tasdik anlamına gelen hı hı tamam gibi sözcükleri mümkün olduğunca az kullanın.
· Dinlediğinizi göstermek onu daha çok konuşmaya cesaretlendirmek ve duyduklarınızı doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol etmek için kişinin söylediklerini kendi cümlelerinize dökerek tekrarlayın
· Yargılamaktan yorumlar yapmaktan kaçının
· Kişinin başından geçenler ile yaşadığı olaylara gösterdiği tepkileri ve düşünceleri arasında bağlantılar görüyorsanız bunları o kişiyle paylaşıp algılarınızın doğru olup olmadığını sorun
· Gereksiz şekillerde konuyu değiştirmeye yada kişinin sözünü kesmeye kalkışmayın
· Çok erken çok sık yada çok uzun konuşmaktan kaçının
Konuşmayı bitirdikten hemen sonra yeniden dinleme durumuna geçip kişinin söylediklerinize nasıl tepkiler verdiğini gözleyin ve yeni bir tepki oluşup oluşmadığına bakın.
Eğer birisi size intihar düşüncelerinden söz ederse her şeyden önce onu dinleyin ve sonrada ona şunu söyleyin "Ben senin ölmeni istemiyorum" diyerek ona değer verdiğinizi hissettirin ve profesyonel yardım alabileceği bir psikoloğa, veya danışmana başvurmasını sağlayın.
İntihar etmek üzere olduğunu hissederseniz konuşmakla vakit harcamayın yapmanız gereken tek şey onu hemen bir acil yardım kliniğine götürmektir.
Bir gün sizler de aynı duyguları yaşarsanız :
Kendinizi umutsuz , çaresiz ve yalnız hissettiğinizde konuşabileceğiniz beş kişinin adını yazarak bir liste yapın kendinizi intihar düşünceleri içinde bulduğunuzda bu listedeki en çok tercih ettiğiniz kişiden başlayarak sizi dinleyecek ve anlayacak birini bulana kadar herkesi teker teker aramaya söz verdiğiniz bir intihara hayır anlaşması hazırlayın intihar girişiminde kendilerine uzatılan yardım ellerini göremeyeceğini aklınızdan çıkarmayın siz bu ölümcül hataya düşmeyin ve başvuracağınız bu kişileri önceden bir yerlere yazmanın yaralı olacağını unutmayın .


KAYNAKLAR :
İNTİHARIN PSİKO DİNAMİKLERİ : Dr. Nezahat ARKUN
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları İstanbul 1978
TÜRK PSİKOLOJİ BÜLTENİ Sayı 5 ve 6 KASIM 1996
NİSAN 1997

Bu değerli araştırma için 19. Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü öğrencilerine sonsuz teşekkürler.

 

Yorum yok
 


Rehberlik Web Net & Hayatımız Rehberlik

çocuk gelişimi bebek gelişimirehberlik- etkinlikleri- rehberlik-hikayeleri- rehberlik-pano-yazilari- etkili-konuşma-sanatı- SBS Sınavı Web Stats Teknoloji Tasarım