Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şuan Burdasınız: Ana Sayfa arrow Hızlı Okuma Teknikleri arrow Hızlı Okuma Teknikleri (3)
Hızlı Okuma Teknikleri (3) PDF Yazdır E-posta
Yazar Rehberlik   

Hızlı Okuma Teknikleri (3)

 

 

B. Okuma Hızlandırıcıları

Buraya kadar, hızlanmamızı engelleyen temel nedenleri anladığımızı varsayıyoruz. Şimdi sıra hızımızı arttırmaya gelmiştir. Eğer beynimizde engeller olmasaydı çabuklaşmanın arttırılmasının üç yolu olurdu: Bunlardan ilki frenleri kaldırarak ritmi arttırmaktır. Yukarıda bunlar anlatılmıştır. İkincisi metinleri bloklar halinde okumaktır. Üçüncüsü de metinlerin gereksiz kısımlarını geçerek seçmeli okumadır. Şimdi bu son iki husus üzerinde duracağız.

1. Blok Okuma

Blok Okuma basitçe, kelimeleri toplu halde görebilme yeteneğidir. Türk milli eğitim sisteminden geçmiş olup 1997 yılı itibarîyle 30 yaşın üzerinde olanlar önce harfleri, sonra kelimeleri okumayı öğrendiler. Bugün ilköğretimde önce cümleler hazırlanmakta, bunlar kelimelere bölünmekte ve fişler son olarak hecelerine ayrılmaktadır. Ülkemizde artık bütünden parçaya öğretim sistemi benimsense de yine de konunun ruhu tam olarak yerleştirilemediği için heceleyerek okumaya başladık ve eğer özel bir eğitim almamışsak halen tek kelime büyüklüğünü geçen blokları okuyamamaktayız. Blok okuyabilme tek göz odaklanmasında aynı anda birden fazla kelimeyi okuyabilme yeteneğidir. Bu bölümde önce blok okumamızı engelleyen sorunlarımızı çözmemiz, ardından basamak basamak okuma bloklarımızın alanını büyültmemiz amaçlanmıştır.

Blok okuma bölümü, Blok Faktörleri, Yatay Bloklar, Dikey Bloklar ve Seçerek Okuma olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Seçerek okuma başlı başına bir blok okuma türü değildir. Ancak bazı satırların hatta paragralırın okunmadan atlanması anlamına geldiği için blok okuma olarak yorumlanmıştır. Ayrıca seçerek okuma, okumayı genel olarak hızlandıran bir faktördür ve bu yüzden hızlandırıcılar başlığı altında yer almıştır. Bu bölümler altında işlenecek olan alt başlıkları aşağıda veriyoruz:

Blok Faktörleri:

• a) AGA Genişliği

b) Merkezi Odak

c) Sıçrama Mesafesi

Yatay Bloklar

• 2-3-4 Kelimelik Yatay Bloklar

Dar ve Geniş Rakam Blokları

Sütun ve “Y” Okuma Blokları

Dikey Bloklar

• 2-3 Kelimelik Dikey Bloklar

Dar ve Geniş Dikey Bloklar

Seçerek Okuma

• Seçerek okuma Türleri

Seçerek Okuma Biçimleri: Sütun, Sicim, paragraf, Kelebek

 

A. Blok Faktörleri

a) AGA Genişliği

Tanım: Blok okumaya en fazla etki eden faktörlerin başında Aktif Görüş Alanımızın genişlik düzeyi gelir. Bazılarının AGAları dardır veya mevcut potansiyellerini kullanamamaktadırlar. Eğer bir kişinin AGAsı dar ise o alana sığmayan kelimeleri tek odakta okuyabilmesi mümkün değildir. örneğin herkes “dünya” kelimesini tek odakta okuyabilirken çok az kişi “Çekoslavaklalılaştırabildiklerimiz” kelimesini tek odakta okuyabilir. Yine herkes “actgk” sembollerini blok halinde tek odakta okuyabilse de “acgfrmdnalmhscbenmhop” sembollerini tek odakta okuyabilen muhtemelen sadece bir kaç kişi bulunabilecektir. Asgari 5 harfin tek odakta herkes tarafından görülebildiği tespit edilmiştir. Bunun üzerine çıkmak, okuyucunun kişisel gayretlerini gerektirir. Bu konuda ileri sürülen ölçülerin hiç biri ise tam olarak gerçeği yansıtabilmekten uzaktır. Çünkü insanların yetenek gelişim düzeyleri arasında çok büyük mesafeler bulunmaktadır. Ancak yine de biz, genellikle elde edilen sonuçlardan hareketle bir orta yolu izleyeceğiz.

Nedenleri: Giriş bölümünde AGAnın gözümüzün tek odaklanmasında beynimizin kesin olarak gördüğü ve tanımlayabildiği alan olduğunu belirtmiştik. Amacımız bu alanı yatay ve dikey eksende genişletmek, tek odakta kesin olarak görebildiğimiz alanı geliştirmektir. Çünkü daha geniş AGA demek daha kapsamlı blok okuyabilme yeteneği demektir.

Aktif görüş alanının sınırlı olmasının nedeni temelde zihinseldir. Esasen göz 150 derecelik bir açıyla yatay-dikey boyutlarıyla kocaman bir dünyayı görmektedir. Bu arada her iki gözün birlikte gördüğü alan da yeterince geniştir. Göz tüm bu alanların resimlerini sağlığının imkan tanığı netlikte çeker; elektriğe yükler ve beyne gönderir. Tembelliğe alışmış beyinler bu resimleri tam olarak analiz edecek etkinlikte çalışmazlar. Daha da önemlisi biz önce küçük kelimeleri tek tek okumak suretiyle okuma yapmayı öğrendik. Kimse beynimize Mahkemede hakim kürsüsünün arkasında “Adalet mülkün temelidir” cümlesinin bir göz atışta okunabileceğini söylemedi. Biz ille de sadece kelimenin kendisine odaklanmak istiyoruz.

1. Dairesel AGA Gelişim Sistemini Kullanın

Yukarıdaki dairelerde yer alan sembolleri en iç daireden başlayarak, merkezdeki odağınızı değiştirmeden her defasında dışarıya bir katman genişleyerek okuyunuz. Tam olarak göremediğiniz daireye açıldığınızda orada uzun süre durun. Gözleriniz sabit bakmaya devam ederken beyninizin gördüklerinizi tanımasını bekleyin. Buraya ilgili daireyi yerleştirmedik.

2.Parmaklarınızla Egzersiz Yapın

İki elinizin başparmağını gözlerinize 20 cm mesafede tırnaklarınızın dış yüzeyi gözlerinize dönük olacak şekilde bitişik tutun. İki parmağınızın her iki tırnağını tek odakta görmeye devam ederken parmaklarınızı yavaşça uzaklaştırır. Görüntü netliğinin kaybolmaya başladığı sınırda durarak beyninize “her iki parmağı net görmesi” talimatını verin ve bekleyin.

3. Çevresel Görüşünüzü Geliştirin

Her fırsatta uygulayabileceğiniz genel bir çalışmadan söz edeceğiz. Dimdik önünüze bakıyorsunuz. Önünüzdeki alan bir park, bir resim, bir dağ vs olabilir. Gözlerinizin odağını değiştirmeden bakışınızın odağının dışındaki alanlarda var olan nesnelerin de beyniniz tarafından güçlü şekilde algılanması için zihninize gerekli talimatı verin ve bekleyin. Çevresel görüşü (peripheral vision) geliştirmenin en önemli katkısı beynimizin kavrama keskinliğini ve kontrol edebildiği alanı ve dolaysıyla zekayı arttırabilmesidir. Mantık olarak bu çalışma yukarıdaki birinci egzersize benzemektedir. Bu çalışmanın en önemli katkısı beynimizin kavrama keskinliğini ve kontrol edebildiği alanı dolaysıyla da zekayı arttırabilmesidir.

4. Yatay AGA Gelişim Sistemini Kullanın

Size verilen okuma penceresinin pencere kısmından bakarak arka sayfadaki satırları küçükten büyüğe doğru okuyun. Tek odakla bakarak okuyabildiğiniz en üst düzeyin tespit edilmesinde seminer sunucusu size yardımcı olacaktır. Bu düzeyden yukarıya çıkmak için çalışacaksınız. Bunun için genişlik düzeyini arttırmanız ve bir üst düzeyde sabit bakışla belli bir süre beklemeniz gerekir. Gözleriniz daha geniş alanları görebilecek bir bakış açısı bulacak ve beyniniz daha geniş alanı tanımayı öğrenecektir.

Harf Sayısı Anlamsız Sembol Bloklarıyla  Anlamlı Sembol Bloklarıyla

35 kahlmphngfuzirenmahbmhnagudars

 bir gün mutlaka bizde bunu anlarız


30 menhatplmanırgfnadfgsarnutakmı

 niçin dünyayı hor görüyoruz biz


20 ysfrgpnhyucvygfpdnmb

 bunu kere pare selvi


17 dugnhpbufypgrpdgd

 kara kuru sara al


15 ymypusyrndggfgh

 bana büyük şaka


14 mnhpakutrnfgpy

 aman verme ona


13 fgrhupdougndf

 han size küstü


12 napmkktrrfgh

 kim bize koşu


11 kanhemahyce

 yol yürü gel


10 ugfrdnhpai

 sen gül ol


9 anhrnastu

 gel al ol


8 truaniog

 serin al


7 istmees

 sert ak


6 cmoeon

 karasu


5 hlepm

 Yokol

 

b) Merkezi Odak

Tanımı:

Odak noktası belli bir alana bakarken gözbebeği ile 90 derecelik açı yapan noktadır. Tam odaklandığımız alan dim dik baktığımız alandır. Odaklandığımız nokta dim dik baktığımız noktadır; bu noktadan uzaklaştıkça görme keskinliğimiz azalmayabaşlar. Bizim görme kapasitemizi ilgilendiren en önemli faktör bu alanın sağında ve solunda bulunan bölümdür.

Haysi -ye- timiz

Gördüğünüz örnekte “ye” sesine odaklandığınızda sol ve sağ başta mevcut olan hecelere dengeli görülme keskinliği şansı verdiğini görürsünüz. Oysa odağınızı sol veya sağ başa yaptığınızda görme alanınızın yarısı okuduğunuz metne doğrudan uyarlanmamış olacaktır. Bu da okuma verimimizin yarısının çöpe atılması demektir.

Nedeni:

Bildiğiniz gibi Türkçede kelimelerin kökleri en soldadır. Dilimiz eklemli bir dil olduğundan kelimeler tek başlarına değişmez bir kalıp oluşturmazlar, soldan sağa doğru anlamlandırılan kelimelere sahibiz. Bu özelliğin yanı sıra okumayı öğrenme biçimimiz de sorunlu olmuştur. İlkokulda kesilen fişlere bakarak öğrenirken ilk hecelerden başlayarak okumuştuk; yani hecelemiştik. Alışkanlık haline gelen bu okuma biçimimizi değiştirmek ve kelimelere ortadan bakmak gerektiği bize öğretilmediğinde eski alışkanlıklarımızı devam ettirmemiz doğaldır. Açıkçası dilimizin özelliğine paralel olarak bu alışkanlığı okumayı öğrenirken edindik.

Çözümü:

1.Baştan Odaklanmayı Esnetin

Önce soldan odaklanma alışkanlığımızı esneteceğiz ve tam tersini uygulayacağız. Aşağıda geçen kelimeleri sağdan odaklanarak okuyun. (A) ve (B) şıklarında sizlere yardımcı olunmaktadır.

• A) Yasama meclislerinin etkileşimde bulundukları diğer iç faktör gurubu yasama meclislerinin idari örgütüyle ilgilidir. İdari örgüt ilk meclis örneklerinde neredeyse tamamen önemsizken, bir başka tabirle ilk meclis örneklerinde araştırmaların dikkatle

B) yapılması, yazışmaların takibi gibi hemen hemen bütün işler üyelerin kendileri tarafından yapılırken, meclislerin gündemlerinin günümüzün modern sistemlerinde son derece karmaşık hale gelmesi nedeniyle işlerin çoğu destek personeli tarafından yapılmaya başlanmıştır.

C) Ziyaretçilerin karşılanması, zaman planlaması yapılarak üyelerle görüştürülmeleri, telefon ve diğer haberleşme hizmetlerinin sağlanması, yazışmaların alınan kararlar çerçevesinde gerçekleştirilmesi, üyelere bilgi ve kaynak hizmetleri sunulması, bir başka ifadeyle işlerin “karar ve tercih” dışında kalan bütün aşamalarının gerçekleştirilmesi ve bu yolla üyelerin “iş başına harcayacağı zamanın” en aza indirilmesi görevi destek örgütlerine verilmiştir.

2. Ortadan Odaklanmayı Geliştirin

Baştan okuma alışkanlığınızı esnettiniz. Şimdi aşağıdaki kelimeleri her birine ortadan odaklanarak okuyunuz.

Bosnada

 yaşananlar

 bulunduğumuz

 vahşetlerinden


vicdanlarında sorumludurlar yüzbinlerle canavarlaşan,

parçalamakla yetinmeyerek müdahale mücadelesi

Müslüman Boşnakların açılabilecek kapatılmıştır.

Avrupa oyalama taktikleriyle görmezlikten

Beyannamesine korunmasına mücadeleleri Komisyonu

milletimizin kamuoyundan milletlerarası karşılığında

Zulmedenlerin hatırlanacak aşağılanacaklar ibretliktirler

güngörmüşlerin uyuyamıyorlarsa saadetler kahramanlarındır

3.Blok Bütünlükleri Kavrayın

Resimleri, tabela yazılarını veya eşyaları bir bütün olarak ve tek odakta görüp tam olarak kavramaya çalışın. Gözlerinizi resimlere, ekranlara, tabelalara sabitleyerek bakabilirsiniz. Gözlerinizin sıçramamasına, ancak çevresel alanın mümkün oldukça geniş şekilde görülmesine dikkat ediniz.

c) Sıçrama Mesafesi

Tanım:

Gözlerimiz okuduğumuz metinde kelimelerin uzunluğuna ve okuyabildiğimiz blokların büyüklüğüne göre sıçramak durumundadır. Bildiğiniz gibi gözlerimiz kelimeler üzerinden tek tek sıçrama yaparak okuyabilmekte ve görme odaklanma anında gerçekleşebilmektedir. Sıçrama mesafesinin dar olması blok okumanın gerektirdiği geniş mesafeyi imkansız hale getirir. Şu halde gözlerin kontrollü olarak belli bir mesafede kolaylıkla sıçratılabilmesi ve bu sıçramanın alışkanlık haline gelebilmesi blok okuma yeteneğimizin önündeki son engelin de kalkması anlamına gelir.

Nedeni:

Sıçrama mesafemizin dar olmasının nedeni onu dar kullanıyor olmamızdır. Özel eğitim almamış veya özel olarak çalışma yapmamış kişilerin gözlerinin sıçrama mesafesi dardır. Bir diğer değişle genellikle iki göz odağı arasındaki mesafe ancak bir kelimenin sığabileceği büyüklüktedir. Eğer heceleyerek okuyorsanız gözlerinizi hece mesafesinde sıçratırsınız. Eğer kelime kelime okuyorsanız gözleriniz kelime mesafesinde sıçrar. İşte, şimdiye kadar kelime kelime okumuşsanız gözlerinizin bu mesafede sıçrama yapmaya alışkın olduğunu söyleyebiliriz. Bu alışkanlığı esnetmemiz ve daha geniş sıçramalar yapabilecek hale gelmemiz gerekiyor.

Çözümü:

1. Sıçrama Mesafenizi Büyütün

Aşağıdaki örneklerde gözlerinizin en sol ve en sağ noktalarda bulunan kelimeleri okuması istenmektedir. Aralarda yer alan kelimelere veya boş bırakılan alana odak yapmanız kesinlikle yasaktır. Bunu başarıncaya kadar seminer yönetmeninizin veya bir arkadaşınızın gözlerinizi kontrol etmesini sağlamalısınız.

a) Yasama meclislerinin temel görevi kanun yapmak, temsilcisi oldukları toplum adına toplumsal mekanizmaları toplumun ihtiyacı ve talebi paralelinde oluşturmak olarak tanımlanabilir. Bu çerçevede meclisler bir taraftan dış faktörlerle diğer taraftan da iç faktörlerle iletişim içerisinde olacaktır. Dış faktörler kapsamında hükümet, devletin diğer kurumları, diğer devletler, devlet içindeki sivil toplum örgütleri, basın ve bireysel olarak vatandaş düşünülebilir. İletişimin ve demokratik katılım anlayışının gelişimi paralelinde yasama meclisleriyle iletişim halinde olan dış birimler hem sayısal olarak hem de etkinlik düzeyi bakımından gittikçe büyümektedir.

b) Yasama meclisleri işlevlerini yerine getirirken temelde iki tip faktör gurubunun etkisi altında kalırlar. Bunlardan birisi yasama usulüyle ilgilidir. Meclis üyelerinin birbirlerine göre konumlarının ne olacağı, nasıl bir ilişkilenme biçimlerine sahip olacakları, görev bölümü ve dağılımını hangi kurallara bağlı olarak gerçekleştirecekleri, işleri hangi işlem akışından hangi yollarla geçirecekleri, hangi işleri gerçekleştirmekle yükümlü oldukları gibi hususlar yasama usulü kavramı çerçevesindedir. Prosedür veya usul hem meclis tarafından hem de meclisle ilişkili dış guruplar tarafından kabul görmüş meşruluk aracıdırlar. Yazılı veya sözlü hükümlerden oluşan usul, çatışma ve karmaşanın engellenmesini sağlamanın ötesinde yasama meclislerinin çıktılarını üretebilmeleri bakımından oluşturulmak zorundadır.

c)

DARACIK MENZİLİMDE BİR AĞACIM VARDI

Daracık bir menzil burası, bir avuç kadar dar

Ağaç ol, konuşurum, duy beni yeter

Ayrı dünyamızda olsun, duyarım seni

Yürek o lsun sende, sevgi olsun

Olsun, yeşillik yeşersin yerinde

Sen şen ol ağacım, tüm dünya kadar

 

El pençeyim, mahzunum bugün

Bekleşen ruhlarımızda dolaşan asırların rüzgarında

Dans ederken engin eğlencelerinde sen

Mahsunum, dostsuzum, yalnızım

Evladım bile unuttu beni, dağlarım unuttu

Kokularını paylaştığım çiçekler şimdi

Ve varlığımı paylaştığım fani “sevdiğim”

Şimdi senin göğsünde şenliği hayatın

Bağrındaki kuşlardan biri de ben değilim

 

Benim selvimi özlüyorum şimdi

Başımı okşayan bir şefkat eli vardı

Dünyayı görürken gözlerim

Göğsünün sıcaklığında kaybettiğim

Şimdi başım senin kollarında selvim

Senin dallarında ellerim

 

Saçlar yemyeşil de olurmuş

Çiçeğe dönermiş dudaklar

Emanet bedenimi özlüyorum şimdi

Bahçendeki çiçeklerde kendimi arıyorum

Yaprak yaprak inleyişlerini duyuyorum

Bir zikir günü ki bugün gecemi kaplar

Fani ağacım başucumda, sevdiğim ağacım

Bugünkü günüm bir gün senin de gecene dolar

Sendeki emaneti de teslim alır toprağın

 

Bir gün seninle de kavuşacağız

Kana yaprak kemiğe odun

Bedenimiz eriyip gitmiş olacak

İkimizin ağacı doğacak yeniden

Çürümezse benim bir mezar başlığım

Senden bir kaç odun parçası

Ve benden bir kaç kemik kalacak

Ve eğer senin de bir ruhun olursa

Bahçemiz ikimizin olacak

 

Şimdi Bakiyi özlüyoruz birlikte

Fenadan bekaya seyahatin hayalleri

Bu bir avuç, bu daracık menzilde

Tek tesellimiz bizim şimdi

Muhammed Bozdağ


2.Sıçrama Mesafenizi Kontrol Edin

Aşağıdaki metinlerde altı çizili kelimelerle 1, 2 ve 3 kelime sıçrama yaparak okuyacaksınız. Sadece Altı çizili kelimeleri okuyunuz.

a) İki kelime mesafesi:

HAYATIN İSRAFI TEMBELLİK

• Tembelliğin ne olduğunu ve insanların başına nasıl çoraplar ördüğünü düşündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça?

Hemen herkes tembelliğin kötü olduğunu bilir ve kimse tembel olmayı kabullenmek istemez. Ama acaba kaç kişi gerçekten tembel olup olmadığını araştırmıştır?

Tembellik ya zihinsel, ya bedensel ya da her ikisi birden yaşanır. İnsanların büyük bir kısmı zihinlerini, önemli bir kısmı bedenlerini ve yine çok önemli bir kısmı hem bedenlerini hem de zihinlerini çalıştırmazlar.

Dinlenmek kastıyla uzun uzun oturmak, televizyon seyretmek, müzik dinlemek, dedikodu yapmak kontrolsüz hayal kurmak gibi işlerle meşgul olan insan bunları yaptığı anda tembellik tuzağına düşmüştür.

Oysa hayat duraksamadan devam eden “hareketlilik ve aktiflik” prensibi üzerine kuruludur. Atomlardan galaksilere kadar; mikroplardan balinalara kadar fıtrata itaat eden bütün mahlukat amansız bir hareketlilik furyasında çırpınır.

b) Üç kelime mesafesi: Bakınız tembel ve durağan insanların başlarına neler açılıyor: Bedensel tembellik içerisinde olan insanın vücudunda toksik birikimler oluşur. Koşuşturmayan insanın vücudundan zehirli maddeler atılamaz. Dokular yağ bağlamaya ve kilitlenmeye başlar. Hücrelere oksijen ve besin dağılımı iyi yapılamayınca vücut hızla yaşlanmaya başlar. Bunu fiziki güç kaybı, kas zayıflığı, yorgunluk takip eder. Bedensel tembelliğin derecesine göre kireçlenme, zaman içerisinde felç ve daha bir yığın hastalık bedene hücum eder.

Zihinsel tembellik aktif düşünmeme, zihni kontrolsüz olarak harici ve dahili telkinlerin tesirine bırakma durumudur. Zihinsel tembelliğe alışan kişi beyninin sinirsel bağlantılarını aktif bir şekilde kullanmadığı için zeka gerilemeye başlar, hafıza gittikçe zayıflar, hatırlama yavaşlar; tabii ki bütün bunları genel aktivasyonun yokluğu takip eder. Zihinsel tembelliğin prensip olarak yaşlılıkla fazla ilgisi yoktur.

Aktif insanlar hayranlık verici başarılar arasında uçuşurlar. Neden bazı insanlar çok ağır fiziksel şartlara ve zihinsel faaliyetlere tahammül ederler de bazıları hemen tükeniverirler? İnsanlar her faaliyetin kapasiteyi arttırdığını göz ardı ediyorlar. Bedenin bir kapasitesi vardır şüphesiz ve çalışan insan bu sınıra hızla ulaşır. Ancak beynin kapasitesinin sınırı kolay kolay ulaşılamayacak kadar geniştir.

c) Dört kelime mesafesi : Yaratıcının hikmetine bakınız ki insan kalbini yorulmayan (laktik asit üretmeyen) kaslardan yaratmıştır. İnsanın yorulmayan bir diğer uzvu da beynidir. Yeterli oksijen ve protein enzimleri sağlandığı sürece beyin hiç durmadan sürekli çalışır. Bazıları beynin dinlenmesi için bütün işleri bırakıp dinlenmeyi-yani tembelliği tavsiye ederler. Halbuki böyle yapmak tam tersine beyni tembelleştirir. Bizim zihin yorgunluğu dediğimiz şey beyni çalıştırırken fiziksel şartları ihmal etmemizden ya da psikolojik gerginliğin fizyolojiyi etkilemesinden doğan “durumdan” başka bir şey değildir. Uyku anında dinlendiğini sandığımız beynin uyanıkken ki halden daha yoğun çalıştığını belirleyen bilim de bu gerçeği vurgular.

Abdülkadir Geylaninin(ks) çalışmamanın sonucunu görerek “Canınız sıkıldığı zaman çalışınız.” Dediğini bilirsiniz. Peygamberimiz(asm) hiç bir şey yapmadan oturan bir zatın yanından geçerken selam vermiyor. Ancak geriye dönüşünde aynı kişiyi bir çalı parçasıyla meşgul halde gördüğünde bu defa selam veriyor.

Lüzumsuz dahi olsa insanların hem bedenen hem de zihnen sürekli çalışmaları gerekir. Kaldı ki “Lüzumlu işler çoktur.” Ne çok zamanımız boşa akıp gidiyor! Ne çok müsrifiz! Bazılarına terakki yeri olan dünyada bize de terakki kapıları açıktır. Biz ise başkalarını suçlayarak kendimizi temize çıkarıyoruz. Muhammed Bozdağ

B.Yatay Bloklar

Blok okumaya ilk adımı ikili kelime bloklarıyla atıyoruz. Sonra blok büyüklüğünü üç ve dört kelimeye çıkaracağız. Nihayet sütun bloklar üzerinde çalışacağız. Bu arada bloklarımızın rakamlardan oluşmasını da sağlayacağız. Zihnimiz kelimeler kadar, rakamları da bloklar halinde okumayı öğrenecek.

1. İkili Kelime Gurupları

a) Aşağıdaki İngilizce ve Türkçe dilde yazılmış blokları, yukarıdan aşağıya ve sütunlar arasında soldan sağa okuyunuz. Her “iki kelime”nin tek odakta okunması önemlidir. Gözlerinizin sıçramasının uzman tarafından kontrol edilmesi için kendisine yardımcı olunuz. Önce yavaşça başlayacağınız okuma, metronomun kullanılmasıyla hızlandırılacaktır. İlk okumalarınızda size verilen görme penceresi kartını kullanarak, blokları pencere bölümünden görünüz ve okuyunuz. Kelimelerin ortasında gördüğünüz nokta gözlerinizin odaklanacağı orta nokta hizasını göstermektedir. Bu noktayı dikkate alarak kelimelere tam ortadan ve duruma göre bir kaç mm aşağıdan bakıyorsunuz.

help him

 yardım et


study hard

 hızlı oku


most difficult

 sarı saz


hurry up

 yeşil ördek


taking over

 mavi burun


what city

 tatlı duman


how beauty

 dil kayışı


turning back

 balık balı


giving up

 gözlük teli


stop thinking

 telli deli


when would

 ördek elli


include them

 kilim eti


thier best

 paşa yaşar


smoke it

 hızlı gül


stand up

 çiçek yeme


b) Şimdi aynı çalışmayı aşağıdaki üçlü sütun üzerinde yapacağız. Soldan sağa sırasıyla okuyalım. Gözlerinizin bloklara birden odaklanmanı çok önemli. Bunu siz kontrol edemiyorsanız arkadaşlarınızın gözlerinizi takip eltmelerini isteyebilirsiniz.

GÖRME NASIL GERÇEKLEŞİR?

Görme aşaması

 okuma sürecinin

 ilk adımıdır


Bu aşamada

 meydana gelebilecek

 en küçük bir


kusur diğer bütün

 okuma süreçlerini

 olumsuz etkileyecektir


Bu yüzden

 biz düzeltme

 çalışmalarımızı her


zaman bir önceki

 adımı düzelterek

 yürüteceğiz


Görme aşaması

 nasıl gerçekleşir

 Önünüzdeki sayfaya


bakıyorsunuz Gözleriniz

 yatay ve dikey

 boyutu olan bir


alanı görüyor

 Gözler bu alanın

 fotoğrafını çekmektedir


Her bir gözümüzde

 görme işleminde

 görev alan


1.5 milyon

 civarında görme

 hücresi vardır


Bu hücrelerin

 mitokontrilerinde glikoz

 kullanılarak sürekli


elektrik enerjisi

 üretilir Baktığımız

 alana gelen


ışık alandaki

 cisim özelliklerinden

 etkilenerek yansır


Yansıyan ışık

 yani fotonlar

 gözlerimize ulaşır


Göz mercekleri

 gelen ışıkları

 toplar ve görme


hücrelerine ulaştırır

 Görme hücreleri

 ürettikleri elektrik


enerjisini kullanarak

 gelen foton

 enerjisini elektriğe


kodlar Elektriğe

 kodlanan mesaj

 çok yoğun ve


karmaşık bir yapıya

 sahip olan

 sinir ağlarıyla


beyne ulaştırılır

 Bu ana kadar

 gerçekleşen işler


“görme” aşamasını

 oluşturur

 Muhammed Bozdağ


2. Üçlü Kelime Gurupları

Bu çalışmada üç kelimenin aynı anda, tek göz odaklaşmasıyla görülmesi hedeflenmektedir. Aktif görüş alanınız 3 kelimeden oluşan alanı görmeye yetmiyorsa AGA geliştirme çalışmalarına gerektiği kadar devam ediniz. Metronom ile hızlanacaksınız. İlk sıralarda görme pencerenizi kullanarak okuduğunuz bloklara pencereden bakınız.

tut şunun ucunu

 lets make comment


beyaz kılçıklı horoz

 evaluate on them


dilinde bal kokusu

 my friend coming


parmağında nal vardır

 death and birth


nallı balın dalında

 some good news


sırma cepkenli yiğit

 I strive to love


telli çalı canlandı

 try reading fast


kanlı cayır canlandı

 learn a foreign


otu yiyenler gelir

 speaking some fun


güle gele gittiler

 they went smiling


gözüm közünü kördü

 my eyes are köz


sar sarmayı diline

 circle your tongue


Elem ilimde elimdir

 thats just a joke


ya yemeği yememek

 eat ate eaten


Deli Dumrula sor

 grand and grand


çok hızlı okumamak

 stop then start


Yaşlar yeşil yeşerir

 doyou know who


Sevgi saglık sallandı

 neither you norme


3. Dörtlü Kelime Gurupları


Aşağıdaki örnek metin içerisinde yer yer karşılaşacağımız alışık olmadığımız terkipler, tanıdık ifadelerin zihnimizi tembelleştirmesini engellemek için hazırlanmıştır. Lütfen bu metni sütun olarak yukarıdan aşağıya ve sonra sol-sağ odaklanmasıyla önce çıkabileceğiniz maksimum hıza kadar çıkarak, ardından seminer sunucunuzun verdiği metronom ritminde okumaya çalışın. Bu defa odaklaşma noktaları metin üzerine konulmadığından orta noktayı siz tespit edeceksiniz ve ona göre odaklaşacaksınız. Unutmayın, AGA yine yetersiz geliyorsa, AGA çalışmalarına biraz daha fazla çalışmalısınız.

Horozun çifte kırması var Dünya böyle hızlı akar

gözüm havada uçtu gitti Bilmem sana nasıl desem

Nasılsa sana öyledir bana Kararmış kara kuru yemiş

Elma ye de armut yeme Oku oku adam oluverme

Vefa bana cefa sanadır Zalimin zulmü mazlumun ahı

Çal çoban oynasın koyun Vur değnek patlasın davul

Şimşek şimsek kara simşek Yolum düştü dara şimşek

Arabacı çal piyanoyu çal Gönlüm düştü toprak oldu

Beyaz suratlı süratli okumalı Yaşasın bizim Yaşar Yaştoprak

düm teke dümdüm tektek Gıdak gıdak miyavv möö

O namai wanan diska Ma ismuke ya ahi

akka kakka kum kakka Miyav mayiv mavay yav

Gıdak gıdak gıt gıdak Ist. Ank. Trb. Ant.

4.Tek Rakamlı Dar Sütunlar

Aşağıdaki rakamları orta noktaya odaklaşarak hızla okuyunuz. Tüm okumalarınızda seslendirmeye karşı dudaklarınız kapalıdır. Alışkın olanlar şiddetli bir seslendirme direnciyle karşılaşacaklardır. Rakamlar rakam bütünlüğü içinde okunacaktır. Yani “568-beş yüz altmış sekiz” gibi.

5 6 8     4 2 0

2 4 6     1 4 3

1 4 5     5 2 0

2 1 7     6 4 8

7 8 2     2 4 7

2 0 7     5 6 8

5 1 6     7 5 0

6 7 9     8 5 7

6 2 4     4 8 7

9 5 2     4 1 6

8 5 7     1 6 5

8 2 7     7 9 7

3 2 5     2 3 9

9 7 3     4 1 0

9 7 8     7 9 6

5 8 7     8 5 0

8 5 1     9 7 8

5. Dar ve Geni? Sütunlu Rakamlar

Aşağıda üçer rakamlık ikili dar sütunlardan oluşan soldaki rakam guruplarını her birine tek odaklaşma ile rakam bütünlüğünde okumaya çalışacağız. Ardından sağ taraftaki üç sütundan oluşan tek rakamlık blokları tek odakta okuma çalışması yapacağız. Uzmanınızın ritimlerini ve önerilerini takip ediniz.

Üç rakamlık dar sütunlar Tek rakamlık geniş sütunlar

546   488   5 6 8

622   966   2 4 6

416   354   1 4 5

423   472   2 1 7

971   725   7 8 2

424   476   2 0 7

158   767   5 1 6

647   299   6 7 9

469   641   6 2 4

396   123   9 5 2

481   375   8 5 7

683   876   8 2 7

332   455   3 2 5

991   734   9 7 3

593   782   9 7 8

953   373   5 8 7

626   62   2 1 4

848   615   8 5 1

739   666   3 7 6


C. Dikey Bloklar

1. İkili Kelime Gurupları

Aşağıdaki iki satırlı kelime gurupları okunacaktır. Gözlerin alt ve üst satırlara sıçramamasına ve metin guruplarının tek odaklaşmalarla görülmesine dikkat ediniz. Amacımız dikey boyutlarıyla AGAmızı aktif kullanabilmektir.

insanoğlu

sanoğlu Gözlerim

ağaç oldu dilimde

diken bitti Dudağında

uçuk var

Komşu komşu

huu huu Sevgilerim

ufuklarda Geçmişimiz

hayallerde Kuyruklu yılanın

yalanı

Kabuklar

ve kalıplar Aşacağız

dağları Yolları

keseceğiz İçimde bir

yaradır

Dilimde

sakız oldu Tüy bitti

avucunda Nane şekeri

yiyelim mi Anneciğim

gelelim mi

Gül kokar

kül kokmaz Kuş konar

kuşkonmaz Yaralı

ceylan mısın Yüreğinde kandı

yandı yüreğim

Onu çok

seviyordum Garibim

ah garibim Nerelerden

nereye Derelerden

aşta gel

Köyü bir

dolaş ta gel Tac ol bize

başka gel Seke seke

koş ta gel  Ferhat gibi

dağı del

Yılmadan koş

sakın bıkma Gülü var da

ya iğnesi Arı da bir

gül de bir Dikensiz taş

olmaz olsun

Elimde küçük

bir tünel Zigana dağı

eteklerinde Dağın etekleri

tutuştu Alevleri

Yükseliyor

222333

666555 888777

444111 999333

000222 550440

330220

aaabbb

yyylll kkkuuu

zzzuuu dddaaa

dddııı kkkeee

dddiii

2. Üçlü Kelime Gurupları

Aşağıdaki üçlü kelime guruplarını ortadaki kelimeye bakarak görmeye çalışacağız. Dikkat edelim: Tek odak. Odak merkezi ortadaki kelime. Ritmimiz metronoma bağlı. Eğer ortadaki kelimeyi görürken alttaki veya üstteki kelimeyi kaybediyorsanız AGAnızın dikey yönde geliştirilmesine yardımcı olan çalışmaları ısrarla sürdürün. Bu arada buradaki çalışmanın kendisi de AGAnızı geliştirmeye yardımcı olacak yapıdadır.

Kor

Koruk

Kır Pir

Pırasa

Para Kir

Kiraz

Kin Uçuk

Öpücük

Öcü

Misal

Meselemesel

Masal Keser

Kasabalılık

Kasap Horoz

Hızarcıbaşı

Hızar Oku

Kokuculuk

Kaka

Bak

Bakkalcılar

Balcı Narin

Neresidir

Nar Yaş

Yaşayamaz

Yaşıt Otla

Otlangaç

Otluk

Çek

Çiçekçikız

Çocuk Mal

Malikane

Melek Efe

Efendioğulları

Evli Salih

Salahat

Salı

Çavuş

Çavuşoğulları

Çavuşlu Bıçakçılık

Kaçakçılıkçılık

Ocakçılık Musul

Mesaillerimiz

Mesel Kabare

Kibariyecilikler

Kepenk

3. Rakam Gurupları

Aşağıda iki ve üç satırda ikişer ve üçer rakamlık bloklarla karşılaşıyorsunuz. Blok okumaya devam edin. Her bir hücreyi üzerinde sıçrama yapmadan okumanız son derece önemlidir. Çalıştıkça istenen biçimde okuyabildiğinizi göreceksiniz.

a)İkişer Rakam İki Satır     

52

32 10

62 63

32 51

32

14

62 32

37 98

32 75

52

20

98 75

21 65

19 82

31

98

32 65

98 15

51 49

94

b)Üçer Rakam İki Satır     

452

786 566

522 552

326 398

837

525

326 105

625 635

322 511

323

145

624 632

327 298

352 758

525

206

989 756

214 655

196 282

301

c) Üçer Rakam Üç Satır     

998

542

215 881

542

644 624

456

328 645

354

958

858

650

245 953

654

542 993

211

450 440

325

524

957

655

245 826

247

887 566

320

689 129

038

548

2. Seçerek Okuma

Seçerek veya ayıklamalı okuma dediğimiz okuma türünde tam metin okuması gerçekleştirmiyoruz. Metinlerin temel fikirlerinin veya ana bilgilerin odaklandığı kelimeleri veya paragrafları seçiyoruz. Bu tür okumada hızımızın 6 bin kelime/dakikaya çıkması mümkündür ama kavrama düzeyimizin ciddi şekilde düşmesi de kaçınılmazdır.

Seçerek yapacağımız okumalarda genellikle belli bir soruna cevap arıyoruzdur. Özellikle bilimsel çalışmalarda belli bir sorunun cevabını ararken tüm metin işimize yaramayabilir. Aradığımız bilgiyi bulmak ve o bilgi üzerinde odaklanmak durumundayızdır. Tanıma ve Kavrama çerçevelerinde verilecek olan egzersizler aradığımız bilgiye metin üzerinde çabucak ulaşma yeteneğini bize kazandıracaktır. Unutmamamız gereken bir gerçek var. Eğer okuduğumuz metin çok yoğun bilgi ve düşünce içeriği taşıyorsa seçerek okuma imkanı azalır. Metnin bilgi değeri ve yoğunluğu azaldıkça seçme yapma kapsamı genişleyecektir. Bu arada tüm metinlerde mutlaka dikkate alınmaya değmeyecek cümleler veya ibareler var olacaktır. Bazen 200 sayfalık bir kitabın özetlendiğinde sadece on sayfası bilgi değeri taşırken Bazen tüm ibareler bilgi değeri taşıyabilir.

Burada seçerek okuma türlerine ve bu okumaların gerçekleştirilebileceği bazı biçimlere değineceğiz. Ancak bu bölümde verilecek olan çalışmaların, gerçek anlamda işe yaramaları için tam metin okumalarında uzmanlaşmadan sonra yapılmasını öneriyoruz. Şimdi alıştırmalar üzerinde duralım: Konuyu iki temel başlık altında irdeleyeceğiz. Önce seçerek okuma türlerine, ardından seçerek okuma biçimlerine değineceğiz:

a) Seçerek Okuma Türleri

--Kelimeleri Seçme: Metin nispeten yoğundur. Temel kelimelere odaklanacağız. Bu seçme türü tam metin okumasına çok yakındır. Aşağıdaki metinde ilk paragrafta seçilecek kelimelerin altı çizilmiştir.

• P-1) Literatürde “yabancılaşma” ilk Platinusun yazılarında dikkat çekmektedir. Bu kavramı ilk kullananlar arasında Rousseauda vardır. Bu kavram değişik düşünürlerce birbirinden farklı çerçevelerde tanımlanmaktadır.

P-2) Hegelin yaklaşımı şudur ; insanın gelişim sürecinin merkezi olan ve kendi dışında bir dünya “yaratan” sonra da bu dünyanın kendi ürünü olduğunu anlayan ruh yavaş yavaş dünyanın kendi dışında olmadığını kavramıştır. Yabancılaşma bu kavrayış eksikliğinin sonucudur. Yabancılaşma tüm insanların çevre ve kültürlerinin ruhtan kaynaklandığını anladıkları zaman son bulacaktır. Hegelin etkisinde kalan Ludwig Feuerbach yabancılaşmanın dinsel cephesiyle ilgilenmiştir. Feuerbach Hıristiyanlığın özü (184) isimli kitabında dinin özellikle Hıristiyanlığın nesnel özünün insanın özünden yani duygudan başka bir şey olmadığını iler sürer.

P-3) Marx, Hegelin yaklaşımı tersine çevirerek konuya bakmıştır. Marxta maddeci bir gözlükle her şey insan emeğinin bir ürünüdür. 1845-1847 yıllarında Marx bu terimi ontolojik bir kavramdan sosyolojik bir kavram haline getirmiştir. Marx insanın yabancılaşmasını çağdaş toplumun iş sürecine verdiği biçimde bulmaktadır. İş bölümü ve bunun sonuçlandığı insan kişiliğinin parçalara bölünmesi, temelini teknolojik şartlarda bulmaktadır. Toplumun düzeni ne olursa olsun bu teknolojik şartlar varlığını sürdürecektir. Marxa göre insan bir iş ve eylem varlığı oluşturduğundan kişinin etkinliği, ürünü ile belirlenmektedir. Özel mülkiyete dayalı bir rejimde ise insan özü, kendisine ters düşmektedir. Zira insan emeğinden oluşan sermaye insana yabancı ve düşman olmaktadır. İnsan kendi özüne dönünce yabancılaşmadan kurtulur. Kapitalist üretim biçim böylece insani yabancılaştırmaktadır ve hızlanan yabancılaşma bu sistemin sonu olacaktır. M. Bozdağ

--Cümleleri Seçme: Bazen metin içeriği çok zayıftır ve temel bilgiler veya ana fikir bizim için yeterlidir. Bu durumda yalnızca bu cümleleri seçerek okuyacağız. Diğerlerini süratle geçeceğiz. Aşağıda ilk paragrafta bu tür cümlelerin altı çizilmiştir.

• Utangaçlık toplumların karşılaştığı önemli sorunlardan biridir. Yapılan bir araştırmaya göre bugün Amerikalıların %40ı açık veya gizli utangaçtır. siz de utangaç mısınız? Utangaçlığın nelere sebep olduğunu biliyor musunuz?

Utangaçlığın rahatlıkla üstesinden gelebilirsiniz. Unutmayın utangaçlar toplumda hep en geride bulunurlar. Konuştuklarında sesleri çok yavaş çıkar, anlamakta güçlük çekersiniz. Topluluk karşısına çıktıklarında yüzleri kızarır, çok heyecanlanırlar.

Bu hastalığı yenmek için ne mi yapacaksınız? Önce yapmak istemeye hazır olup olmadığınızı sorun. Bu sorunu halletmek istiyor musunuz? O halde dikkat edin: Hep önde oturacaksınız. Hep öne çıkacaksınız. Toplantılarda kürsünün önünden geçmeye çalışacaksınız. Konuştuğunuz insanların gözlerine bakıp gülümseyeceksiniz. Hızlı yürüyeceksiniz. Bunlar zor mu? Hayır hiç de değil. bunları çok kolay yapabilirsiniz. Yeter ki yapmak isteyin. Çevrenizde bir yığın fırsat var bu iş için.

--Paragrafları Seçme: Bazı paragraflar bilgiye hazırlama niteliği taşıyabilir. Veya size hiç lazım olmayacak bilgileri veriyor olabilir. Bu tür paragrafları hızla tarayıp geçeceksiniz. Aşağıda boş ve dolu paragraf örnekleri gösterilmiştir:

İKİ DÜĞÜN VE ÜÇ ÖLÜM

P-1) Hızlı Geçiniz--Geçtiğimiz hafta sonu bir kardeşimizin düğününe iştirak etmek, mutlu günlerini paylaşmak üzere Kayserideydik. Çalışkan kaymakamlarımızdan biri, İstanbuldan gelen mühendis arkadaşlar ve misafiri olduğumuz Mustafa kardeşimizin,Yahya hocamızın nurani makamlarında hasret giderdik.

p-2) Dikkat- Sevgili Peygamberimizin (asm) “Kişinin sahip olduklarının en değerlisi Allahı zikreden bir dil, Ona şükreden bir kalp ve iman doğrultusunda yaşamasına yardımcı olacak bir eştir.” buyurduğunu bilirsiniz. Geleneksel temiz ve onurlu aile hayatının tahrip edilmeye ve genç neslin kahredici alışkanlıklara çekilmeye çalışıldığı kıyamet böylesine temiz insanlarla birlikte olmak hepimizi sevindirir.

p-3) Hızlı Geçiniz- Güzel bir diyardı Kayseri. Daha önce Kayseriye helikopterle inmek zorunda kalmıştık. Zenginler diyarı olmuş bu şehir. Belediye başkanlarının başarıları da hayranlık verici. Ve Erciyesin buz gibi suyu. Karadenizin yaylalarını yaşadık bu şehrin dağlarında ama yeşillik bakımından karadenizle kıyaslanamaz.

P4-) Biraz Dikkat- Ve nihayet mutlu bir gündü o gün. Oysa çok geçmeden Erciyes dağının eteklerine doğru yaklaşırken ikindi vakti Hisarcıkta bir ölüm salasını dinledik. Kamyonun Hasan vefat etmişti. Bu vefata bir başka vefat haberi daha eklendi. Bir kaç gün önce Belediye başkanının dört yaşındaki küçücük kız çocuğu basit bir su kanalında takılarak boğulmuştu. Bu çocuğun halinin verdiği ızdırapla Ağrı-Diyadinde teröristlerce katledilen bir ailenin trajedisini hatırladık. 6 yaşındaki küçük Canan yıkılan duvarın arasında sıkışmış; bütün vücudu elbiseleriyle beraber kemik dokuya kadar yanmıştı. Otopsi raporunu gözyaşıyla okudum. Bir yanda mutluluklar; öteki yanda da mutluluklar...Ama bizim yanımızda kalan hüzün.. M. Bozdağ

--Bilgileri Seçme: Bu tür seçmeli okumalarda belli bir bilgiyi arıyorsunuz. Okumadan önce ne aradığınızı bilmesiniz. Bu durumda aradığınız konuya ilişkin bilginin geçtiği noktalarda yavaşlayarak odaklanacaksınız.

• Aranan Konu: Tembelliğin ne tür zararları olduğu:

Hemen herkes tembelliğin kötü olduğunu bilir ve kimse tembel olmayı kabullenmek istemez. Ama acaba kaç kişi gerçekten tembel olup olmadığını araştırmıştır?

Tembellik ya zihinsel, ya bedensel ya da her ikisi birden yaşanır. İnsanların büyük bir kısmı zihinlerini, önemli bir kısmı bedenlerini ve yine çok önemli bir kısmı hem bedenlerini hem de zihinlerini çalıştırmazlar.

Dinlenmek kastıyla uzun uzun oturmak, televizyon seyretmek, müzik dinlemek, dedikodu yapmak kontrolsüz hayal kurmak gibi işlerle meşgul olan insan bunları yaptığı anda tembellik tuzağına düşmüştür.

Oysa hayat duraksamadan devam eden “hareketlilik ve aktiflik” prensibi üzerine kuruludur. Atomlardan galaksilere kadar;mikroplardan balinalara kadar fıtrata itaat eden bütün mahlukat amansız bir hareketlilik furyasında çırpınır.

Anahtar ibare=Bakınız tembel ve durağan insanların başlarına neler açılıyor:(Aradığınız bilgi burada:) Bedensel tembellik içerisinde olan insanın vücudunda toksik birikimler oluşur. Koşuşturmayan insanın vücudundan zehirli maddeler atılamaz. Dokular yağ bağlamaya ve kilitlenmeye başlar. Hücrelere oksijen ve besin dağılımı iyi yapılamayınca vücut hızla yaşlanmaya başlar. Bunu fiziki güç kaybı, kas zayıflığı, yorgunluk takip eder. Bedensel tembelliğin derecesine göre kireçlenme, zaman içerisinde felç ve daha bir yığın hastalık bedene hücum eder. M. Bozdağ

--Sicim okuma--

Bu yazıyı okuyan bir çok insan bu satırların sahibi gibi acılarla büyümüştür. Bir çok gayretli arkadaşımı tanırım. Gayret ederler, didinirler, yırtınırlar. Kader onları hangi sebeplerden dolayı her gün yeni bir başarıya koşturuyor dersiniz?

Bunu çok düşündüm. Bana ihsan edilen nimet ikiye katlandığında ya da elimdekileri kaybediverdiğimde düşündüm. Gerçekte biz sadece kendi çalışmalarımızla mı kazanıyor ve kendi çalışmalarımızla mı kaybediyoruz? Oysa kazanmak uğrunda çırpınan nice insanın elleri boştur. İstediklerine kavuşturulan nice insanın elleri de istemedikleri halde boşaltılır. Neden?..

Peygamberimiz(asm) cevap veriyor bu soruya: “Nimete teşekkür nimetin gitmesine karşı bir garantidir.”

İyilik yaptığınız bir insanın nankörlüğü ve ihanetiyle karşılaşırsanız o insanı bir daha iyilik yapılmaya layık görür müsünüz? Hele de her iyiliğiniz karşısında nankörlükle cevaplandırılırsanız... Nankör insan iyiliğin değerini idrak edemeyen, ayaklar altında sürünmeye layık insandır.

--Paragraf Okuma--

Kim elindeki nimetin elinde bırakılmasını istiyorsa ihsan edene şükretmesini bilmelidir.

Biz Yaratıcımızın ne kadar engin ihsanlarına mazhar oluyoruz. Dünyalar dolusu servetle değişmediğimiz vücut organlarımızın Rabbimizin hediyesi olduğunu çok az düşünüyoruz; hatta bilmiyoruz bile... Bu azaların tatmini için dünyaya serpilen sonu gelmez güzelliklerin ihsan olduğunu en gıpta edilen pek çok büyük insan bile günde bir kaç defacık hatırlıyor. Zihinlerimiz dünyeviliğin acımasız işgali altında inliyor.

Saniyeleri kuşatan nimetler karşısında insan bu kadar nankörken, Yaratıcının ne büyük rahmeti ve sevgisi vardır ki ihsanını hala aralıksız devam ettiriyor. Aldığı her nefesten dolayı, havayı ve akciğeri Yaratana şükretmeyenin akciğerleri sökülüp atılmıyor. Çoğu zaman hak ettiği halde kör bir tarla faresine dönüştürülmüyor nankörlük eden.

--Kelebek Okuma--

Umumi nimetler Yaratıcının vaadidir. Oysa vakti geldiğinde santim santim hesabı sorulmayacak hiçbir nimet yoktur.

Bir de hususi nimetleri düşünelim. Sevimli bir eş ve güzel çocuklara kavuşturulanlar... Zenginlik ve şerefle donatılanlar... Nice nankör insanların ellerinden bunlar parça parça edilerek alınmıştır.

Peygamberimizin(asm) buyurduğu gibi “Nimete teşekkür etmek nimetin gitmesine karşı bir garantidir.” Bile bile kaybetmek böylesi bir nankörlüğün sonucudur.

Güzel konuşabilmesine şükretmeyenin bir gün dili tutulabilir. Zekasına teşekkür ile karşılık vermeyenin bir gün beyni dumura uğratılabilir. Güzel yaratılışına şükredebilenin güzelliği de her gün arttırılır.

Çok şükür ki şükredebilme kabiliyeti olan varlıklar olarak yaratıldık.


Muhammed Bozdağ www.yetenek.com

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
< Önceki   Sonraki >

Rehberlik & Hayatımız Rehberlik

1-2-3-4-5-6-7-8- -   9-10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25
Web Stats