|
Hızlı Okuma Teknikleri (2)
A. Okuma Frenleri Gözlerimizin metin üzerinde sıçrama hızını azaltan veya okuma aralarına kopukluklar, boşluklar girmesine yol açan çeşitli frenler vardır. Bunların tamamı gözlerimizle ilgili olmasa da, daha görme alanında iken ortaya çıkmaları ve beyin kadar gözleri de ilgilendirmeleri nedeniyle bu bölümde işleneceklerdir. Bu frenlerin zamanla edindiğimiz bir kısım alışkanlıklar olduğunu söyleyebiliriz. Yeni alışkanlıkların kazanılması ve eskilerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Okuma esnasında karşılaştığımız frenler aşağıda veriliyor. Bu frenleri tek tek ele alalım ve gerekli egzersizler üzerinde duralım: 1. Göz idmansızlığı, 2. Sık sık geriye dönüş yapmak, 3. Baş hareketleriyle okumak, 4. Seslendirme yaparak okumak, 5. Ritimsiz okumak, 6. Parmak takibiyle okumak... 1. Göz İdmansızlığına Karşı Tanımı: Gözlerimiz sağ-sol, aşağı-yukarı, sağ aşağı-yukarı, sol aşağı-yukarı yönlerde doğrusal veya sağdan sola-soldan sağa dairesel hareketlerle sıçramalar yapabilir. Gözlerin bu sıçramalarını birbirinden farklı kas bağlantıları-kafa çiftleri gerçekleştirir. Göz idmansızlığı, göz kaslarının gözleri bu yönlerde yeterince hızlı sıçratamamasıdır. İdmansız göz metin üzerinde yavaş yavaş sıçramak durumunda kalır. Nedeni: Göz kaslarının hızlı sıçramalar yapılmak suretiyle kullanılmaması bu kaslarda tembellik oluşturur. Tembelleşen kasların okuma esnasında hızlı sıçramalar yapması mümkün olmaz. Uzun süre TV seyreden kişiler gözlerini tek noktada odaklandırırlar. Tek noktada odaklanıp hareketsiz beklemeye alışan gözler sıçrama hızlarını ve keskinliklerini yitirirler. TV seyretmek dışında günün çok uzun bir bölümünü uyuyarak geçirmek, çok durgun yaşamak, düşünceyi kullanma ve dış dünyayı gözleme açısından pasif durmak gibi nedenler sıkı kullanılmayan göz kaslarının tembelleşmesine yol açar. Böyle bir göz metin üzerinde hızlandırılmaya çalışıldığında kasların yavaşlatma çabası kaçınılmaz olmakta ve bu durum hızın belli bir sınırın üzerine çıkmasına engel olmaktadır. Ayrıca belli bir hızda okuma zorlansa da, alışkın olmadığı hızda çalışmak göz kaslarını gerecek, göz stresi artacak ve bu defa okumak gerginlik ve acı oluşturacaktır. Dolaysıyla bu sorunun yavaş yavaş ve ısrarlı egzersizlerle giderilmesi gerekmektedir. Çözümü: Aşağıdaki egzersizler seminerin ilk iki haftası boyunca yapılmalıdır. Göz kasları aşırı zorlanmamalı, bu çalışmalar bir seansta 5 dakikayı geçmemelidir. Sonuca daha çabuk ulaşmak için egzersizler daha kısa sürelerle ama daha sık yapılabilmelidir. 1.Genel Görüş Sıçramaları Başınızı dik tutup önünüze bakınız. Tam önünüzde bir orta nokta tespit ediniz. Bu noktayı (0) rakamı ile gösterelim. Şimdi bu noktadan dikey yönde en üst ve en altta yer alan (1) ve (2) noktalarına sıçratın. Yine aynı çalışmayı bu defa yatay yönde gerçekleştirin. Orta noktaya oradan sağa ve oradan sola kaydırıyorsunuz. Bu odak sıçramasını her defasında hızlandırıyorsunuz. Sinir sisteminizin imkan tanıdığı düzeye kadar çıkıyorsunuz. Bu arada seminer yönetmeni metronomu kullanarak ritminizin kontrollü artışını sağlamaya çalışacaktır. Siz de normal zamanlarınızda bu çalışmayı yapabilmek için herhangi bir düz-kare platformu zemin olarak seçebilirsiniz. 2.Dairesel Sıçramalar Seminerde ikişerli guruplar oluşturunuz. Özel çalışmalarınızda bir arkadaşınızın desteğine başvurabilirsiniz. Arkadaşınız kalemini veya bir çubuğu gözlerinize yaklaşık 40 cm mesafede geniş dairelerle döndürecek ve gözleriniz bu daire boyunca kalemin veya çubuğun hareketini izleyecektir. Dairesel dönüşler sağdan sola ve soldan sağa olacak, gözler bu hareketleri düzenli olarak takip edecek ve baş sabit tutulacaktır. Dönüşler gözlerin rahatlıkla takip edebildiği hızın üzerinde yapılacaktır. 3.Sayfa Üzerinde Sıçramalar Şu anda okuduğunuz sayfaya dikkat edin. Bu sayfanın köşelerinde altları çizilmiş kelimeler göreceksiniz: “1.İnsan, 2.Ne, 3.Düşünüyorsa, 4 Odur.” Bu kelimeleri önce “1-2-3-4” sırasıyla, yani geleneksel okuma biçiminizle okuyun. Seminerde hızınızı kontrol etmek için uzmanınız metronom kullanacaktır. Metronomun desteğiyle hızlanarak okuyun. Önce hızınız otomatik olarak ayarlanacaktır. Bu arada gözlerinizin farklı hareketleri öğrenmesini ve geliştirmesini sağlamanız gerekmektedir. Bu nedenle söz konusu okumayı aşağıdaki yönlerde gerçekleştiren ayrı ayrı alıştırmalar yapacaksınız. Bu sözleri “ 1-2-3-4-- yönünde, 1-3-4-2-- yönünde, 1-4-3-2- yönünde, 1-2-4-3 yönünde ayrı ayrı okuyunuz. Yukarıda dört farklı göz hareketi yapmanız sağlanmış olmaktadır. Böylece gözlerinizde aşağıda gösterilen yönlerde sıçrama yeteneği gelişmeye başlamıştır. Bu çalışmaları tek başınıza uygularken metronom kullanamayabilirsiniz. Bu durumda ulaşabileceğiniz en yüksek hızı siz tespit etmeye çalışın. Siz veya seminer uzmanı hızınızın yavaş olduğunu ve tüm çalışmalarınıza rağmen size gösterilen ritme uyamadığınızı tespit ettiğinde, okuma rehberini kullanacaksınız. Okuma rehberimiz kalemimizdir. Okurken elinizde tuttuğunuz kalem her zaman odaklaşmanıza yardımcı olur. Şimdiki çalışmalarınızda sağ elinizle kalemi tutunuz ve kalemin ince ucuyla yukarıda örnekteki okumanızı sadece 1--2 yönünde tekrar tekrar yapınız. “İnsan ne-İnsan ne--” seklindeki okumanızı kaleminizle tüm gücünüz yettiği kadar hızlandırarak sürdürünüz. 4.Sayfa Üzerinde Tarama Şu anda geldiğiniz sayfada gözlerinizin rasgele ama çok hızlı sıçramasını ve koyu yazılmış kelimelerin okunmasını istiyoruz. Sanki bir resme bakıyorsunuz, rasgele değişik noktalarına ve çok hızlı bakıyorsunuz. Bu taramayı yaparken belli kelimeleri, belli görünümleri arayabilirsiniz. Aradığınızı tam fark ettiğinizde bilincinizi kontrol edin. Amaç gözlerin bilinçsiz rasgele hareketi değildir. Gördüklerinizi fark etmeniz gerekir. 2. Geriye Dönüşlere Karşı Tanımı: Türkçede okuma satır solundan sağına doğru gerçekleşir. Normal olarak bu yönün düzenli şekilde korunması gerekir. Ancak okuyucu okuduğu metni tekrar okumak üzere geri dönebilir. Okunan metnin tekrar okunması geriye dönüş olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu geriye dönüşler, birkaç kelime kadar sınırlı olabileceği gibi bir kaç sayfa veya birkaç bölüm kadar geniş de olabilir. Geriye dönüş aynı metni gereksiz yere tekrar tekrar okumak anlamına geldiği için okuma hızının düşmesine veya okunan metnin bitirilmesi için gerekli zamanın uzamasına yol açar. Nedenleri: Geriye dönüşlerin çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenleri aşağıda sıralayalım: a)Bilinmeyen Kelimeler b)Seyrek Görülen Kelimeler c)Yabancı Mecazlar d)Pasif Okuma e)Yavaş Okuma a)Bilinmeyen Kelimeler: Okuduğunuz metinde hiç bilmediğiniz veya ilk defa gördüğünüz bir kelime varsa orada duraklamanız ve biraz ilerledikten sonra o kelimeye tekrar dönüp bakmanız kaçınılmazdır. Şu cümleyi okuyalım: “Neden ub sokaklarda redilek ve köpekler çoğaldı diye soruyorlar. Elbette hayvan nüfusu da çoğalacaktır.” Gördüğünüz gibi “ub” ve “redilek” anlam veremediğiniz seslerdir. Cümleler bittiğinde geri dönme ve tekrar okuyup ne anlama geldiğini öğrenme ihtiyacı hissedersiniz. Hiç bilmediğimiz kelimelerde geriye dönüşleri yok etmek imkansızdır. Bu kelimeler üzerinde tekrar tekrar durmamız bunların görüntü ve seslerinin ve bu arada bulabileceğimiz anlamlarının zihnimize yeterince yerleşebilmesi için zorunludur. Ancak bundan sonraki nedenlerin hepsi ortadan kaldırılabilir. b)Seyrek Görülen Kelimeler: Eğer okuduğumuz kelimeyi bildiğimiz halde onu çok seyrek görmüşsek görüntüsü beynimizde yeterince fazla miktarda yerleşememiş olacaktır. Bu durumda beynimiz kelimenin anlamını bir çırpıda çağıramayacak, tarama esnasında zaman geçtiğinden Söz konusu kelimeye geri dönüp bakmamış veya üzerinde takılıp kalmamız söz konusu olacaktır. İsmini yüzlerce defa duyduğunuz bir insanı görür görmez adını hatırlamanızın nedeni zihninizde onun adının binlerce defa kayıtlı olmasıdır. Adını bir iki defa duyduğunuz veya kendinize hatırlattığınız isimlerce birkaç defa kayıtlı olduklarından onların çağrılması için beyninizdeki isimlerin tek tek taranması daha fazla zaman gerektirmektedir. “Ne zaman bir ucube mefhum görsem, kendimi mevhum bir dünyanın mazharı gibi hissederim.” Bu kelimelerin belki de hepsini biliyorsunuz: ucube=acaib, mefhum=kavram mevhum=bilinmeyen(karışık), mazhar=yansıtıcı anlamlarına geliyor. Ama çok nadir karşılaştığınız kelimeler bir an sizi duraklattı, geriye, başa çevirdi. Şu halde daha az okumak, kelimeleri daha az görmek anlamına geliyor, bu da daha sık geriye dönmek ve bu da daha yavaş okumak demek oluyor. c)Yabancı Mecazlar: Bilimsel metinlerde mecaz olmamalıdır. İfadeler tam ve açık olarak her kültürün insanının anlayabileceği bir yapıdadır. Ancak her dilin edebiyatında yoğun bir mecaz yapısı vardır. Örneğin biz Türkçede “kulak kabartmak, başı sıkışmak, ayağını kaydırmak vb” ifadelerin ne anlama geldiğini biliriz. Bunları zahiri anlamlarıyla değil kast ettikleri anlamlarıyla algılarız. Oysa bizim mecazlarımızdan haberdar olmayan bir yabancı: “kulak kabartma” tabirini “dikkatle dinlemek” anlamında değil de “kulağını içerden büyüterek hamur kabartır gibi kabartmak” şeklinde anlayabilir. İşte her yazar da çoğu zaman bu kadar uç olmasa da kendine has ibare oluşturma, kelimeleri ilişkilendirme biçimine sahiptir. Bu yüzden eserlerini ilk defa tanıdığımız bir yazarı ilk defa okurken bu tür kendine özgün ifadelerinde geriye dönmeler yapmak durumunda kalabiliriz. d)Pasif Okuma: Okurken yaşadığımız geriye dönüşlerin en temel nedeni pasif okumadır. Özel bir eğitim almayan veya yeteneklerinin gelişmesi için özel çaba sarf etmeyen hemen herkes birer pasif okuyucudur. Aktif okuma, aktif okumanın nasıl olduğunu bilmeyi ve bilinenlerin de alışkanlık haline gelinceye kadar uygulanmasını gerektirir. Pasif okumayı kapsamlı bir şekilde tanımlarsak, “zihnimizin-bilincimizin boş bırakılan alanının fazla olması” diyebiliriz. Bilincimizde aynı anda yüzlerce masaj bulunabilir ve bulunmak zorundadır da.. Eğer o mesajların yapısını biz tespit etmezsek o taktirde duyularımızdan giren mesajlar bilincimizi doldururlar. Ancak eğer bir tür mesaj üzerinde çok güçlü odaklanmışsak veya bilincimizi tamamen belli bir mesajla doldurursak onun dışındaki mesajların farkında olmayız, dışarıda bomba bile patlasa duymamamız mümkündür. Pasif okumayan kişi okuduğu konu hakkında bildiklerini hatırlamaya, okurken yazarla tartışmaya, yazarı eleştirmeye, söylediklerini karşılaştırmaya çalışır. Pasif okuyan kişinin zihninde dolaşan, okuduğu konu dışındaki mesaj sayısı gittikçe artar ve bunlar okuma aralarına girerler. Ardından bu aralara giren mesajlar dikkati yakalamaya başlarlar; dikkat yakalandığında okuma için fazla bir dikkat enerjisi kalmaz. Dikkat başka bir konuya kayar. Bu arada ya okuma mekanik olarak devam etmekte ya da okuyucu takıldığı bir düşüncede durarak anlamsız şekilde metne bakmaktadır. Her iki durumda da dikkat okunan metinden kopmuştur. Bu durumda üzerinden geçilen metinler anlaşılamamış olacağından okuyucu nerede dikkatini yitirmişse oradan itibaren okumaya yeniden başlamak zorunda kalmaktadır. e)Yavaş Okuma: İnsanın bir saniyede 10 kelimeyi okuyabilmesi mümkündür. Dakikada 120 kelime hızla okuyan bir kişinin bilincine saniyede 2 kelime girmiş olur ki, bu toplam potansiyelin % 20sinin kullanılması anlamına gelir. Geri kalan boş alan okuma dışındaki konularla dolar, okuyucu okuduğu konuya aktif olarak katılamaz. Aralara giren mesajların kapladığı alanlar gittikçe artarlar. Sonunda okuyucu hem okuduğu konudan kopar hem de anlam blokları arasındaki ilişkiyi kurması zorlaşır. Örneğin aşağıdaki yakın ve mesafeli kelimelerden yakın olanın kavranmasının daha kolay olduğunu göreceksiniz: görevli ....g .....ö.. r.... e...... v...... l.. i Yavaş okuyanlarda bir sonraki anlam bloklarının alınmasının gecikmesi, bağlantıların kurulmasını yavaşlatınca aralara giren diğer mesajlar bağlantıları koparmaktadır. Çözümü: Aşağıda sıralanan uygulamalar, geriye dönüşlerin zorunlu olmayan nedenlerinin ortadan kaldırılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmaları seminer sunucusunun gözlemlerinden hareketle oluşturacağı önerilerine paralel olarak devam ettiriniz. 1. Kartla Soldan Kapat Size verilen görme penceresini veya herhangi bir kartın kenarını kullanacaksınız. Soldan sağa doğru okurken sol tarafta kalan metinleri kapatın ve soldan kapatarak okumaya devam edin. Bu okumayla aynı satırda önceki kelimelere dönme eğilimini engellemiş ve bir süre sonra da tamamen kaldırmış olacaksınız. 2.Kalemle Soldan İşaret Koy - Kaleminizi metinde satırların başlangıç noktası olan sol tarafta tutun. Okumaya başladığınız her - yeni satırın sol başına - işareti koyun. Okuma boyunca kaleminizin metnin solunda -beklemesine dikkat edin. Geçtiğiniz bir sonraki satırı okurken, önceki satıra geçme eğilimi -karşısında koyduğunuz işaret sizi durduracaktır. Böylece okumalarda aynı paragrafta önceki -satırlara geri dönme eğilimini engellemiş oluruz. 3. Metni Üstten kapat Görme penceresini veya herhangi bir kartı kullanarak okuduğunuz metnin satırlarını üstten kapatacaksınız. Kartınızı sayfanızın üst tarafında tutunuz ve satırları okudukça kartınızı aşağıya doğru indiriniz. Böylece okunmuş satır hemen kapatılmış olacak ve bu çalışma önceki paragraflara geriye dönüşü engelleyecektir. Ayrıca bu tür bir kapatma daha hızlı okumalarda daha kolay uygulanabildiğinden belli bir hız düzeyine ulaştıktan sonra geriye dönüşler artık sadece bu teknikle engellenecektir. 3. Baş Hareketine Karşı Tanım: Normalde okuma yaparken gözlerimiz metin üzerinde soldan sağa doğru sıçramaktadır. Ancak bir çok okuyucunun gözleriyle birlikte başları da hareket eder. Bu kişilerde okuma hızı arttıkça başlarını daha da hızlandırarak okumayı takip etmeye çalıştıklarını gözlemleyebiliriz. Baş hareketinin bir sınırı vardır. Okuma hızı arttığında başın zorlandığı bir sınıra gelinir ve baş daha hızlı hareket edemez. İşte başın gerçekleştirebileceği “bir satır üzerinde soldan sağa hareket hızı” o okuyucunun o satırı okumak için ulaşabileceği azami hız olur. Bu önemli bir engeldir. Daha kötüsü baş hareketi, sinir sistemini de yoracağından bu suretle uzun süreli okuma yapılamaz. Baş hareketiyle birlikte okuyanlar, genellikle çok az okuyanlardır. Nedeni: Baş hareketinin tek nedeni göz idmansızlığıdır. İdmansız gözler yatay yönde iyice sola ve iyice sağa sıçramakta zorlanırlar. Ayrıca bu sıçramalarını yavaş yaparlar. Göz kaslarındaki bu sınırlayıcılık karşısında kişi kendisini daha hızlı okumaya zorladığında başın yardımına dayanır: Okuyucunun gözlerinin sağlayamadığı hareket ve sıçrama hızının başın hareketiyle birlikte gerçekleştirilmesi sağlanmaya çalışılır. Ancak göz idmansızlığını ortadan kaldırsak da alışkanlık haline gelmiş olan baş hareketinin kaldırılması her halükarda çalışma yapmamız gerekmektedir. Bir çok okuyucuda baş hareketi sorunu okumada hızlanarak kendileriyle yarıştıklarında belirginleşmektedir. Çözümü: 1.Gözlerinizin Sıçrama Mesafesini ve Hızını Arttırın a) Gözlerin yatay sol-sağ yönde sıçrama mesafesini ve hızını arttırın. Bunun için göz idmanı bölümünde geçen yatay sıçramalarla ilgili egzersizlere devam edin. b) Başınızı dik tutun ve tam önünüzde bir noktaya odaklanın. Şimdi başınızı sabit tutarak gözlerinizi yatay yönde en sola ve en sağa sıçratın. Başınızda önce gözlerinizi sıçrattığınız yöne doğru bir hareketlenme sezinleyeceksiniz. Boyun kaslarınızı gevşetin. Başınızı ısrarla dümdüz önde tutun. Başınız sıçrama eğiliminden vazgeçinceye kadar bu çalışmayı sürdürün. 2. Başınızı Kontrol Ederek okuyun Normal metin okumanızda çalışma yaparken iyice hızlanın. Baş hareketini kontrol edeceksiniz. Bunun için hızla okumaya devam ederken: -Kendinize gevşeme talimatı verin. Tüm kaslarınızı rahat bırakın. -Bir arkadaşınızın başınızı gözlemlemesini ve sizi uyarmasını isteyin. -Ellerinizle arada sırada sağ ve sol şakağınızdan tutun ve başınızı sabitlendirin. Bu konuda seminer sunucunuzun gözlemleri ve uyarıları oldukça önemlidir. 4. Seslendirmeye Karşı Tanımı: Seslendirme en önemli hız frenleyicilerden biridir. Belirgin seslendirme yapanlar 200 kelime/dakika hız sınırına takılırlar. Beynimiz mesajları alır ve mesaj cinsine göre kaydeder. Gözlerimizle resim, kulaklarımızla ses kaydederiz. Ancak okuma hem görüntü, hem de ses içerir. “Kelime” hem belli bir alan kaplayan resimdir, hem de üç heceden oluşan bir sestir. Bu kelimeyi kavramak onu “ke-li-me” şeklinde seslendirmek zorunda değiliz. Vurgulayalım: Seslendirmenin diğer tanımı “he-ce-le-me”dir. seslendirme yapan kişi metinleri hece hece okumaktadır. Bir kelimeyi seslendirmeye kalktığımızda soldan sağa doğru bütün seslerini çıkarmak zorundayız. “Çe-kos-la-vak-ya-lı-laş-tı-ra-bil-dik-le-ri-miz”... Ses ardışık parçaların birleşmesiyle oluşan bir mesajdır. Sesin bütün hecelerini beyin aynı anda seslendiremez. Sesin tamamını sırayla işlemesi gerekir. Oysa mesaj resim olduğunda beyin mesajı sağdan-soldan, yukarından-aşağıdan aynı anda işlemeye başlayabilir. Görme sinirlerinin çalışma biçimi bu imkanı sunmaktadır. Örneğin bir insanı gördüğünüzde onu vücudunun bir kenarından başlayarak sırasıyla algılamazsınız. Yani sırasıyla saçları, alnı, kaşları gözleri, burnu, çenesi, göğsü, gövdesi, kolları, bacakları algılanmaz. Bunların tümü aynı anda yan yana algılanır. Zaten böyle olmasaydı bildiğimiz şekilde görebilmemiz mümkün olmazdı. Okurken seslendirmek görüntüyü sese çevirmektir. Seslendirenler, hem görerek, hem de işiterek(birlikte) okumaktadırlar. Seslendirmenin maksimum hız sınırı ise salt görsel(fotografik) okumanın hız sınırının çok altında kalmaktadır. Seslendirme üç değişik tipte ayrı ayrı veya bunların hepsi birden olacak şekilde gelişebilir: Dudak seslendirmesi, gırtlak seslendirmesi, içten seslendirme... Dudak seslendirmesi dudaklarda hafif bir mırıltı ve hareket olarak yansır. Dudak hareketi fark edilemese de dudakların arasında hafif bir aralanma fark edilir. Gırtlak seslendirmesinde gırtlakta hafif bir hareketlilik vardır. Zihinden seslendirmede ise okuyucu kelimelerin tüm hecelerini zihinlerinden duyarlar ve yaşarlar. Zihninizde tüm heceleri belirgin şekilde fark ediyorsanız zihinsel bir seslendirme yapıyorsunuzdur. Yaş ilerledikçe ve bizler daha fazla okudukça dudak seslendirmesi gırtlak düzeyine çıkar; ardından oradan da gizlenerek zihne çıkar; kişi zihninden içten seslendirmesini sürdürebilir. Nedenleri: 1.İlk Defa Görülen Kelimeler: Geriye dönüş nedenleri arasında sayıldığı gibi, ilk defa gördüğümüz kelimeler için kaçınılmaz olarak seslendirme yapıyoruz. Çünkü beynimiz kelimeleri hem resimleri, hem de sesleri itibariyle kaydetmelidir. Biz görerek okuruz, görerek mesajı alabiliriz, ancak başkalarına sesimizle de anlatabilmek zorundayız. Şu halde kullandığımız bir kelimenin resmi kadar, sesinin de nasıl olduğunu bilmemiz gerekir. “Narrate” kelimesini ele alalım: Bu kelimenin sesini öğrenmemişseniz “narrate, narrayt, narayt, narıyt” gibi İngilizce bilginizin size sunduğu tecrübeleri kullanarak alternatif sesler çıkarırsınız. Kesin sesi bilmiyorsanız bu alternatif seslerden beyninizin en mantıklı bulduğunu kullanırsınız. Seslendirmenin bu yönü kaçınılmaz olarak var olmaya devam edecektir. 2.Az Okuma: Az okumanın ilk önemli sonucu, kelimelerin resimlerinin beyne yeterince yerleşmemiş olmasıdır. Göz bir kelimeye bakarken beyne sürekli resimler gönderir ve çok uzun süre bakılan bir kelimenin binlerce resmi beyne yerleştirilir. Okurken kelimeyi görürüz. Beyin görsel hafızadaki sembolleri tarayarak bu semboller ile, alınan görüntüyü karşılaştırır. Kelime çok görülmemişse tam benzeri olan kelimenin bulunması gecikir. Bu durumda beyin hemen, işitme duyusunun yardımına başvurur. Kelimeyi sese çevirir ve bu sesi işitsel hafızada tarar. Çünkü görsel hafızadan cevap gelmemiştir; ama olabilir ki o kelime çok işitilmiştir ve bu yüzden işitsel hafızadan hemen cevap gelebilir. Oysa eğer kelimenin anlamı resminden hareketle anında çağrılabilseydi, seslendirme için beklemeye gerek kalmayacaktı. 3.Seslendirme Alışkanlığı: Seslendirmenin en temel nedeni bunun öğrenilmiş alışkanlığa dönüşmesidir. Bu alışkanlığı, okumayı öğrenirken kazanıyoruz. Beyin öğrendiği okuma biçimini devam ettirerek bunu alışkanlık haline getirir. Bizler ilkokulda korolar halinde sesli olarak okuduk. Yıllar boyunca tüm okumalarımızda dudaklarımızı kullandık. Sonunda beynimiz gözlerimizle okurken, dudaklarımızla da seslendirmeyi alışkanlık haline getirdik. Artık okurken, kavramanın gerçekleşebilmesi için görüntü ve sesin birlikte değerlendirilmesi gerekmiştir. Beyin “görüntü+ses”e bağlı imajları arar hale gelmiştir. Daha kötüsü böylece öğrenme sürecimiz yavaşlamıştır. . Çözümü: 1.Dudaklarınızı Kapatın Dudak seslendirmesi yaptıklarını belirlediğimiz arkadaşlara dudaklarına bir kalem tutturmalarını tavsiye ediyoruz. Dudak seslendirmesi tamamen gereksizdir. Sinir sisteminin alışkın olduğu davranışı yeterli bir süre imkansız hale getirirsek artık onu yapmaz hale geliriz. Okurken dudaklarınız kapalı olsun. Dudak seslendirmesi sizi zorluyorsa çenelerinizi de kapalı tutun. Bundan emin olamıyorsanız ve kontrolünüzü unuttuğunuzda dudaklarınızın arasına bir kalem koymayı tercih edebilirsiniz. 2.Sakız Çiğneyin Seslendirmenin gırtlakta olması halinde dudak kapatma işe yaramaz. Gırtlağın okuma ritmine paralel titreşimlerinin engellenmesi gerekir. Bunun için sakız çiğnemek önerilmektedir. Sakız çiğnerken dil ve damağın hareketleri ve yutkunmalar gırtlağın seslendirme yönündeki hareketlerini engeller. Bu arda gırtlaktan yapılan seslendirme türlerine nadiren rastladığımızı da söyleyebiliriz. 3.Fotografik Okuyun Fotografik okuyabilme yeteneği seslendirme kadar diğer tüm sorunların da giderilmesine yardımcı olacak bir tekniktir. Bilinçli olarak buna çalışmamışsak gözlerimiz kelimeleri resimleri yoluyla değil sesleri yoluyla tanırlar. Fotografik okuma yeteneğimizi geliştirmek için yeni bir bakış biçimi üreteceğiz. Kelimelerin resimlerine dikkat edeceğiz. Sanki kelime değil resim okuyoruz. Şu örneğe bakalım: “kahramanlarımız”. Bu kelimenin uzunluğuna dikkat edin. Satır altında uzantısı var mı? Toplam kaç hece? Satır yukarısına uzantısı var mı? Hangi harfler ne şekilde yukarıya uzanıyor? Düz mü, eğik mi? Uzantılar kelimenin başında mı, sonunda mı, ortasında mı? Şimdi gözlerinizi kapatın ve görüntüyü zihninizde canlandırın. Bu kelimeye tekrar baktığınızda gördüğünüz anda ve seslendirmeye gerek kalmadan tanıyabildiğinizi göreceksiniz. İşte fotografik okuma yapanlarda seslendirme bu yolla asgariye indirilecektir. Normal metinlerinizde veya sözlük okuyarak gerçekleştirmenizi önerdiğimiz bu çalışmanın örneklerini aşağıda sunduk. Daha ayrıntılı egzersizler ilgisi nedeniyle daha hızlı tanıma bölümünde verilecektir. Aşağıdaki kelimelerin resimleri üzerinde çalışın: mutluluk dağarcık safahat cesaret saygın yargıç musafaha kasavet belagat vibrasyon vekaletname vakanüvis 4.İşitme Merkezini Meşgul Edin İnsan zihni aynı anda birçok sesle baş edemez. Eğer işitme merkezimizi ciddi şekilde meşgul edebilirsek, seslendirme yapmamıza fırsat kalmaz. Bunun için öncelikle müzik dinlemek tavsiye edilmektedir. Müzik salt enstrümantal olmalıdır. İnsan sesiyle icra edilen, sürekli ritim değiştiren bilhassa pop parçalar zararlıdır. Bunlar dikkati okuma metninden koparırlar. Oysa Kitaro, Jan Michael Jar ve bir ölçüde Lorenz McKennett gibi isimlerin enstrumental parçalarının ritimleri bir yandan işitme merkezini meşgul etmekte; diğer yandan dikkatin okumaya odaklanmasına imkan tanımaktadır. Müzik dinleyenler veya gürültülü ortamlarda okuyanlar başlangıçta belirgin bir kavrama sorunu yaşayabilirler. Bu durum onların koyu bir seslendirmeci olduklarını ve o anda seslendirme yapmalarının güçleştiğini gösterir. Bu iyi haberi fark eden okuyucu bu sorun ortadan kalkıncaya kadar okumalarına devam etmelidir. Seminer yönetmeniniz bu çerçevede çalışmalar yaptıracaktır. 5.Çok Hızlı Okuma Yapın Hızınızı 300k/dnın üzerine çıkardığınızda seslendirme imkansızlaşmaya başlar. Bu hızın üzerine çıkabildiğinizde, yine önce kavrama sorunuyla karşılaşırsınız. Verilen metinleri çok hızlı okuyun. Anlayamadığınız endişesine kapılarak hızınızı düşürmemeniz önemlidir. Duruma göre seminer yönetmeniniz metronomu kullanarak hızınızı ayarlayabilecektir. 6. Mırıldanarak Okuyun Okuma sırasında mırıldanırsanız işitme merkeziniz okuduğunuz metni seslendirmekte zorluk çekecektir. Gerçekten zihinden seslendirmenin yok edilmesi biraz emek ister. Yukarıda verdiğimiz yollardan her birini sorunumuzun yapısına göre tercih edeceğiz. Ancak yukarıda verdiğimiz yollar arasında en etkilisinin şimdi önerdiğimiz yol olduğuna ilişkin görüşlerle karşılaştık. Bizim öğrenim sürecimizde de bu egzersizin gerçekten sonuç verdiği görülmüştür. Yapacağımız basitçe mırıldanır gibi yapmaktır. Bu mırıldanma durumumuza göre değişik şekilde olacaktır. Eğer seslendirerek okuyorsanız, okurken seslendirdiğinizi duyulabiliyor, veya fısıltı halinde hissedilebiliyor ise o taktirde mırıldanmanız da aynı ölçüde duyulmalıdır. Eğer sadece zihinden seslendirme yapıyorsanız o zaman mırıldanmayı sadece dudak hareketleriyle yapacaksınız. Bir yandan okuyun, bir yandan sesli olarak mmmmm veya mım-mım-mım deyin. İçinizden bir şarkının melodisini de seslendirebilirsiniz. Bu durumda melodinin çıkışını, verdiğiniz nefesle birlikte duymalısınız. Gizli seslendirme yapıyorsanız ağız içinden “nın-nın-nın” gibi bir dil hareketi yapmanız yeterli olur. 7.Kelimelere Uzun Süre Bakın Tüm kelimeleri seslendirmeyebilirsiniz. Çok sık gördüğünüz kelimeleri seslendirme eğilimi göstermezsiniz. Seslendirdiğiniz kelimelere odaklanın ve bakın. Bakmaya devam ettiğinizde önce seslendireceksiniz. Bir süre sonra seslendirme duracaktır. Seslendirme durduktan sonra aynı kelimeyi seslendirmeye ihtiyaç olmadan okuyabilirsiniz. Şu anda bulunduğunuz sayfadan bir paragrafı seçin ve size verdiğimiz bu tekniği kullanarakyavaş yavaş okumaya çalışın. 5. Düşük Ritme Karşı Tanımı: Düşük ritim metni düzenli ve istikrarlı bir hızda okuyamama durumudur. Ritimsiz ve düşük ritimli okuyucu bir kaç satır okur, durur; hızlanır, yavaşlar, geriye döner, başka bir olayla ilgilenir. Yüksek ritim, metni sonuna kadar yüksek hızda okumaya tahammül edebilme durumudur. Nedeni: Düşük ritmin tek nedeni alışkanlıktır. Düşük ritmi “öğrenilmiş yavaşlık” olarak tanımlayabiliriz. Durmadan yürümeye alışkın olan kişi duraklamalarda sıkılır. Eğer bir kişi sokakta hızlı yürümeyi alışkanlık haline getirmişse; yavaş yürüyen kişi yanında iken kendisini “koşuyor” gibi hisseder. Kasları ve sinirleri gerilir, yorulur. Oysa hızlı yürümeye alışkın olan kişi için bu normal ve rahat bir eylemdir. Bizler de sakince, aheste aheste okuma yapmışızdır. Düşüncemizin yavaş işlemesi paralelinde uzun süre yavaş okumuşuzdur. Hızlanabilecek ve çabukluğumuzu arttırabilecek halde iken, hızlılığı veya yüksek ritmi alışkanlık haline getirmezsek her zaman eski hızımıza geri dönme eğilimi göstereceğiz. Şu anda bir çoğumuz yavaş okuya geldiğimizden yavaş okuma ritmine sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Çözümü: 1. Sıçrama Hızını Arttırın Aşağıdaki egzersizlerde gözlerimizin sınırlı bir zamanda sıçrayabilme sayısını arttırmak amaçlanmıştır. En üst düzeylere çıkıncaya kadar kendinizle yarışınız. Toplam 10 Sn. de 60 sıçramayı tamamlamaya çalışın. Kaldığınız yer 10 ise (sıçrama + duraklama) süreniz 1 saniyedir.. ( kötü), 20 ise 1/2 Sn(orta), 30 ise 1/3 Sn. (iyi), 40 ise 1/4 Sn. (çok iyi). 50 üzeri ise 1/5 Sn. (son derece iyidir). Her odaklaşmada tek kelime okuyorsanız bu yolla en fazla 360 kelime/dak. hıza ulaşırsınız. Tek odakta 3 kelime okuduğunuzda ise bu hızla ulaşacağınız seviye 1080 kelime/dak.dır. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Aynı çalışmayı 5 Sn. de aşağıdaki listede yapınız. Bu defa 5 Sn. de 20 rakamına ulaşmaya çalışıyorsunuz. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Aynı çalışmayı daha yavaş seyredecek olan dikey sütun okumalarında gerçekleştirelim. Aşağıdaki sütunları 10 saniye boyunca okuyup ulaştığınız rakamı tespit ediniz. 1 15 29 43 2 16 30 44 3 17 31 45 4 18 32 46 5 19 33 47 6 20 34 48 7 21 35 49 8 22 36 50 9 23 37 51 10 24 38 52 11 25 39 53 12 26 40 54 13 27 41 43 14 28 42 44 2. Ara Vererek, Kontrollü Yarışın a) Aşağıdaki paragrafları okuyunuz. paragraflar arasında aralar vereceksiniz. Ancak her paragrafa tüm gücünüzle hızla okuyacaksınız. Unutmayın eğer her paragraf sonunda durmazsanız, düzenli olarak hızınızı sonuna kadar sürdüremeyebilirsiniz. • P-1) Batıdan Copernic, Batlamyus, Galileu, Pascal, Newton, Levasier ile gelişen teknik ve bilim Descartes ve onu takip edenlerce akla dayalı bir temele ve yoruma oturtulmuştur. -ara- p-2) 19. ve 20. YY.daki bu teknolojik inkılâp, çalışmanın, nakliyatın ve haberleşmenin makineleşmesine yol açmıştır. Sanayi devrimi düşünce devrimi ile birleşmiş ve insan zihni kantatif kıymet ve muhakeme metotlarına, tahkik edilebilir delillere değer verir hale gelmiştir. Bu arada teknolojinin ilerlemesi aynı paralelde sanat, bilim ve edebiyat gibi manevi değerlerin yayılma alanını da olağanüstü genişletmiştir. Bu gelişme sonunda milletler, içinde yaşadıkları sosyal düzeni artık tabiat kanunları misali olduğu gibi kabul etmeye razı olmadılar. Tersine Rönesansın en belirgin niteliği olan tenkitçi görüşle incelemeye başladılar. Böylece Batı medeniyeti yeni çağın getirdiği bilim zihniyetiyle kendi sosyal yapısına eğilmiş, buna orta çağ boyunca Batı medeniyetinin temel kurumu olan dinden başlanmıştır. -ara- P-3) Tekniğin topluma etkisi açısından şu tespit önemlidir: İnsan toplumlarında gerçekleşen bir tek teknolojik gelişme bile büyük sonuçlar meydana getirebilir. Örneğin Avustralya adalarından birinde yaşayan bir Yir Yurent yerlilerine madenden yapılmış balta veren misyonerler bunun kısa sürede taşa dayalı hayatı, sosyal ilişkileri, hatta dini, inanç ve efsaneleri sarstığını, değiştirdiğini tespit etmişlerdir. Teknik, burada kültür değişiminin önemli bir dinamiği olarak karşımıza çıkmaktadır. Kültürler başka kültürlerle temasa geçerek, ekolojik alanların değişmesiyle veya kendi içinde meydana gelen gelişmelerle değişmektedir ki bu durumlar en fazla teknik değişimden etkilenmektedir.-ara- p-4) Teknik toplumsal gelişmenin bir unsurudur. Toplumsal gelişme, bilim alanında ve insanın doğaya hükmetmesi anlamına gelen teknoloji alanındaki etkinlik derecesine bağlıdır. Ancak tekniğin katkısıyla üretilen yeni medeniyet, sorunlara çözüm sunabilmekte midir ? Schrödinger bilime ve dolayısıyla tekniğe şu gözle bakmaktadır: “İlim gerçekten bizim kalbimize yakın olan, bizi gerçekten alakadar eden her şeye karşı müthiş bir sessizlik içindedir. Yaratıcı ve edebiyat, iyi ve kötü güzel ve çirkin hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. İlim bazen bunlara cevap arasa da aptalca oluyor. Kısacası biz ilmin bizim için kurduğu maddi dünyaya ait değiliz” -ara- Alıntı, Doğu-Batı Eksenli Kavramsal Karşılaştırma, Muhammed Bozdağ b) Yukarıdaki metni tekrar tekrar okuyacaksınız. Okumaya başlamadan önce saatinize bakın. İkinci, üçüncü ... okumalarınızda aynı metni birkaç saniye bile olsa, daha erken bitirmeye çalışın. Rekorunuzu kırın ve her kırdığınızda kendinizi ödüllendirin ve başardığınızı düşünerek tebrik edin. c) Sizin tercih edeceğiniz herhangi bir okuma metninde kendiniz için benzer yarışmalar yapacaksınız. Bu yarışmaları şu şekilde yapabilirsiniz: -Her sayfayı ayrı bir koşu alanı gibi düşünün. Sayfa bitinceye kadar tüm gücünüzle yarışın. Bir maratona çıkmıyorsunuz. yüz metre koşuyorsunuz. -Saatinizi kullanın. Araları şimdi süreye göre vereceksiniz. Önce bir arkadaşınızın yardımına başvurabilirsiniz. 5-10-15-20 dakika aralarla yarışmalar yapın. Aralardaki kesintiler hızınızı yeniden kontrol edebilmeniz içindir. sürelerin zamanla artmasının nedeni de bu çalışmayı yaptıkça hızlı okumaya dayanabilme sürenizin artmakta olmasıdır. 6. Parmak Takibiyle Okuma Tanımı: Nadiren de olsa bir kısım okuyucunun okuma sırasında parmaklarını satırlar boyunca kaydırdıkları görülmektedir. Böyle bir okuma gözlerin ulaşabileceği sıçrama hızını yavaşlatır. Okuma hızı parmağın satır boyunca kayma hızından, kağıdın konumundan ve bu arada kişinin motivasyonundan etkilenir. Nedeni: Genellikle okumaya yeni başlayan kişilerin erken dönemde bilinçsiz hızlanma çabalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Çok yavaş okuyanlar için parmakla takip etmek az miktarda hız arttırıcı bir etki oluşturur. Oysa parmak yerine bir kalem kullanıldığında hem sorun ortadan kaldırılacak, hem de çok yüksek hızlara çıkabilmenin yolu açılacaktır. Çözümü: 1. İki Elinizi Meşgul Edin Okuma sırasında sol elinizin kitabı tutmasını sağlayın. Sağ elinizle ise çevireceğiniz sayfayı devamlı tutun. Sayfayı çevirmeye hazır olarak sağ eliniz beklesin. 2.Okuma Kılavuzu-Kalemi Kullanın Kalem bizim okuma kılavuzumuzdur. Hızlı okumalarda kalem hem hızımızı hem de konsantrasyonumuzu arttırmakta kullanılacaktır. Ucu kalın olmayan bir kalemi sağ elinizde tutunuz. Okuma esnasında kaleminiz ucu satırları takip etsin. Ancak bu takip satırların en solundan en sağına kadar uzanmayacaktır. Satırın tam ortasından sayfanın 1/4lük bir alanında kaleminiz sol-sağ hareketler yapacak, ancak satırın en solu ve en sağına sadece gözleriniz sıçrayacaktır. -------------------------------------- kalem mesafesi -------------------------------------------- -------------------------------------- kalem mesafesi --------------------------------------------
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
|