| "Zihin & Beden" Calismalarina, Orneklemeler; |
|
|
|
| Yazar Rehberlik | |
|
Hipnoz nedir ? Sorusuna cevap arayarak başladığımız 9 yıllık serüvenimizde, Doğu Terapi uygulamaları (müzik, aromaterapi, akapunktur, yoga, reiki, olumlu düşüncenin gücü ve tersi vb.) ve altı yıllık eğitimle bizlere kazandırılan Batıdaki Terapi Uygulamaları , Parapsikoloji olarak adlandırılan şu an için metaryelist yaklaşım nedeniyle anlamakta zorluk çektiğimiz Ruhsal Fenomenler, Psikolojik Yaklaşımlar, Din - Dinler Tarihi ve Ezoterik Bilgiler , Meditasyon ve Gevşeme Teknikleri derken; Merkezi sinir sistemimizin bir olayın imajı ile gerçek olay arasındaki farkı ayırt etmediğini bilmekteyiz. Bu nedenle imgeleme ile ; * İstemsiz - otonom- işlevlerimizin çoğu imajinasyonla kontrol edilebilir. * Öğrenmede imajinasyon etkilidir. * Aikido, kung-fu, ve karate gibi doğu savaş sanatlarında, bütünsel bir zihin/beden yaklaşımı eğitimin temel direğidir. * Negatif mental imajlar sanıldığından daha güçlüdür ve ülser, astım, migren, yüksek tansiyon gibi psikosomatik hastalıkların çıkmasını tetiklerler. * İmajlar yada mantal resimler uyuyan devi yani, şuuraltı zihnimizi uyandırmanın yollarından biridir. Psişik bir sızıntı yerine psişik bir çeşme olabilirsiniz çünkü tüm değişim zihinde başlar. * Şuurlu zihnimize sorun olarak görünen şeylerin cevapları şuuraltı dediğimiz uyuyan devde mevcutttur. Aşağıda yer alan hikayeleri okurken düşüneceğinizi, düşünürken kendinizde değişimi hissedeceğinize inanıyorum...Farkında Olarak yada Olmayarak ! Mantal Prova * Hava kuvvetlerinden albay G. Hall, Vietnam savaşında esir düşmüştü. Kuzey Vietnam hapishanesinde bulunduğu yedi yıl boyunca her gün hayali olarak golf oynadı. Serbest bırakıldıktan bir hafta sonra büyük bir golf müsabakasında müthiş başarılı oldu. Yedi yıl boyunca gerçekten golf oynamayan birinin körelebileceğini düşünebiliriz, ama Nörolojik Programlaması ; kafasının içinde değilde, sanki golf sahasında bu oyunları gerçekten oynamışcasına iz yaratmıştı. (* İpnoz ve Ötesi , Ruh ve Madde yayınları )
**************** Vermek Almaktan Üstündür ! Bir dukkan sahibi dukkaninin vitrinine uzerinde Satilik Kopek yavrulari yazan bir tabela asarken, yaninda kucuk bir erkek cocugu belirdi - "Kopek yavrularini kaca satiyorsunuz?" diye sordu. -Adam cocuga yavrularin en az 50 dolar ettigini soyledi -Cocuk elini cebine atti, biraz bozuk para cikardi, dukkan sahibine bakip "Iki dolar otuzbes sentim var. Onlara bakabilir miyim?" dedi. - Dukkan sahibi cocuga gulumsedi ve bir islik caldi. Lady adli bir kopek dukkanin icindeki kulubesinden cikip onlara dogru kosmaya basladi. Arkasinda bes tane kucuk yun yumagi vardi. Yavrulardan biri, digerlerinin gerisinden topallayarak geliyordu. -Bu kucuk cocugun hemen dikkatini cekti."Bu yavrunun nesi var?" -"Veterinerin dedigine gore, kalcasinda bir kemik eksikmis" diye yanit verdi. "Hep boyle topallayacakmis." -Kucuk cocuk hemen, "Onu almak istiyorum" dedi. -Dukkan sahibi "Sahi mi?.. O yavruyu gercekten istiyorsan sana bedava verebilirim" dedi. -Cocuk dukkan sahibine yaklasti ve ofkeyle "Onu bana bedava vermenizi istemiyorum. Bu yavru da diger yavrular kadar degerli. Fiyati neyse size odeyecegim. Simdi size iki dolar otuz bes sent verecegim, kalan parayi da ayda elli sent, elli sent odeyecegim!" dedi. -Dukkan sahibi "O sakat yavruyu ne yapacaksin? O hicbir zaman diger kopekler gibi kosup, oynayamayacak" dedi. -Kucuk cocuk pantolonunun pacasini yukari kaldirdi ve iki celik bagla desteklenmis egri sol bacagini gosterdi. "Ben de pek kosamiyorum" dedi. "Bu yavrunun da kendini anlayacak birine ihtiyaci var." Son dort aydir bacagina celik bag takan kucuk cocuk, evinin on kapisindan iceri, kucaginda yeni aldigi kopek yavrusuyla girdi. Kopegin kalcasinda birkemik eksikti ve yavru yere birakildiginda ciddi bicimde topalliyordu. Cocuk kendi durumundan umitsizdi. Ama yaninda yeni arkadasiyla umutlari canlanmis ve yepyeni bir coskuyla dolmustu. Ertesi gun cocuk ve annesi kucuk kopege nasil yardim edebileceklerini ogrenmek icin bir veterinere gittiler. Veteriner, cocuga eger her sabah yavru kopegin bacagina masaj yapar, sonra da onu en az iki kilometre yuruturse, o zaman kalcasindaki kaslarin guclenecegini, yavrunun artik aci cekmeyecegini ve daha az topallayacagini anlatti.Yavru kopegin yururken rahatsizligini inleyerek ve havlayarak belli etmesine ve cocugun da kendi bacak bagindan aci ve zorluk cekmesine karsin, programi iki ay sabirla surdurduler. Ucuncu ay, artik her sabah okuldan once bes kilometre yuruyorlardi ve artik ikisi de yururken aci duymuyordu. Bir Cumartesi sabahi calismadan donerken calilarin arasindan onlerine bir kedi cikti ve kopegi korkuttu. Tasmasindan kurtulan - Annesi soyle dedi: "Sende osteomiyelit vardi. Bu bir kemik hastaligidir. Bu hastalik bacagini zayiflatti ve sakat birakti, bu nedenle de topalliyor ve aci cekiyordun. Bacagindaki celik bag destek icindi. Eger aciya ve saatlerce surecek tedavilere dayanmaya razi olsaydin, bu gececekti. Ilaclara iyi cevap verdin, ama fizik tedaviye her zaman karsi koydun. Baban ve ben ne yapacagimizi bilemiyorduk. Doktorlar bize bacagini yitirmek uzere oldugunu soylediler. Sonra eve kopek yavrusunu getirdin. Sanki onun gereksinmelerini anliyor gibiydin sen ona yardim ederken aslinda buyumek ve guclenmek icin kendine yardim ediyordun. "Tam bu sirada ameliyathanenin kapisi agir agir acildi. Veteriner yuzunde bir gulumsemeyle disari cikti. -"Kopeginiz iyilesecek" dedi. Cocuk insanin verirken, aslinda aldigini ogrendi. Vermek almaktan daha kutsaldi. **************** " TAHTA AT" – " olumlu imajların gücü " Bir gün iki çocuklu bir aile gezintiye çıkarlar. Çocuklardan biri yorulur ve babasının kendisini kucağına almasını ister. Baba da yorgun olduğunu söyler. Prof. Dr. Murray Banks © *******************
Bes Maymun Hikayesi ve Kurumsal Negatif Ögrenme Kafese bes maymunu koyarlar.. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple
*********************
ANOREXİA ve MELANKOLİ
Günün birinde güçlü bir ülkenin kralı kendini inek sanıyormuş ve herkese kesilip etinin yenmesi için yalvarıyormuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Diğer rahatsızlıklarda eklenmiş. ( Anorexia ya bağlı psikolojik ve bedensel etkiler) Bütün hekimler çaresizlik içindeyken İbni sinaya danışırlar. Kendisini kasap olarak krala tanıtmalarını ister. Kralaın yanına gider, bıçağını biler, sırtını , midesini, tıpkı kasaplık hayvan bakar gibi eliyle kontrol eder. Kral kesileceği ve etinin yeneceği için o kadar mutludur ki ! ( Burada R. Bandlerin, şu sözü aklıma geliyor, hastaya uyum sağlamak. Onu bizim şartlarımıza uydurmak yerine öncelikle onun dediğini kabul edip, daha sonra evrensel doğrularımızı anlatmak.) Fakat ünlü hekim, bu ineğin henüz kesilecek kadar olmadığı zayıf ve bitkin olduğunu, iyice yedirilip güçlenmesi gerektiğini söyler ve daha sonra onu kesmeye geleceğini söyler. Kral o andan sonra kesileceği günün hayali ile yemeye başlar. Anorexia düzeldikten sonra ruhsal durumuda düzelmiş ve şifa bulmuştur. Şimdi soruyorum; Doğu yıllarca öncesinden uygulamalı psikoloji yapmıyor mu? Öğreneceğimiz çok şey var, hekimlerin sert maddeci kurallarını ve psikologların testlere dayalı yöntemlerini şimdilik bir kenara bırakıp, psişeyi kabul edip, onu etkileme yöntemlerini aramalıyız... *********************
İYİLİK ve VEFA Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: "Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler." Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü "görmedim" der ve avcılar uzaklaşır. Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar. "Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik yaptın" "Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar. "Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvettimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve burada senden başka yiyecek bir şey yok." Köylü şaşırır: "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım." "Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur" der kurt. "Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım."Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler. Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar. "Ne vefası" der kısrak, "Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum,gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya kovdu..." Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar. "Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der köpek, "Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur..."Kurt köylüye döner, "İşte gördün" der. Köylü de son bir çabayla "Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye" diye cevap verir. Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olması gerekiyordu. Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, fakat gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne büyük talihsizlikti!... İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi, "Sana benden hediye" . Marangoz, şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman böyle yapar mıydı hiç! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. TEDDY STODDARD'IN HİKAYESİ Okulun ilk gününde 5 nci sinifin önünde dururken, ögretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çogu ögretmen gibi, ögrencilerine bakti ve hepsini ayni derecede sevdigini söyledi. Ancak, bu imkansiz idi, çünkü ön sirada, oturdugu yerde bir yana kaykilmis, ismi Teddy Stoddard olan küçük bir oglan vardi.
Hipnoz ve Hipnoterapideki başarının sırrı , Bilinçaltının “gerçek ile hayali” ayırt edememesine dayanır... |
| Sonraki > |
|---|
| Güncel Eğitim Haberleri |
| Atatürk Köşesi |
| Atatürkün Sözleri |
| Belirli Gün Ve Haftalar |
| Sosyal Kulüpler Ve Etkinlikler |
| Dilekçe Örnekleri |
| İlköğretim -Lise Yüz Temel Eser |