Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şuan Burdasınız: Ana Sayfa arrow Etkili Ders Çalışma arrow Etkili Ders Çalışma Yöntemleri
Etkili Ders Çalışma Yöntemleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Rehberlik   
 

NASIL ÇALIŞMALI

Etkili Ders Çalışma Yöntemleri

      "Başarıya giden yol çok çalışmaktan geçmez."     Geçmişte başarılı olmak için öne sürülen reçete " çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak" veya "çok çalışmak" şeklindeydi.     Oysa günümüzde "çok çalışmak" yerini "etkili çalışma" ya bırakmıştır.     " Etkili çalışmak "; zamanı belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır.     Etkili  çalışma programı içerisinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye,sevdiklerine zaman ayırmaya ve hobilere daima zaman vardır.     Öğrencilerin başarılı olabilmesi için;- Çok çalışmak değil etkili çalışılması- Amacın açık ve net bir tanımının yapılmış olması- Kişinin buna inanması- Ve bu amaca uygun yıllık, aylık ve haftalık programların düzenlenmesi şarttır.     Amacına zaman ayırmayan kişi "amaç sahibi" değil "hayal sahibi"dir     Amaçlar davranışları başlatır, sonuçlar bu davranışları  sürdürür.     Amacını açık seçik belirlememiş kişi dümensiz gemiye  benzer. Gemi sürekli yol alır, içindekiler bir şey  yaptıklarını sanırlar, ancak geminin akıbeti şansa ve kadere kalmıştır. Bu gemi kayalara çarparak parçalanacağı gibi, hiç ilgisiz bir limana da gidebilir.     Kişi amacını belirlemeli, belirlediği amacına ulaşacağına inanarak çalışmalıdır. Her insan belirlediği amacına  ulaşamayabilir. Amaçlarına ulaşanlar mutlaka inanmış kişilerdir.Başarılı Kişiler;- Güçlerinin, niteliklerinin ve  yeteneklerinin  sınırını bilen,  sahip olduğu olanaklardan haberdar olan,- Zamanlarını amaçları için  planlı ve düzenli  olarak kullanan, önemli ile önemsizi birbirinden ayıran,- Koşullardan şikayet etmek, pişmanlık duymak ve  hayıflanmak yerine önündeki problemi nasıl çözeceğine bakan,- Dünyayı ve komşuları  değiştirmek yerine  kendini  değiştirme gayreti   içinde olan,- Sebepleri kendi dışında değil, kendi içinde arayan,- Sonucunu değiştiremeyeceği durumları kabul edip, problemlerini çözmek için yeni alternatifler yönelen,- Sabırlı, kendine güvenen, gerçekçi, yaşama umutla bağlı olan kişilerdir.“Eğitim işlerinde ne olursa olsun başarı kazanılmalıdır. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak bu yolla olur.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Birçok kişi elde ettiği imkan ve başarıyı eğitime borçludur. Eğitim yoluyla insanın sahip olacağı meslek çok kere kişiyi ruhsal açıdan doyurur ve maddi olarak rahatlatır. Bu durumun sağlayacağı imkanlar kişinin hayattan daha fazla zevk almasını mümkün kılar.İyi bir eğitim hayat standardını yükseltir. Yüksek öğretim hayattaki çeşitli olaylar arasındaki gerçekleri, bağlantıları ve ilkeleri görmek ve anlamak becerisini kazandırır. İyi bir eğitim aynı zamanda kişide yeni ilgi alanlarının gelişmesine yardım ederek hayatı daha zevkli ve ilginç kılar.Eğitim insanın bilerek düşünce üretmesine ve yaratıcılığa yönelmesine imkan verir. İnsanın kafasındaki kalıpları kırmasına ve dünyaya daha esnek ve geniş açıdan bakmasına imkân verir. Eğitim olmaksızın insan bildikleriyle sınırlı kalır, dünyanın zenginliliğini ve çeşitliliğini mutlaka kendi kafasındaki kalıplara oturtmak için çaba harcar. Buna "Yüzeysellik" denir. Yüzeyselliği aşmak ancak eğitimle, okumakla ve okuduğunu özümlemekle mümkün olur. Bilgi farklılık yaratan farktır.      Eğitim hayatın inceliklerini görmeyi sağlar. Hayatın zevki çeşitliliğindedir. Ayrıca yüksek öğretim görmenin önemli avantajlarından biri de kişiye farklı ilgilere, becerilere, görüş ve inançlara sahip insanlarla bir araya gelme imkanı vermesidir. Böylece insanın kendi ufkunu genişletmesi, yeni sentez ve yorumlara gitmesi mümkün olur.“ Kuyunun dibinde yaşayan bir kurbağa asla gökyüzünün sinirsizliğini anlayamaz.”Böylesine farklı insanlarla bir araya gelmek, kişiye aynı zamanda dünyanın sonsuz çeşitliliğini algılama fırsatı verir. Eğitim yoluyla insan, bireysel farklılıkları anlamayı, hoş görmeyi ve bundan yeni sentezler yaparak, yaşamın tadına varmayı öğrenir. Eğitim, yaşamı kontrol etmeyi kolaylaştırır. Yüksek öğretime başlamak kişiye daha büyük bir güven ve sorumluluk kazandırır. Kişiye bağımsız düşünme becerisini geliştirmek için yardımcı olur. Genç birey problemleri kendisinin de çözebileceği konusunda güven kazanır.Böylece daha evvel yapılmış ve söylenmiş olanlara sadece karşı çıkmak veya onları körü körüne kabullenmek yerine, genç birey kendi çözümlerini geliştirme şansına sahip olur.Üniversite  eğitimi  yapmakla kişinin amacı; zihinsel açıdan zevk verecek ve ekonomik açıdan imkan sağlayacak bir işe girmek, aylık gelirini ve toplumsal statüsünü yükseltecek yeni bir hayata geçmek, iyi eğitilmiş bir insan olmak, yeni şeyler öğrenmek, zihinsel açıdan beslenmek, kendine güvenini artırmak, ufuklarını genişletmek v.b olmalıdır. Amaçsızlık, sadece anne ve baba istediği için okumuş olmak, arkadaşlar gidiyor diye üniversiteye gitmek istemek kişinin yanlış amaçlar peşinde olduğunu gösterir. Eğitimin başarısı, hayat ve iş başarısını tam olarak temsil etmese de, bir yönetici eleman seçerken seçime, eğitim hayatındaki notları yüksek olanların başvurularını bir yana ayırarak başlar ve sözlü görüşmeye bunları çağırır. Çalışmaya başladıktan sonra kişinin kurum içindeki statüsü ve gelişimi kendi performansına bağlıdır. Ancak işe kabulde iyi notlar, çeşitli sertifikalar ve parlak bir eğitim geçmişi, temel belirleyicidir.Eğitim döneminde olan gençlerin, hayatlarının bütününü gerçekten anlamlı yaşayabilmeleri için "öğrenmenin", “bilgilenmenin” ve bunların  sonucu  ulaşılacak olan "donanımın”, hayatında ne iş yaparsa yapsın, onu sevmesini ve ondan zevk almasını sağlayacak olan esas faktör olduğuna inanmaları gerekir.Düşünme ufkunu genişletmek için iyi bir Eğitim, okumak ve daha çok bilmek bugüne kadar keşfedilmiş tek yoldur. Topluma katkıda bulunabilmek için de bireyin kendisinin olgunlaşması gerekir. Olgunlaşmadan insan ancak canini vererek topluma katkıda bulunabilir. Oysa artık günümüzde canini değil, beynini adayarak topluma katkıda bulunacak gençlere ihtiyaç vardır. Kahramanlara ihtiyaç göstermeyen bir toplum yaratmak, iyi Eğitim görmüş gençlerin çabalarıyla mümkün olacaktır.“İnsan bir şeyi ciddi olarak istemeye görsün; hiçbir şey aşılamayacak kadar yüksekte değildir.”AndersonKişinin her şeyden önce kendisine güvenmesi gerekmektedir. Çiçero kekeme olduğu halde, ağzına çakıl taşları doldurarak sahil boyunca dolaşıp, denize karşı bitmez tükenmez nutuk eksersizleri yapmış ve sonunda tüm zamanların en iyi hatiplerinden biri olmayı başarmıştır. Ünlü  Fransız  romancı Balzac, ilk edebi ürünlerini bir dostu aracılığıyla, devrin önde gelen yazarlarından birine takdim ederek düşüncelerini öğrenmek istiyor. Yazar okumasını bitirdikten sonra üzgün, ümitsiz, acıyan ama içten bir edayla  “Azizim”, diyor, “siz her  işle meşgul olabilir, şansınızı her alanda deneyebilirsiniz. Ancak  edebiyatla boşuna uğraşıp zaman kaybetmeyin.” Sonra neler olduğunu, Balzac”ın, edebiyatın hangi doruklarına tırmandığını bilenler bilir. Özellikle de  Goriot  Baba”yı okuyanlar... Plautus”da “Bilge kendi mutluluğunun ustasıdır.” demiştir. ”Bütün umudum kendimde” diyen Terentlus da aynı kervana katılıyor. Suyun sabrının mermeri erittiğini de gözden ırak etmemek gerekmektedir.“Zor kapıdan girince öküz bacadan çıkar.” demiş atalarımız. Umutsuzluk ve karamsarlık uzunca bir tatile çıkmalı, hatta  emekli bile olmalıdır. İçinizdeki   aslanı uyandırın  bakalım. Thomas Edison  der ki: “Dehanın %99’ u ter % 1‘i ilhamdır.”Birisi sizi ders çalışmaya zorlayabilir; ama o dersi çalışmak istemeye kesinlikle zorlayamaz. İstemek için gereken arzu  içinizden gelir ve motivasyon da içten zevk almamızı sağlayan, içten gelen en büyük güçtür. Kendini iyi hissetme ve verimlilik birbiriyle sıkı sıkıyla ilişkilidir. Şimdi  kendimize söz vermeye hazır mıyız? Hedeflerimizi saptayıp, bunlara varmak için kendimizi adamaya hazır mıyız? Yoksa kendimizi sıkıntı içinde saate bakıp söylenirken mi  bulacağız?“ Üzerine düşeni yapmayanların, hayatlarının değişmesini beklemeye hakki yoktur...”Rıchard Bach’ ın Martı adlı romanından özet olarak alınan aşağıdaki cümlelere bir göz atalım:  “Martıların çoğu, karınlarını doyurmak için gerekli olandan fazlasını öğrenmeye çabalamazlar. Uçuşun tek anlamı vardır onlar için: yiyeceğe ulaşıp kıyıya dönmek. Onların amacı uçuş değil, karın doyurmaktır. Ama martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil, uçmaktı. O, her şeyin ötesinde uçmaya gönül vermişti. ““Öğrenmem gereken öyle çok şey var ki...”Martı Jonathan öğrendiklerine her gün yeni şeyler ekliyordu.”“Yüce bir yaşamın amacını, anlamını görüp onun peşinden koşan bir martıdan daha sorumlu biri var midir? Binlerce yıldan beri artık balık kafaların peşinde sürüklendik. Oysa şimdi, yaşamak için başka bir amacımız var:” Öğrenmek, yeniliklere kucak açmak, özgür olmak. Bir şans tanıyın bana; bulduklarımı, öğrendiklerimi sizlerle paylaşayım.”      “Martı Jonathan; korku, bezginlik ve hırsın bir martının yaşamını kısaltan etkenler olduğunu çoktan öğrenmişti. O bunlardan arınmıştı ve uzun, güzel bir yaşam sürüyordu.”“Bir şeyler öğrenmezsek, gelecekteki dünyamız da şimdikinin bir eşi olur. Hep durağan, sinirli, tek düze bir yaşam; kurşun ağırlığındaki o anlamsız sorumluluklar... hep ayni.”“Düşündüğün bir amaca hızla ulaşabilmek için, daha şimdiden oraya ulaştığına inandırmalısın kendini. Ne istediğini bildiğin sürece başarırsın. Başardıktan sonra da elde ettiklerini kullanmalısın”“Öğrenmekten, öğrendiklerini uygulamaktan vazgeçmemeli, yaşamın o görünmeyen yetkinliğini sabırla, bilinçle anlamaya çalışmalıyız. Sevgi üzerinde çalışmaya devam etmeliyiz.“En yüksekten uçan martı, en uzağı görendir.”Aynı yazarın “Mavi Tüy” adlı romanından özet olarak alınan aşağıdaki cümlelere de bir göz atalım:  “Hepimizin içinde bizi hem sağlığa, hem hastalığa hem zenginliğe, hem yoksulluğa, hem özgürlüğe hem köleliğe sevk edecek güç vardır eşit olarak. Bunları kontrol eden biziz, başka bir şey değil” “ Bir şeyin olmasını ne kadar çok istersek,  o iş bizim için o kadar iş olmaktan çıkar” Kazananlar ve KaybedenlerKazanan her zaman çözümün bir parçasıdır,
kaybeden her zaman problemin bir parçasıdır.
Kazananın her zaman bir programı vardır,
kaybedenin her zaman bir özürü vardır.
Kazanan "Bu işi senin için yaparım" der,
kaybeden "Bu benim işim değil ki" der.
Kazanan her sorunda bir çözüm görür,
kaybeden her çözümde bir sorun görür.
Kazanan "Uzak ama yolu biliyorum" der,
kaybeden "Yakın ama yolu bilmiyorum" der.
Kazanan çakılların yanındaki çimeni görür,
kaybeden çimenin yanındaki çakılları görür.
Kazanan "Zor olabilir ama mümkün " der,
kaybeden "Mümkün ama çok zor" der.

“Kaybetmeyi göze alsanız da,kaybetmemektir bütün sorun. Siz kazanan olun.”
Öğrenciler, zamanlarının büyük kısmını, okula ve ders çalışmaya ayırdıkları halde, çoğu kez çabalarının başarılı olmalarına yetmediğini; veliler de çocuklarının ders çalışmaya yeterince zaman ayırdıkları halde başarılı olmakta zorlandıklarını belirtmektedirler.Bunun sonucu, öğrencilerin ders çalışırken kullandıkları becerilerin ve yöntemlerin etkililiği ve yeterliliği konusu sık sık gündeme gelmektedir. Öğretmenler ise sadece kendi alanları ile ilgili bilgi ve beceriler yanında öğrencilerine “nasıl çalışılması” gerektiği konusunda da yardımcı olmayı istediklerini ve bunu gerekli gördüklerini sık sık dile getirmektedirler.Çok çalışmasına rağmen çalışma yöntemini bilmeyen öğrenciler umutsuzluğa kapılmaktadırlar. Bu öğrenciler sınıf düzeyleri yükseldikçe kendilerini öğrenmeye motive etme, öğrenme süreçlerini planlama ve değerlendirme konularında yetersiz kalmaktadırlar. Bu durum öğrencilerin okuldaki başarılarını ve buna bağlı olarak okul sonrası yaşamlarını da olumsuz yönde etkilemektedir.Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmak”tır. Ayrıca başarıya öğretmen, öğrenci ve veli üçgeninin dayanışması ile ulaşıla bilineceği unutulmamalıdır.Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir. “Daha fazla güç, yetenek veya daha büyük fırsata ihtiyacımız yok. İhtiyaç duyduğumuz şey sahip olduğumuzu iyi kullanmaktır. S. WALSH “Aradığınız altın fırsat içinizdedir. Çevrenizde, şansta, tesadüfte veya başkalarının yardımında değildir, sadece içinizdedir.”Orıson Swett MARDEN “En başarılı insanlar bu ayrıcalıklarını, farklı bir yeteneğe sahip oldukları veya kendilerine bir fırsat sunulduğu için elde etmemişlerdir. Elde olan fırsatı kullanmışlardır.”BARTON Uzun süre yurt dışında kalmış bir asker, ülkesine dönerken, hava alanında nişanlısı tarafından karşılanır. İkisi birlikte askerin bavullarını beklerken yanlarından bir hostes geçer. Asker şen bir sesle :”A! Miss Tracy bu!” der. Nişanlısı öfkeyle “Adını nereden biliyorsun?” diye çıkışır. Askerin cevabı mantıklıdır: ”Uçağın baş tarafında, kabin kapısında, pilotun ve yardımcısının adları yazılıydı!” Nişanlısı bu mantıklı cevabı daha da mantıklı, aynı zamanda da  alaylı bir soruyla karşılar. “Ya! Öyle mi?  Peki pilotun adı neydi?” Zavallı askerin düştüğü trajikomik durumu hayal edebiliyor musunuz? Ya bir de pilot yardımcısının adı sorulsaydı....O zaman vaziyet kötüden betere dönüşürdü kuşkunuz olmasın.Bu fıkra  hafıza ile, öğrenme ve hatırlama ile ilgili sürecin veciz bir özetidir aslında. Asker doğru söylemektedir; doğru ama eksik. Hostesin adını gerçekten de  kabin kapısında görmüş ve oradan öğrenmiştir. Büyük ihtimalle  pilotun ve yardımcısının  isimlerini de okumuştur aynı yerde. Ama  sonuç ortadadır işte; aklında  kalan  sadece hostesin adıdır. Dolayısıyla  askerin cevabı  hostesin adını nereden bildiğini açıklamaya yeter  ama neden ve nasıl bildiğini, daha doğrusu hatırladığını açıklamaya yetmez. Doğru ve tam cevap hostesin karşı cinsten ve alımlı oluşunu da içermeliydi. “Merak düğmesinin neye yaradığını bilmeyenler, mutluluk melodisini dinleyemezler.Hafızamızda kalan ve kolayca hatırlanan şey ilgimizi çeken şeydir. Bir şey ne kadar ilgimizi çekiyorsa, ne kadar sıra dışı ise onu o kadar  kolay ezberler, o kadar iyi hatırlarız. Bize yumruk atanı tokat atandan; tokat atanı itekleyenden, itekleyeni azarlayandan; azarlayanı kaşını çatandan daha kolay hatırlarız.Dr.Joyce  Brothers”in verdiği bir başka örnek daha var: Bir kadın başka bir kadının üzerindeki giysileri tıpa tıp hatırlar, ayrıntıları ile tarif eder. Yüzündeki kırışıklara ve çillere, gözünün altındaki minicik lekeye kadar  her şeyi sayıp dökebilir. Aynı şeyi  bir erkeğin yapabilmesi çok zordur. Sebep hafıza farkı değil ilgi farkıdır.     Demek ki  hafızayı biçimlendirip yönlendiren en önemli  etkenlerden birisi “İLGİ”dır. Buradan hafızanın ilk prensibini çıkarabiliriz. Madem ki ilgimizi çeken şeyi hatırlıyoruz o halde hatırlamak istediğiniz şeyin ilginizi uyandırmasını sağlamalı, sempatik, olmazsa antipatik ama ille de  ilgi çekici bir tarafını bulmalıyız. Diyelim ki  öyle ilginç bir tarafını bulamadık, o zaman kendimize bir takım uygun ilginçlikler icat etmemiz gerekiyor. Arşiv  istiaremize dönersek, arşivde  örneğin bir kitabı bulmak istediğinizde  ona  ya  yazar ismine ya da kitap ismine  göre hazırlanmış alfabetik sıralı  ve numaralı kartlar kullanarak ulaşırsınız. İşte bir bilgiyi  ilginç kılmak, hatırlanmasını kolaylaştırmak için ona iliştirdiğiniz, eklediğiniz  yeni unsurlar arşivdeki bu numaralı kartlara benzer. İyi de bu ilginç kılma işi nasıl yapılacak? Bu herkesin özel yetenek, donanım,bilgi ve görgüsüne göre değişir. Bir şeye benzetmek, karikatürize etmek, bildiğimiz başka şeylerle  ilişkilendirmek gibi yollara başvurarak sıradan bir bilgiyi sıra dışı hale getirmemiz mümkündür.Thomas De Quincey, ”Bindirilen yük ne kadar şiddetli ise hafıza da o kadar güçlü olur.” diyor. Bu ne demek? Örneğin sınav arifesinde, sınava yakın dönemlerde ders çalışmak daha verimlidir ve bu esnada öğrenilen bilgilerin hatırlanma oranı da diğer zamanlardakinden daha yüksektir. Başka zaman beş kez okuyup öğrenemediğiniz bir bilgiyi sınav arifesinde iki-üç kez okumakla öğrenir ve daha kolay hatırlarsınız. Zekanız ve hafızanız aynı kalmakla birlikte öğrenme ve hatırlama  “gerekçeniz “in şiddeti artmaktadır çünkü.Bir şempanze uzun süre aç bırakıldıktan sonra bulunduğu kafese içi üzüm dolu otomatik bir makine konmuş, birkaç da madeni para. Bu paralar  makineye atıldığı takdirde makine üzüm veriyormuş. Açlığın tahrik ettiği hayvan aralıksız sınamalar sonunda makineden üzüm almayı başarmış. Sonra deney farklı renkte paralarla denenmeye başlanmış. Her rengin makineden çıkardığı üzüm sayısı farklıymış. Beyaza bir, maviye iki, kırmızıya üç vb. Şempanze bu doğal problemi daha kısa sürede  çözerek azami sayıda üzüm yemeyi  de başarmış.Şempanzenin doğal güdüsü olan açlık, hafızasını uyarmış; böylece şempanze normal zamanlarda öğrenemeyeceği veya uzun sürede öğrenebileceği  bir beceriyi daha kısa sürede öğrenmiş ve üstelik ikinci deneyde birinci deneyde öğrendiklerini kolayca hatırlamıştır.Şempanzenin başarısı sırf tekrara bağlanamaz. Gerekçeniz ve ilginiz  yetersizse  istediğiniz kadar tekrarlayın; öğrenemez ve hatırlayamazsınız. Bu o kadar doğrudur ki  gündelik hayata şöyle bir bakmamız onu onaylamamıza yeterli  veriyi sağlar.Örneğin her gün defalarca kullandığımız telefonunuzun tuşları nasıl sıralanmıştır. Sağdan sola mı, yukarıdan aşağıya mı? Her gün alışveriş yaptığınız marketin vitrin çerçeveleri ne renktir? Camları kaç bölmelidir? Okulunuzun her gün çıktığınız giriş merdivenleri kaç basamaklı? Apartmanınızın asansör lambası normal ampul mü, florasan mı? Bütün bunların hepsini  bir solukta doğru olarak cevaplayacak kaç kişi çıkar acaba?Gördüğünüz gibi etkin bir öğrenme ve hatırlama için tekrar gerekli ama yeterli değildir. İşte yukarıda sorulan sorular her gün  tekrar ettiğimiz olgulara ilişkindir ama yinede cevaplarını bilmiyoruz. Öğrenme ve hatırlama için gerekçe,ilgi ve tekrar bir arada bulunmak zorundadır.Gece yatmadan önce yapılan kısa bir tekrar uyku sırasında salgılanan bir takım hormonal maddeler sayesinde yeni öğrenilmiş olan bu bilgileri hafızaya yerleştirme konusunda etkilidir.    Kurt Lewin isimli bir araştırmacının “gerilim teorisi”ne göre kişi belli bir hedefe (örneğin Fen Lisesi ya da ÖSS’yi kazanmaya) yönelmişse hafıza çok daha iyi çalışmaktadır .Bu konuda ilginç bir deney yapılmış: Bir grup öğrenciye belli bir zaman diliminde belirli işleri  yapıp tamamlamaları söylenmiş; kilden bir heykel yapmak, kibrit çöpleriyle çeşitli figürler oluşturmak, belli bir rakamdan geriye doğru üçer üçer saymak gibi... Ancak süre dolmadan ve işler  tamamlanmadan  birdenbire ellerindeki işi bırakıp başka işlere başlamaları söylenmiş. Bu işlem bir kaç sefer tekrarlanmış ve bazı işler tamamlanırken yarim kalmış. Denekler  deney süreci ve işlerini yarim bırakma gerekçeleri konusunda hiç bir ön bilgiye sahip değillermiş.Deney sonunda deneklerden kendilerine verilen görevleri saymaları istendiğinde görülmüş ki denekler yarım bıraktıkları işleri tamamladıklarından daha iyi hatırlıyorlar ve ayrıca bu işleri tamamlama arzusunun verdiği bir gerilim içinde bulunuyorlar. Buraya kadar söylediklerimizden  çıkan sonuç  şöyle özetlenebilir: İyi bir hafıza güçlü gerekçelerle, belirli bir hedefe  yönelerek, ilgi duyarak ve bol bol tekrar yaparak elde edilir. Bilim adamları, öğrenmenin ilk ve olmazsa olmaz koşulu dikkat ve etkin dinleme demektedirler.“Kare büyüdükçe fotoğrafın anlamı da değişir; intihar eden adam basit bir dublöre; ağlayan bir genç kız, soğan doğrayan bir ev hanımına dönüşebilir.”Belli bir konuyu çalışmak için masanızın başına oturduğunuzda; derginizi, kitabınızı önünüze açtığınızda okuyacağınız, öğreneceğiniz konu-genellikle bir bütündür. Her zaman olmasa bile kendi içinde organik bir bütünlüğe sahiptir. Çeşitli bölümler, parçalar, birbirleriyle ilintili, bağlantılı olabilir. Biri anlaşılmadan öteki, öteki anlaşılmadan beriki anlaşılamayabilir.Bazen konunun başındaki bir bilgi, sonundaki bir bilgi kırıntısıyla yakından ilişkilidir. O kırıntı olmaksızın bilmeceyi çözmek olanaksızdır. Eksik harf yerine konmadan sihirli kelime ortaya çıkmaz. Söz konusu kırıntıya ulaşmak için adim adım ilerleme yolunu seçerseniz, ona vardığınızda baştaki bilgiyi unutmuş olabilirsiniz. Bu durumda tekrar geriye dönmeniz gerekecek. Ne yapmalı?Kuşkusuz konunun tümünü birden, altını, üstünü, ortasını ayni anda görerek çalışmak olanaksız. Ama olanaksız olan, bu işi ayrıntılı yapmaktır. Oysa konuyu - bütünlük arz etmiyorsa kendi içinde uygun bütünlüklere bölerek - kuşbakışı bir göz gezdirmeyle taramak; hızlı bir okumayla ana hatlarını kavramak; önemli noktalarından haberdar olmak; kilit cümleleri belirlemek olanaksız değildir.Ayrıntılara inmeksizin, tamamını anlayıp ezberlemeye kalkışmaksızın, böyle bir kuşbakışı tarama size konunun bir haritasını sağlar. Kuşbakışı tarama, hücum edeceğiniz savaş bölgesine düzenlediğiniz bir keşif uçuşuna da benzetilebilir. Böylece, daha sonra ayrıntılı çalışırken, attığınız her adımın sizi nereye  götürdüğünü, bir sonraki adımda sizi nelerin beklediğini bilmenin güven ve rahatlığını yaşarsınız.Anlatmak istediğim şeyi hayli aydınlatacak bir örnek var: Lego (yap-boz) oyuncakları. Çeşitli ve görünüşte anlamsız, birbirine benzer, çok sayıda parça birleştirilir ve sonuçta anlamlı şekiller çıkar ortaya (ev, tren, tabanca vs.) Hemen hemen bütün Lego kutularında, içindeki parçalarla nelerin yapılabileceğine dair resimler vardır. Bir kere kutunun üzerindeki resmi gördükten sonra elinizdeki parçaları bu resme göre birleştirmek ve sonuca ulaşmak çok hızlı ve kolay olur. Böyle bir resme sahip değilseniz sonuca ulaşmak çok zaman alır ve sizi çok yorar. Ders çalışırken konuyu hızlı gözden geçirmek, kuşbakışı taramak da bize lego kutusundaki resmi görmeye  benzeyen bir avantaj sağlayacaktır. Lütfen bu avantajı göz ardı etmeyin.Kaynakların seçilmesine özen gösterilmelidir. Çünkü yanlış bir bilginin üzerine doğru bilgiyi öğrenmek oldukça zordur.Nasrettin  Hoca’ya  iki çocuğu ile bir adam gelmiş ve “Hocam bu çocukları okutmanı istiyorum, büyük olan biraz bilir, küçük olan hiç bilmez. Ücret  olarak ne alacaksın?” diye sormuş. Hoca da “Biraz bilenden iki, hiç bilmeyenden bir akçe alırım.“ yanıtını verince hayretle nedenini öğrenmek istemiş. Hoca da “Eee...hiç bilmeyene sadece doğruyu öğreteceğim. Bir iş. Oysa biraz bilene önce bildiği yanlışları unutturup sonra doğruyu öğreteceğim. İki iş. Bunun için iki akçe” cevabını vermişti.Hatırlamak mı zor unutmak mı?Hasta bir adam son çare gitmiş Hoca’ya. Anlatmış derdini  derman olur diye. Hoca, kolay, demiş,derdinin çaresi bende: Dişi tilkinin kuyruğunu asla getirmeyeceksin aklına. Adam bunda ne var, diye düşünmüş. Buldu ya basitçe çareyi sevinmiş aklınca.Ama bir hafta sonra düşmüş Hoca’nin kapısına. “Aman Hocam! Hiç aklımda yoktu. Nereden soktun aklıma dişi tilkinin kuyruğunu? Bir türlü çıkmıyor aklımdan.” Şimdi siz söyleyin. Bilim adamları, öğrendiklerinizi, kurduğunuz fantazilerle ilişkilendirin. Fantazileriniz  ne kadar çılgın, abartılı ve uçuk olursa, unutmanız o kadar zor, hatırlamanız o kadar kolay olur, derken yanlış mı söylemişler? Varın siz karar verin.      
Yanlış Çalışma Alışkanlıkları nelerdir ?

Çalışmaya başlarken belli bir amaç taşımamak, plansız ve programsız çalışmak, evin değişik yerlerinde ders çalışmak, çoğu zaman yatarak-uzanarak ders çalışmak, televizyon karşısında veya müzik dinleyerek çalışmak, sınav öncesi ezberlemeye çalışmak, farklı kaynaklardan yararlanmamak, anlaşılamayan, korkulan veya sevilmeyen derslerin daha az çalışılması, dersin öğretmeninin sevilmemesi nedeni ile o dersi sevmemek veya çalışmamak gibi yanlış çalışma alışkanlıkları öğrencilerin başarısız olmalarına neden olmaktadır.                         

 BAŞARILI  OLMAK  İÇİN I  .AMAÇLARIN  VE  ÖNCELİKLERİN  BELİRLENMESİ  GEREKİR   

   Zamanla aynı anlamda kullanılabilir. Geçen zaman  kullanılmaz ve telafi edilmez. Zamanı boşa geçirmek, hayatı boşa geçirmek demektir.     Planlama geleceği bu güne getirmek demektir.- Amaçlarınızı net bir şekilde belirleyip tanımlayın- Önem sırasına koyun- Birinci derecede önemli birden fazla amacı bir arada   gerçekleştirebilmek mümkün değildir. Bir seçim yapıp gücünüzü sizin için en önemli   olan ve kendinizi en güçlü hissettiğiniz amaca yönlendirin- En önemli grupta yer alan  amaçlarınızı gerçekleştirebilmek  için her   gün belirli bir süre ayırın. Harcadığınızın gayretin değil, elde  ettiğiniz sonuçların üzerinde durun- Amaçlar motivasyon için temel oluşturur, davranışı yönlendirir- Çalışmak istedikleri  halde çalışamadıklarını  söyleyen  öğrencilerin büyük çoğunluğu, çalışmak için kendilerine ait gerçekte benimsedikleri bir sebepleri  olmayanlardır. Öğrencinin  çalışmak için  kendisineait bir sebebi yoksa verimli çalışması mümkün değildir.“Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar”E.RauxHer çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar. Başarı insanın düşlediklerini gerçekleştirmesidir. Bunu yapabilen her kişi başarılıdır. Düşlemek bilinçli bir eylemdir. Düşlerimizin yürekten gerçekleşmesini ister ve ona ulaşmak için yola çıkarsak, bu uğurda inancımızı ve kararlılığımızı bir an bile yitirmezsek amacımıza ulaşırız.Çabalamadan hayal kurmak ise miskinlerin, bedavacıların işidir. Çalışmadan kazanamayız. Unutmamak gerekir ki başarı için “yüzde elli yürek, yüzde elli kürek” gerekir. Başarılı insanların tümü şans faktörünü işin başında dışlar. İşi şansa bırakmayın. Şans, rastlantı ya da başkasının yardımı gibi faktörlerin başarıda ki yeri % 1 bile değildir.    “Talih nedir? Sadece şans değildir. Talih; fırsatı yaratmak, orada olduğunda fark etmek ve geldiğinde almaktır.”Natasha JOSEFOWITZ   “Ne kadar çok çalışırsanız, o kadar talihli olursunuz.”R. Davıd THOMAS   “Kendi fırsatlarınızı yaratmalısınız.”John B. GOUGH    “İnsanı kendisiyle yüz yüze getiren bazı sorular: "Belirli bir zamanda nerede olmak istiyorum?" "Oraya nasıl gideceğim?" "Kendimi bulduğum yerden, olmak istediğim yere götürmek için ne yapmalıyım?" "Harekete geçmem için atmam gereken ilk küçük adım nedir?"“Bir yanda seyahat edenler; diğer yanda bir yerlere gidenler vardır. Bunlar hem birbirlerinden farklı , hem de birbirlerinin aynıdırlar. Başarılı olanların rakiplerine üstünlüğü şudur: Başarılı olanlar, nereye gittiklerini bilenlerdir.”Mark CAINEAmaçsız bir çalışma dümensiz bir gemi ile okyanusa açılmaya benzer. Rüzgâr nereye sürüklerse oraya gidersiniz. Gemi yol alır gibi görünür ama büyük bir olasılıkla kayalara çarpar. Amacınızı belirlerken, ona ulaştığınızda çok mutlu olacağınıza inandığınız ve yolculuğundan zevk alacağınız bir amaç olmasına özen gösterin. Bir insanın sevmediği bir işi yapması ve buna katlanmak zorunda kalması yaşamı boyunca mutsuz olmasına yol açacaktır. Colombia Üniversitesinden  psikolog  Robert S. Woodwart, somut bir hedef belirlemenin  kişideki gizli  potansiyeli  nasıl açığa çıkardığı ve hatta arttırdığını ortaya koymak için “yüksek atlama” örneğinden faydalanmış. Yüksek atlama konusunda kendini hiç denememiş ve zora koşmamış bir insan ilk denemesinde belli bir yüksekliği aşabiliyor. Başka bir deneme yaptığında da bu yükseklik değişmiyor. Ama  kendisine  yüksek atlamada bir hedef belirlemiş bir kişi her seferinde çıtayı biraz daha yükselterek ağır  ağır  yeteneğini  geliştiriyor ve hedefine ulaşıyor. Ara hedeflerden  geçerek, başlangıçta başarılamaz görünen başarılabiliyor. Aynı çerçevede daha ilginç bir test de yapılmış. Testte katılanlar önce iki guruba ayrılıyorlar. Birinci guruba daha önce   bir başka grubun - ki  bu gerçekte var olmayan uydurma bir grup - aynı denemeyi az önce başardığı ve x metre yükseklikten aşabildiği söyleniyor. Söz konusu uydurma grubun aldığı sonuçlar (!) yüksek sesle okunarak deney başlatılıyor. Güçlerini  -gerçekte var olmayan rakipleri ile kıyaslayarak atlama yapan denekler, rekabet duygusuyla kızıştıkları için üstün bir performans sergiliyorlar. Öte yandan ikinci gruba deneyin başında hiç bir şey söylenmiyor. Önlerine aynı yükseklik sınırları konuyor. Ancak bu grubun elde ettiği sonuçlar birinci gruba göre çok çok  kötü bulunuyor.Fiziki olarak birinciye benzer özellikler  taşımasına rağmen ikinci grubun, motivasyon (güdüleme) eksikliği nedeniyle birinci grubun gerisinde kalışı, gerçek gücünü  ve becerisini ortaya koyamayışı  size bir şeyler  söylemiyor mu?  Açıkça Tanımlanmış HedeflerNe  istediğinizi  bilmelisiniz. Enerjiniz, bilginiz ve azminiz bir amaca yönelmeli ve bu amaç açık, somut ve kesin olmalıdır. Hem iyimser hem de gerçekçi olmalıdır. Bunlar gerçekleştikten sonra, amacınıza ulaşmak için bazı şeyler yapmanız gerekir.Öngörü, karanlıkta kalmış bir yolu aydınlatan ışıkla karşılaştırılabilecek bir tür hedeftir. Hedefinizi somutlaştırmayı ve onu olmasını istediğiniz sonuç olarak ifade etmeyi başardığınızda, bu ışık yoğun bir lazer ışınına dönecek ve bir duvarı delip geçecek kadar güçlü olacaktır. Önünüzdeki hedefi açık bir şekilde gördüğünüzde ve bu hedefi tüm kalbinizle kendinizle özdeşleştirdiğinizde, doğru kararları kendiliğinden verebileceksiniz.Konunun  özüne  inmeye  çalışın. Gerçekten istediğiniz şey ne? Gereksiz ve yararsız olanları bir kenara attığınızda geriye ne kalıyor? En öncelikli sorun ne? Sizin için gerçekten önemli olan şey ne? Amacınıza ulaşmak için neye gereksiniminiz var? Aslında  tamamen başka bir şeyin peşindeyken, kendimizi sik sik ilgisiz bir şey için  çabalarken bulabiliyoruz.Bununla ilgili olarak şu örnekleri verebiliriz: Genç bir kadın kalkınma programında çalışmak üzere Afrika”ya gitmek istiyordu. Kendisine yukarıdaki soruları sorduğunda, asil istediği şeyin insanlarla daha fazla ilişkide bulunmak olduğunu keşfetti. Diğer insanların dikkatini çekmek ve minnettarlıklarını kazanmak için özel bir şeyler (fakirlere yardim etmek gibi ) yapması gerektiğini düşünmüştü. Girmesi gereken mücadele, başkalarına yardim etmek üzere çekip gitmek yerine, o anda  ve bulunduğu yerdeki insanlarla olan ilişkileri üzerinde  çalışmaktı. Bu şekilde, her şeyden önce, inisiyatifi ele alma riskine girebilecek ve terslenme korkusunu yenebilecekti.Bir kadın avukat, kapısının üzerine, meşgul olduğu zamanlarda bunu gösterecek kırmızı bir ışık istiyordu. Kendi kendine bu  isteğinin  altında ne yattığını sorduğunda, asıl istediği şeyin, kapılarının üzerinde kırmızı ışık bulunan  tüm diğer erkek meslektaşları gibi saygı görmek ve onlarla eşit konumda görülmek olduğunu keşfetti. İyi bir çalışma ortamı kırmızı ışıklar kullanılmadan da sağlanabilir ve böylece kabul edilme gereksinimi tatmin edebilirdi.Influencing with Integrity adlı kitabında Enie Z. Laborde iletişimi bir yolculuğa benzetir. Önce nereye gitmek istediğinize kara verirsiniz. Sonra, oraya nasıl gideceğinize ve size eşlik etmesi için kimi davet edeceğinizi düşünürsünüz. Eğer Londra’dan Edinburgh’a  gitmek istiyorsanız, bunu uçakla, otomobille veya trenle yapabilirsiniz. Yolda giderken doğru yöne gidip gitmediğinizi anlayacağınız işaretlere gereksinmeniz olacaktır. Eğer yol arkadaşlarınız farklı bir yere gideceklerse, nerede sizin yanınızdan ayrılıp kendi başlarına devam edeceklerini bulmak zorundadırlar. Sonunda Edinburgh’a vardığınızda ise, burasının gerçekten ziyaret etmek istediğiniz yer olup olmadığını anlamalısınız. İstediğinizi elde edebileceğiniz yer gerçekten burası mı?Gidilecek yerin belirlenmesiyle başlayan yolculuk gibi, ulaşılmak istenen sonuçların ortaya çıkmasıyla da bir iletişim süreci başlar. Hedefinizi zihninizde tam olarak belirlemeden iletişim kurmak, nereye gittiğine bakmadan bir trene binmek gibidir. 

Strateji
Amacınızı açık seçik ortaya koyduktan sonra bir strateji hazırlamaya  başlayabilirsiniz. Ama eğer işlem  uygulanamayacak bir durumdaysa, en iyi strateji bile hiç bir işe yaramaz. Bazen çok kolay başarılabilecek bir olay için yanlış strateji seçilerek uzun zaman harcayabiliriz.Günlerden bir gün, bir Hintli ermişin yanına, koşa koşa, öğrencilerinden biri gelir. "Ustam," der. "Ben de erdim. Irmağın bir kıyısından öbürüne sulara değmeden geçebiliyorum." Bilge kişi aldırmaz pek. "Ben daha ermeden geçebiliyordum bir kıyıdan öbürüne sulara değmeden," der.  "Sandala binerek”   “Başkalarının sizin için istediği şeyi değil, gerçekten kendi istediğiniz şeyi tasarladığınızdan emin olun.”“Planlama geleceği şimdiki zamana getirmektir, böylece gelecek hakkında şimdiden bir şey yapabilirsiniz.”LAKEIN   “Zekice hazırlanmış bir plan başarının ilk adımıdır. Plan yapan kişi nereye gittiğini, nasıl bir ilerleme yaptığını bilir ve ne zaman hedefe varacağı konusunda oldukça iyi bir fikri vardır.”S. WALSH  
Yoğunlaşma ve Esneklik
Amacınıza  ulaşmak için, eylemleriniz o amaç üzerinde yoğunlaşmış olmalıdır. Zihninizde bir resim çizerek ne istediğinizi şekillendirir ve tüm dikkatinizi buna verirsiniz. Bunu ,başka bir şey yaparken bile zihninizin bir köşesinde tutun. Bu, sizin uyanık olmanızı ve karşınıza  çıkan fırsatları değerlendirmenizi sağlayacaktır.Eğer bir öncelik sıralamanız yoksa,her şeyi bir seferde yapmaya çalışıp sonra da hiç bir şey yapamama tehlikesiyle karşı kargıyasınız demektir.“Başarının gereği, arzunuzun tamamen saplantı, düşünce ve amaçlarınızın koordineli ve enerjinizin gevşemeden konsantre olması ve uygulanmasıdır.”Claude M. BRISTOL 
İrade Gücü

Hedefinize  ulaşmak  için  irade  gücü ve azim göstermeniz  gerekir. Hedefinize ve ona ulaşmak için seçtiğiniz yola inanmalısınız. Sizden istenen işi yapmaktan zevk almalısınız. İleriye dönük mücadele isteğiniz, enerjinizi amacınız üzerinde yoğunlaştıracaktır.Hedefle ve gerçek arasında derin bir ayrılık bulunduğunda, sabırsızlaşma eğilimi gösteririz. Sanki tüm dünya bize karşı elbirliği etmiş gibi görünür. Herkes rüzgâr gibi eserken biz ağır ağır yürümek zorunda kalmışızdır. Bu hiç de adil değildir! Mevcut durumla istenen sonuç arasındaki boşluğa yaratıcı gerginlik denir. Kendinize acıyacağınıza, bunu sizi hedefinize biraz daha yaklaştıran bir şeyler başarmaya sevk eden bir enerji kaynağı olarak görün.Aksilikler arka arkaya gelse bile kendinize inanmayı sürdürün. Yenilginin bir bozgun olmasına izin vermeyin, aksine bunu öğrenmek için bir şans olarak algılayın: Yanlış giden neydi? Niye böyle oldu? Bir daha ki sefere bunun olmaması için ne yapabilirim? Başarı ve bozgun arasındaki fark azimdir.“Ben bir işte nasıl muvaffak olacağımı düşünmem, o işe neler mani olacak diye düşünürüm. Engelleri kaldırdın mi iş kendi kendine yürür.”Mustafa Kemal ATATÜRK  Engeller ve direnç sizi güçlendirir ve kendi yeteneklerinize güvenmeye sevk eder. .Engellerin üstesinden gelerek kendinize güveninizi pekiştirirsiniz. Başa çıkılmaz bir engelmiş gibi görünen şeyler bazen yeni ve kolay yollar bulmanızı sağlayabilir. Girdiğiniz yarışma  karşı karşıya geldiğiniz zorlukların sizi stratejinizi yeniden düşünmeye mi sevk edeceğini , yoksa bu zorlukların sizi Amacınıza götüren yolda daha mi güçlü kıldığını belirlemektedir.“yaşamın garip karmaşasında başımıza ne gelebileceğini bilemeyiz. Ancak kendimizin ne yapacağına, bu olayı nasıl karşılayacağımıza, olayla nasıl başa çıkacağımıza karar verebiliriz. Sonuçta gerçekten önemli olan da budur. yaşamın hammaddesini almak ve onu değerli ve güzel bir şey haline getirmek; işte bu hayat sınavıdır.”Joseph Ford NEWTON  “Üşenme ! Erteleme ! Vazgeçme ! ““Bekleme; "Doğru zaman" asla gelmeyecektir. Bulunduğun yerden başla ve senin emrinde olabilecek her türlü araçla çalış. Gideceğiniz yol üzerinde daha iyi aletler bulunacaktır.” Napolyon HILL“Başarısızlık insani hayal kırıklığına uğratabilir ama denememek yok olmaya mahkűm edecektir.”Beverly Hills “Bir amaç için uğraştığınızda işler ters gittiğinde, sendelediğinizde veya düştüğünüzde utanmamalı,  tekrar denemek için gereken cesareti toplamalısınız.”Dünya çapında 30 milyar marklık satış hacmi olan Sony şirketinin patronu Akio Morita,  Der Spiegel”de yayınlanan bir söyleşisinde, başarısının sırrını şöyle açıklar:”En gerekli olan şey insanlara bir amaç verebilmektir. Her şey yaratıcılıkla ilgilidir. Yıllar boyunca yaratıcı bir  işletmenin hizmetinde bulundum ve yaratıcı insanların nasıl motive edileceğini biliyorum. Onlara asla neyi yapıp neyi yapmayacaklarını söylemem.”  “Olağanüstü fırsatlar beklemeyin. Olağan durumlara el koyun ve onları olağanüstü hale getirin. Zayıf insanlar fırsat bekler, güçlüler kendileri yaratır.Orıson Swett MARDEN “Başarı, zahmet ve sebatın çocuğudur. Dil dökerek veya rüşvet vererek elde edemezsiniz, ancak fiyatını ödediğinizde sizin olur.”Orıson Swett MARDEN “Kayda değer hiçbir şey kolay elde edilemez. Çalışmak, sürekli çalışmak; sonunda sizi istenen sonuca götürecek tek yol budur.”Hamılton HOLT“Yaşam, siz başka planlar yaparken olup biten şeylerin toplamıdır.” Planlama bir başlangıçtır, plan yapanı hiç bir yere götürmez. Yaşam bir şeyler yapmaktır. Peki siz ne yapacaksınız?    Zamanınızı ve yaşamınızın kontrolünü elinizde tutun.Gün bugündürYer burasıdırYaşam sizin yaşamınızdırGeleceğinizi etkileme fırsatına sahipsinizGünü yakalayınBu anı kullanınŞimdi harekete geçiniz.“Bilginin efendisi olabilmek için çalışmanın uşağı olmak şarttır.”       BALZAC                    “İçinizde öyle güçler vardır ki, keşfedip kullanabilseydiniz, olmayı hayal ettiğiniz veya tasarladığınız her şey olabilirdiniz.”Orıson Swett MARDEN “Başarmanın ilk adimi, önce yapabileceğimize inanmaktır.” Mıchael KORDA “Başarının ilk kuralı - konsantrasyon - bütün enerjileri bir noktaya yönlendirmek ve ne sola, ne de sağa bakmadan doğrudan o noktaya yönelmektir.”Wıllıam MATHEWS “Başarı; sahip olduğunuz bütün güçlerin, tek bir arzunun başarılması üzerine yoğunlaştırılmasıdır.”Wılferd  A. PETERSON “Bütün düşüncelerinizi elinizdeki işe yoğunlaştırın. Güneş ışınları odaklanmadıkları sürece yakamazlar.”                     Alexander Graham BELL “Engeller vahşi hayvanlar gibidir. Aslında korkaktırlar, ama yapabilirse size blöf yaparlar. Eğer kendilerinden korktuğunuzu görürlerse, üzerinize atlamaya hazırdırlar. Ama ta gözlerinin içine bakarsanız yavaşça çekilip giderler.”Orıson Swett MARDEN “Kuşkularımız bizim düşmanlarımızdır; bizleri girişimde bulunmaktan ali koyarlar, elde edebileceğimiz iyi şeyleri yitirmemize neden olurlar.”Wıllıam SHAKESPEARE “İnsanın en büyük keşfi ve şaşırtıcı duygusu, yapamayacağından korktuğu şeyleri yapabildiğini anlamasıdır.”             Henry FORD “Kaç kişi, biraz daha çaba ve sabrın başarıyı getirecegi anda birden vazgeçmiştir?”Ross PERO“Bir sonucun elde edilmeye değer olduğuna tam olarak karar verdiğim zaman, üzerine giderim ve sonuç alıncaya kadar deneme üstüne deneme yaparım.”Thomas A. EDISON “Bilerek başlayanlar, sebatla yürürler. Güçlüklere rağmen vazgeçmezler. Azmederler ve sonunda ödüllerini toplarlar.”Charles E. POPPLESTONE “Denemekten vazgeçmek gibi başka bir Başarısızlık yoktur. İnsanin içindeki yenilgiden başka yenilgi yoktur. Kendi içimizdeki amaç zayıflığından başka, gerçekten aşılmaz bir engel yoktur.”Elbert HUBBARD “Sanırım kendimizi uzun bir yolda gibi düşünmek yararlı olur: Önemli olan inancını korumak, dayanmak, düştüğümüzde veya yorulduğumuzda birbirimize yardım etmek, gözyaşı ve düş kırıklığına rağmen yola devam etmektir.”Mary Carolıne RICHARDS 

 II  . PLANLI  ÇALIŞMAK  GEREKİR   

  Planlı çalışma baştan  sona amaçlı bir iştir. Planlı çalışacak bir öğrencinin planlı olmanın önemini ve gereğini  kavramış olması gerekir.Plan öğrenciye:- Bir işin hazırlanmasında kendine yeterli zamanı yaratmasını sağlar- Daha etkin olmasına yardımcı olur- Kendisine güvenini yükseltir- Sorunlarını çözmesini kolaylaştırır- Doğru karar vermesini sağlar ve sık sık karar değiştirmekten kurtarır      Her öğrenci çalışma planı yapmayı bilmelidir.- Planlar günlük, haftalık ve aylık olarak düzenlenmelidir     En iyi öğrenilen saatler zor öğrenilen dersler için ayrılmalıdır.- Çalışmak için ayrılacak saatler saptanırken çalışılacak dersin sınıfta verildiği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayı azaltır, öğrenilenleri pekiştirir- Her öğrencinin; en iyi anlayabileceği saatler farklı olmakla birlikte herkes için  etkili öğrenme  zamanı uykudan  önceki ve  sabahın erken saatleridir  - Çalışma planı, ani  olarak ortaya  çıkabilecek  durumlarda çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verecek esneklikte olmalıdır- Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmelidir- Çalışma saatleri olabildiğince her zaman günün aynı saatleri arasında  olmalıdır- Yemeklerden hemen sonra çalışılmamalıdır- Hangi saatte neyin çalışılacağı kesin olarak önceden bilinmelidir- Çalışma aralarındaki dinlenmeler ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır- Yapılan plana ne ölçüde uyulduğu günün sonunda  mutlaka denetlenmelidir- Plana uymanın bir zorunluluk olduğu içsel olarak duyulabilmelidir Zamanı Verimli Kullanma“Gününü faydalı bir şekilde kullanmasını bilen bir insan için asıl mutluluk akşam vaktinde gelir.”CorneilleÖğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.  Planlı ÇalışmaGeri getirilmesi olanaksız olan tek şey zamandır. Zaman hızlı ve coşkun akan bir ırmağa benzer. Zaman ancak planlı bir çalışmayla değerlendirilebilir. Zamanı programlarken kendinize 5 yıl sonra, 1 yıl sonra, 3 ay sonra, 1 ay sonra , 1 hafta sonra, yarın neleri başarmak isterdim sorularını kendinize sorun. Telefon arkadaşlarınızla uzun konuşmayarak, arkadaşlarınız her çağırdığında koşa koşa gitmeyerek, kantinde - kafeteryada her gün uzun zamanlar harcamayarak, evde oradan oraya amaçsız dolaşmayarak, televizyona esir olmayarak, evdeki sohbetlerin tümüne katılmayarak zamandan tasarruf yapıp sizi mutlu kılacak eğlence - kültür ve sanat gibi faaliyetlere de zaman artırabilirsiniz. Bu günün işini yarına bırakmayın.ABD’de 18 yaşına gelinceye dek bir öğrenci 12 bin saatini okulda, 15 bin saatini TV karşısında geçirmektedir. Bir Amerikalı çocuk günde ortalama 3 saat, Japon çocuğu 5 - 6 saat TV izlemektedir. TV’ ye “ Aptal kutusu “, bütün gününü TV karşısında geçirenlere de “ TV alıkları “ denmesi boşuna değildir. Zamanı boşa geçirmek, hayatı boşa geçirmek demektir. Zamanı kontrol etmek de hayatı kontrol etmek demektir. Öğrenciler, ders çalışmanın gerekliliğini bilmekte fakat nasıl ve ne kadar çalışmak gerektiğini bilmemektedir. Diğer yandan öğrencilerin ders çalışma motivasyonu da çalışma davranışını etkilemektedir. Nasıl ve ne kadar çalışacağını bilemeyen öğrenciler bu nedenle çalışma motivasyonu da oluşturamamaktadır. Kişiye özel öğrenci ders çalışma programının gerekliliği herkes tarafından kabul edilmektedir.Birden çok iş ya da ders üzerinde ayni günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani ayni zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır. Birden fazla amacı bir arada gerçekleştirebilmek mümkün değildir.Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;·       Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,·       Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,·       Sınav tarihlerini,·       Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,·       Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmalarını ne zaman tamamlayacaklarını,·       Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.·       Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme,  ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır. Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yapmalıdır.Planlı çalışarak her işe gerektiği kadar zaman ayırabilir, yapmak isteyip de yapamadıklarınıza zaman kalmasını sağlayabilirsiniz. Daha huzurlu olur ne yapacağımızı düşünerek yitirdiğiniz zamanı kazanabilirsiniz. Bir dersi bırakıp diğerine geçmez, her derse gerektiği kadar zaman ayırmış olursunuz. Günü gününe çalıştığınız için sınavlar öncesinde aşırı çalışmaya gerek kalmaz. Çok fazla sınav paniği yaşamazsınız. Çalışma veriminiz artar, öğrendikleriniz daha kalıcı ve etkili olur. Bu nedenlerle ortaya çıkan anne ve babalarımız ile yaptığımız tartışmalarda ortadan kalkar. “ İyi at kendisine kamçı vurdurmaz”.“Yenilgiyi, planlarınızın sağlam olmadığına bir işaret olarak kabul ediniz. Planları yeniden kurup, yeniden hedeflediğiniz noktaya doğru yol alınız.”Napolyon HILL“İnsanların çoğu, başarısızlığa uğrayan planların yerine yeni planlar yaratma azimleri olmadığı için başarısızlığa uğrarlar.”Napolyon HILL                   

        ÇALIŞMAYA  BAŞLAMAK I  . ÇALIŞMA  ORTAMINA  İLİŞKİN  DÜZENLEMELER   

     Öğrencinin ders başında geçirmeyi planladığı zamandan en iyi biçimde yararlanmasını sağlamak,verimi arttırmak için çevre koşullarını en iyi şekilde düzenlenmesi gerekmektedir     Çalışmayı kesen ya da dikkati dağıtan faktörler başlıca;     -Bireyin kendinden kaynaklanan,     -Çevre koşullarından kaynaklanan faktörler olarak ikiye ayırabiliriz.  

    FİZİKSEL KOŞULLARIN DÜZENLENMESİ:      

    a) Çalışma odası ve masası: Çalışma odası özel olarak döşenmelidir.Çalışma masası camın hemen kıyısında olmamalı,aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalınmamalıdır. Çalışma odası iyi havalandırılmış olmalı,kirli hava (oksijen azlığı)gerginliğe yol açar ve baş ağrısına neden olduğu için öğrenmeyi güçleştirir.     Çalışma masası ve yüksekliği kişinin boyuna göre ayarlanmalıdır.Çalışma masası çalışma faaliyetler için kullanılmamalıdır.Çalışma ortamı ve masası sadece çalışma için kullanılmalıdır. Böylece ortam ve masa çalışma için uyarıcı niteliği taşır ve çalışmayı başlatır.Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak nedenleri önlemek açısından yararlıdır.   

  b) Sandalye: Çalışma koşulları için ideal bir oturma aracıdır. Koltuk gevşemeyi sağladığı için öğrenmeyi güçleştirir.     c) Sessizlik: Çalışma odası sessiz olmalıdır. Özellikle müzik dinleyerek tv izleyerek ders çalışmak verimi düşürür. Çalışma odasında bulunan telefon çalışmanın kesilmesine neden olur.

     d) Çalışma masasının karşısında asılı poster,resim vb şeyler dikkati dağıtan en önemli faktörlerdendir. Bunların mümkün olduğu kadar çalışma masasından görülmeyecek bir yere asılmasında yarar vardır.   

  e) Çalışma köşesi: Her öğrenci ayrı bir çalışma odasına sahip olmayabilir. Fakat sessiz bir odanın bir köşesini çalışma köşesi olarak düzenlemekte yarar vardır. Rast gele farklı yerlerde çalışmak yerine aynı köşeyi kullanmakda yarar vardır. Çalışma köşesinin mümkün olduğu kadar uygun ışık,sıcaklık, ses gibi özellikler dikkate alınarak düzenlenmelidir. 

 II . ÇALIŞMAYI  SÜRDÜRMEK  DİKKATİ  YOĞUNLAŞTIRMAK 

    Dikkat bir şeyi öğrenmek amacıyla gösterilen zihinsel çabaya denir. Öğrencinin dikkatini konu üzerinde toplamadan çalışmada direnmesi boşuna zaman yitirmekten  başka bir şey değildir. Çünkü  dikkat olmadan öğrenmede olmaz. Bu tür çalışma anlayışı verimli olmadığı gibi  öğrencide ders çalışmaya karşı isteksizlik, ilgisizlik, hoşnutsuzluk ve   bıkkınlık duygusuna neden olur.   

  Ders üzerine  dikkati toplayamamanın iki nedeni  vardır. Birincisi bu konuda bir alışkanlığa sahip olmasıyla ilgilidir.  İkinci neden ise,konu üzerinde çalışırken, konu dışındaki bir sorunun zihni rahatsız etmesidir.   

  Dikkat doğuştan değil alıştırmalarla kazanılan ve geliştirilebilen bir alışkanlıktır Çalışmada dikkati dağıtan bazı nedenler- Önemsiz sorunların zihni oyalaması.- Duygusal sorunların olması. Duygusal sorunlar insan zihnini bir kısır döngüye sokar.- Çalışırken gereksiz ayrıntılara dalınması.- Çevrede olumsuz uyarıcıların olması.- Öğrencide yetersizlik duygularının bulunması.- Öğrenilecek bilgilerin sistemsiz, zor ve karmaşık olması.- Düzensiz ve amaçsız çalışılması.

Dikkati Uyanık Tutma

İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerlerde çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.    

  ÇALIŞMAYI SÜRDÜRMEK:    

 Dikkatin dağılması nedeniyle verimin düşmesi hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de ders dışı etkinliklere daha az zaman ayırmaya neden olur .O zaman amaç,en kısa sürede en verimli çalışmayı gerçekleştirmek olmalıdır. Dikkati dağıtan faktörleri dış ve iç faktörler olarak ayırabiliriz. Dış faktörler;çalışmaya başlama bölümünde özetlediğimiz çevresel faktörlerin tümüdür. Bunları mümkün olduğu kadar en aza indirmek gerekir. İç faktörler ise,endişeler ve hayal kurma şeklinde özetlenir. Ders çalışırken öğrenci hayal kurmaya başlarsa çalışmayı kesmeli ve hayal kurmayı bitirdiği takdirde derse dönmelidir.Günümüz eğitim sistemi öğrencileri rekabete yönelmektedir. Gerek Anadolu ve Fen Liseleri,gerekse Üniversite giriş sınavlarına alınan öğrenci sayısının sınırlı olması öğrencileri daha çok rekabete yöneltmektedir. Bu rekabet öğrencilerde oldukça fazla endişe yaratmaktadır.     "Sınavda başarılı olacak mıyım ?     "Başarılı olmazsam ailemin yüzüne nasıl bakarım ?     "Çalışacak hiç zamanım kalmadı gibi endişeler verimi düşürür.     Endişelerden arınmak için özellikle şu soruları öğrencilerin kendilerine yöneltmesi gerekir.     "Bu düşünceler çalışmamı kolaylaştırıyor mu ?     "Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu ?     "Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu ?     Eğer bu soruların yanıtı "Hayır" ise endişeleri bırakıp çalışmaya yönelmekte yarar vardır.     Müzik dinleyerek çalışmak: Günlük yaşamda aynı anda birden çok uyaranla karşılaşılır. Fakat aynı anda birçok uyaran algılanamaz .O an dikkatin en çok toplandığı uyaran algılanır. Müzik dinleyerek,tv izleyerek çalışmayı sürdürürken birkaç uyaranın etkisi altında kalınabilir .O zaman dikkat farklı uyaranlara kayabilir.     Verimi artırmak için öncelikle amaçların belirlenmiş olması gerekmektedir.     Amacı olmayan bir çalışma verimi düşürür ve çalışma için güdülemez.     Belirlenmiş birkaç amaç örneği:      Yaşam Amaçları     -Bilgisayar mühendisi olmak,     -İngilizce yi iyi derecede bilmek,     -Görüşlerime uyan partiden milletvekili seçilmeye hazırlanmak,     -Basketbolde 1.Lig Takımında oynamak,      Bir Yıllık Amaçlar     -Bilgisayar Mühendisliğini kazanmak,     -İngilizce’den 6. Kuru tamamlamak,     -Lise diplomasını almak,     -Basketbolde 1.Takıma seçilecekler arasında bulunmak.       Bir Aylık Amaçlar      -Fizik sınavında geçer not almak,     -Kimya sözlüsünden başarılı olmak,     -Hafta sonunda okul grubuyla Uludağ'a gitmek,     -Arkadaşımın doğum gününde ona yardımcı olmak gibi.     Bu amaçlar listesinde 1. sıradaki amaç en önemli olan, 2. Sıradaki daha az önemli olan amaçtır. Öğrencinin belli bir kategoriye göre sıralamış olduğu yaşam amaçlarından bir yıllık amaçlar listesini oluşturması gerekir. Yıllık amaçları aylık amaçlara ve haftalara-günlere bölerek bir çalışma planı oluşturması gerekir.     Amaçlar aşama aşama yerine getirilirse yaşam amacına ulaşılır. Eğer amaçları gerçekleştirmede aksamalar olursa bir üst amaca ulaşamayız. Plan ve programla yapılan çalışma ayrıca iç denetim sağlar. Öğrenci amaçlarını belirlerken özellikle kendi amaçları olmasına dikkat etmelidir. Verim içinders çalışma süresinin düzenlenmesi de önemli bir faktördür. Dikkat süresinin uzun ve kısalığına göre her öğrenci çalışma süresini ve dinlenme süresini günlük çalışma programında belirtmelidir. Örneğin 40 dk.Çalışma süresi ve 10-15 dk.Dinlenme süresi gibi.    

Öğrenci hafızasını nasıl geliştirebilir?    

 1-Dikkati olay veya bilgi üzerinde yoğun bir şekilde odaklaştırarak kuvvetli bir izlenip edinmek.   

  2-Düzenli tekrarlar yaparak izlenimi (bilgiyi) geliştirmek.   

  3-Başka izlenimlerin bilgiye karışmasından kaçınmak.  

   4-Hoş gelmeyen anıyı bastırmak ve izlenimleri karıştırmamak.     

 Mükemmel bir dikkat düzeyine ulaşmak için :    

 1-Belirli ölçüde gevşeme (bütünüyle değil)    

 2-Dikkat edilmek istenen konuya derin ve sürekli bir ilginin geliştirilmesi.  

   3-Dikkatin yapılmakta olan işe yönelmesini engelleyen duygusal problemlerin yatıştırılması, 

    4-Dikkatin dağıldığı ve zihnin gezindiğinin hissedildiği anda dikkati konu üzerinde yoğunlaştırma alışkanlığının biçimlendirilmesi.      G-Gevşeme     İ-İlgi     D-Duygusal     A-Alışkanlık     Mükemmel dikkat düzeyi için gerçekleştirilmesi gerekir.                     

   DİKKATİ  TOPLAMA  YOLLARI  

   Amaçsız çalışma olmaz. Amaçsız yapılan çalışmada dikkat yoktur. Amaç yapılan işin neden yapıldığını belirler. Yaptığı işin amacını  bilmek, öğrencinin bu işi benimseyip ona sahip çıkmasına ve işin kendisini güdülenmesine yardımcı olur. - Çalışma için karar verme     Konu üzerinde dikkatin toplanabilmesi için, gerekli kararların verilmiş olması gerekir. Hangi ders daha önce çalışılacaktır? Çalışılacak ders için hangi yöntemler kullanılacak?  Kullanılacak  araç ve gereçlernelerdir? gibi sorulara cevap bulmadan çalışmaya başlamamak gerekir. Bu soruların cevapları çalışma sırasında aranmaya  başlanırsa bu da kararsızlığa ve dikkatin dağılmasına neden olur. - Konuya merak duyma     Bir şey  ancak merak  edildiği oranda  öğrenilebilir. Merak konuya karşı ilgi uyandırır ve dikkatin  konu üzerinde  yoğunlaşmasını sağlar.Yapılan çalışma sevilmeli, hiç değilse sevilecek  yönleri aranıp bulunmalıdır. - Planlı ve sistemli çalışmayı bilme     Planlı çalışma, dikkatin konuya toplanmasına  yardımcı olan bir alışkanlıktır. Planlı çalışmada öğrenci  kendini konuya  daha çok verir,dikkatinin dağılmasını önleyerek çalışmada etkililik süresini arttırır. - Çalışmada çeşitlilik sağlama     Çalışma  sırasında  okuma,  yazma, anlatma, uygulama, test  çözme,test sorusu hazırlama vb. değişik etkinliklere yer verilmelidir. - Çalışmada hedef saptama     Kimi durumlarda öğrenilecek konular oldukça fazla, son derece karmaşık ve dağınık olabilir. Gerçekte konu ne olursa olsun çalışmaya geçmeden önce öğrenci kendisine erişebilir bir hedef seçmeli ve bunu  gerçekleştirmeden bunu çalışmayı bırakmamalıdır. Kişinin hedefleri gerçekçi olmalıdır. Öğrenci gücünün yetemeyeceği hedeflere ulaşmayı arzuladığı oranda  bu hedefleri  gerçekleştirmesi de o kadar  zorlaşır. Sık sık amaçladığı  hedeflere ulaşamayan  öğrenci kendisine güvenini yitirerek,derslere karşı genel bir isteksizlik duyar, başarısızlık duygusuna  kapılır. - Kendine güvenme     Öğrencinin kendine güvenmesinin  önemi hiç bir koşulda yadsınamaz. Güven eksikliği olan bir öğrencinin, kendine güven duymasının en etkili yolu o işi başaracağına kendisini inandırmasıdır. Kendine güven duygusu aynı zamanda güçlü bir  irade ve kararlılığı  gerekli kılar. Kararlılık engeller karşısında  gerilemeyi değil aksine bu engellerle mücadele gücünü yaratır. Kararlılık, plan dışı  saatte canınız  çalışmak istemezse de kendinizi çalışmaya zorlamaktır. Kolaydan zora doğru bir çalışma yolu izlemek, okumak yerine yazarak  çalışmak dikkatin  toplanmasına yardımcı olur. - Çalışma öncesi yeterince dinlenmiş olma     Çalışmaya geçmeden önce vücut ve zihin yeterince dinlenmiş olmalıdır.     Aşırı  duyarlılık,  karamsarlık, isteksizlik, bedensel  yorgunluk,uykusuzluk gibi nedenlerle  beliren bitkinliğe  düşmemek için  her zaman aynı biçimde olan çalışma yöntem ve tekniklerinden  kaçınmak, ders dışı uğraşlarla yeterince ilgilenmek ve gerçek anlamda olabildiğince dinlenmek zorunludur.

Verimi Azaltıcı Etkenleri Ortadan Kaldırma
Harcadığınız gayretin değil elde ettiğiniz sonuçların üzerinde durun. Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üstündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.  Zorlandığınız derslere bir not hesabıyla yaklaşmayın. Kendinizi zorlayın ve o dersleri de sevin. Yaşam bir bütündür. Bu derslerin tamamını yaşamınızın bir uzantısında göreceğinizi unutmayın. O derslerden de kolayca öğrenebileceğiniz konular vardır. Anlayabileceğiniz konuları öncelikle seçerek bu konuların üzerine gidin. Bu konularla ilgi