|
“Başlamak başarmanın yarısıdır.”ÇALIŞMA AMACININ SAPTANMASI Yapılan bir çalışmada yüksek verim alabilmek için en önemli şart neden çalışıldığının bilinmesidir. Çalışma işi bir amaca hizmet etmiyorsa sıkıcı olması kaçınılmazdır. Bu sebeple her öğrencinin kendi çalışma amaçlarını belirlemesi gerekir.Çalışma amacınızı netleştirmek için kendinize şu soruların cevaplarını verebilirsiniz:- Bundan on yıl sonra neleri başarmış olarak hangi konumda olmak istiyorum?- Yaşamdan beklentilerim nelerdir?- Gelecek sene kendimi neleri başarmış olarak görmek istiyorum?- Bu amaç ve beklentilerimi gerçekleştirmek için neler yapmam gerektiğini biliyor muyum?Bu soruların cevaplarını verdikten sonra hedeflerinizi adım adım sıralayabilirsiniz. Örneğin:- Makine mühendisi olmak- Çok iyi derecede İngilizce bilmek- Yüksek lisans yapmak ve akademisyen olmak- Büyük bir firmada yönetici olmak- Matematik sınavından güzel not almakÖğrenci eğer sıraladığı amaçlara ulaşmayı gerçekten istiyorsa sıra bunları gerçekleştirmek için neler yapması gerektiğine karar vermeye gelir. Bu hedeflerin her biri birbirinin takipçisi durumundadır. Birisinin gerçekleşmemesi diğerinin gerçekleşme şansını azaltır. Bir şeyi yalnızca istemek o isteğin gerçekleşmesini sağlamaz. Karnı acıkan bir insan karnını doyurmak istiyorsa yerinden kalkıp yemek yapmak hiç değilse yemeğini kendisi yemek zorundadır. O halde amaçlarını netleştiren öğrencimizin şimdi de kendine uygulayabileceği bir çalışma planı hazırlaması gerekir. Bu konuda okulumuzun Rehberlik Servisi’nden de faydalanabilirsiniz. ÇALIŞMA PLANININ HAZIRLANMASIProgramınızı hazırlarken şu aşamaları izlemeniz faydalı olacaktır.- Günlük ve haftalık programınızda yapmanız gereken etkinliklerin sıralanması Çalışma planı yapabilmek için planda hangi faaliyetlere yer vereceğimizi kararlaştırmalıyız.- Listemizde mutlaka yapılması gerekenleri (A) ile;- İkinci derecede yapılması gerekenleri (B) ile;-Yapılsa iyi olur diyebileceğimiz grubu da (C ) ile belirtmemiz yerinde olacaktır.Bu önceliklerin belirlenmesinde daha önceden belirlemiş olduğunuz amaçlarınız size belirleyeceği rol oynayacaktır. Örneğin matematik sınavından güzel not almak isteyen öğrencinin birinci derecede öncelikli işleri arasında matematik çalışmada yer almalıdır. Yapılan işler istenen hedefleri gerçekleştirmeye yönelik değilse hedefler hayal olmaktan öteye gidemez.- Amacınızı gerçekleştirmeye yönelik işleriniz ile bu amaca hizmet etmeyen ama sizin yapmayı istediğiniz aktiviteler arasında seçim yapmak zorunda kalabilirsiniz. Örneğin, müzik dinlemek ile İngilizce dersini çalışmak konusunda zaman ayarlaması yapamıyorsunuz. İkisine birden programda yer veremiyorsanız öncelikli olanı seçmeniz yerinde olacaktır. Müzik dinleme ihtiyacını spor yaparken,dinlenirken veya yolda giderebilirsiniz.- Bir hafta süre ile her gün neler yaptığınızı not ediniz. Bunun size iki faydası olacaktır. Birincisi rutin faaliyetlerinizin (yemek,uyku,yol vs.) zamanlarını görmenizi sağlar. İkincisi sizin zamanınızı çalarak çalışmanızı nelerin engellediğini görmüş olursunuz.- Artık kendinize uygun bir plan hazırlayabilirsiniz. Günlük planınızda şu madde ve etkinlikler yer almalıdır:- Uykudan uyandığınız saat- Kahvaltının bitiş saati- Okula gidiş-geliş saatiniz- Ulaşımda geçen süre- Yemek için verilen aralar- Öğrenme için ayırdığınız süre(başlayış ve bitiş saatleriyle)- Dinlenme,gezme,spor vs. ayrılan süreler- Tekrar yapmak için ayrılan süreYukarıdaki maddelere yer vererek hazırlayacağınız çalışma programınızda ders saatlerini yerleştirirken de şunlara dikkat etmelisiniz:- Size zor gelen dersleri , günün en verimli çalıştığınız saatlerine koyunuz.- Bir dersi çalıştıktan sonra hemen benzer bir dersi çalışmayınız.Örneğin sayısal bir ders olan matematikten sonra fizik değil Türkçe gibi sözel bir ders çalışmanız zihninizin dinlenmesi açısından faydalı olur.- Çalışma sürelerini 20-40dk. ders ve 10dk. dinlenme olarak düzenleyiniz. Daha uzun çalışma sürelerinde beyniniz yorgun olacağı için verim alamazsınız.- Haftalık olarak hazırladığınız çalışma programınızı size en uygun olana kadar değiştiriniz.TEKRAR SÜRELERİ NASIL OLMALI? Öğrenilen bir konunun %80’i ilk 24 saat içinde unutulmaktadır. Unutulan konu miktarını en aza indirmek için belirli aralarla yapılan tekrarlar faydalı olacaktır.- Öğrenmenin hemen ardından 10dk.- Öğrenmeden bir gün sonra 5dk.- Öğrenmeden bir hafta sonra 3dk.- Öğrenmeden bir ay sonra 3dk.- Öğrenmeden 6 ay sonra 2dk.Belirli saatlerde sistemli ve planlı olarak en önemlisi tekrar sürelerini aksamadan yapacağınız çalışmalarınızın sonucunda başarılı olacağınızı göreceksiniz.“Başarının onda dokuzu , kendinize güvenmek ,bütün gücünüzle işinize sarılmaktır.”DERS ÇALIŞIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?- Etkili öğrenme için ilk koşul çalışmaya büyük bir ilgi ve istekle başlamaktır. Bu arada,çalışma zamanında zihni başka tarafa çeken nesne ve konulardan da uzak kalınması gerekir. Bunlar yapılmadıktan sonra ne yapılırsa yapılsın verim alınamaz.- Öğrendiğiniz konunun %80’nini ilk 24 saat içinde unutulduğunu aklınızdan çıkarmayın- Konuların ana hatları paragrafın başında ve sonunda toplandığı için bu bölgelere özellikle dikkat edin.- Çalışırken koyu harfle yazılmış kelimelere ,resim ,şekil ve grafiklere ayrıca dikkat edin- 20-40 dk. çalıştıktan sonra mutlaka 10dk.tekrar yapılmalıdır. Etkili öğrenmenin temel şartı budur.- Çalışma planınızda belirteceğiniz günlük, haftalık,aylık tekrarlar size zaman tasarrufu sağlayacaktır. Öğrendiğiniz konuyu unutmayacağınız için temeliniz sağlam olacak ve sınavlara hazırlanma sürelerinizde düşme olacaktır.ÇALIŞMA ORTAMINI NASIL DÜZENLEYELİM?Dersimizi çalışırken dikkatimizin dağılmaması ,beynimizin daha uzun süre konuları verimli anlayabilmesi için çalışma ortamının çok iyi düzenlenmesi gerekir. Peki, böyle bir ortam nasıl olmalıdır?Şimdi isterseniz bu noktaları belirtelim.* Çalışma masası pencerenin hemen yanında olmamalıdır ki çalışan kimsenin yazın sıcaktan ,kışın soğuktan etkilenmesi önlensin. Ayrıca dikkati dışarıya kaymasın.* Çalışma masasının üzerine gölge düşmesini önlemek amacıyla gün ışığının karşıdan gelmesi sağlanmalıdır.* Odadaki oksijenin azalarak baş ağrısı ve uyku problemi yapmaması için dinlenme aralarında odanın havalandırılması gerekir.* Dersinizi çalışırken odanızda tv, müzik seti gibi aletleri açık bulundurmayınız. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu müzik dinleyerek çalıştıklarında daha iyi anladıklarını iddia etmektedirler. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Bir şeyi nasıl bir ortamda öğrenirseniz ona benzer bir ortamda hatırlanması daha kolay olur. Buna hafızasını kaybeden insanların daha önce yaşadıkları ortamla karşılaştıkları zaman olayları hatırlamaları örnek olarak gösterilebilir. Eğer girdiğiniz sınavlarda müzik çalınıyor olsaydı problem olmayabilirdi. Sınav ortamları sessiz ortamlar olduğuna göre hatırlama oranımızı yüksek tutmak için sesiz ortamlarda çalışmalıyız.* Dersinizi yalnızca çalışma için ayrılmış masada çalışınız Koltukta, kanepede vb. ders çalışılmaz. Eğer bu yerlerde daha verimli öğrenilseydi eğitim kurumlarında sıra,sandalye olmasına gerek kalmazdı!* Odanızın sıcaklığını 18-22 derece olmasına dikkat edelim. Aşırı soğuk kadar aşırı sıcak da veriminizi düşürürANNE BABALARA MESAJHer gün okul ortamında eğitim gören sınavlara girip çıkan öğrencinin anne babasına önemli görevler düşmektedir. Anne babaya düşen önemli görevler ailenin bütçesinin sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim imkanlarını sunmak ve ona uygun çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir.- Kaç yaşında olursa olsun kişilerin çalışmaya başlamak için “çalış!..” şeklinde bir uyarıcıya ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Eğer çocuğunuzla ilişkiniz genel olarak iyi ve yumuşak ise arasıra onun dersleri yönünde yapacağınız bu tür uyarılar motive edici olabilir. Ancak özellikle ergenlik döneminin de etkisi ile ilişkileriniz ara sırada olsa sertleşiyorsa “çalış” uyarıları aranızdaki gerginliği arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Anne babanın çocuğu ile arasında kuracağı sıcak diyalog bu uyarılardan daha etkili olmaktadır.- Kendi idealleriniz ile çocuğunuzun hayatını birbirine karıştırmamalısınız. Doktor olmayı çok isteyip de çeşitli sebeplerle olamayan anne veya baba çocuğuna bu yönde baskı yaparsa öğrenciyi strese sokmuş olur. Böyle bir istekte bulunmadan önce çocuğunuzun okul hayatında şimdiye kadar olan başarı durumunu,onun ilgi ve yeteneklerini ,gelecek ile ilgili hayallerini de göz önünde bulundurmanız gerekir. Matematik dersini hiç sevmeyen veya başaramayan, bu derste zorlanan bir öğrenciye mühendis olması yönünde baskı kurmak onu gereksiz yere strese sokacağı gibi başarılı olduğu alanlar göz ardı edileceği için okuldan ve derslerden soğumasına sebep olabilir.- Anne babanın çok küçük yaştan başlayan yüksek başarı beklentisi ,çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek çocuğun sert yöntemlerle eğitilmesi,yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla nitelemek(haylaz,sorumsuz,tembel...) çocuğun kendine olan güvenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak çok zordur.Genel olarak eğitimde,özel olarak yeni bir davranışın kazandırılmasında temel ilke, yanlışların görülmesi ve düzeltilmesinden çok; “doğruların fark edilmesidir”. Bu konu ile ilgili yapılan bir araştırma Psikolog Dr. Acar Baltaş’ın “Üstün Başarı” kitabında şu şekilde yer almaktadır:“Psikoloji tarihinde dönüm noktası olan araştırmalardan bir tanesi Rosenthal ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmadır. Bir grup psikolog çeşitli ilkokullarda ders yılı başında sınıflarda zeka testi uygular ve bir süre sonra öğretmene ,her sınıfta 4 öğrencinin üstün zekalı olduğunu ,ancak bunu çocuklara aktarmamasını söyler. Gerçekte öğretmene isimleri söylenen çocuklar üstün zekalı olmayıp isimleri kura ile saptanmış çocuklardır.Ders yılı sonunda bu çocukların başarılarında hissedilir bir yükselme olduğu görülmüştür.”Çocuklarımıza ne söylüyorsak öyle olma ihtimallerini artırırız. Biz çocuğun tembel ve zeki olmadığını düşünüyorsak bunu ona söylemesek bile o hissedecektir. Kısacası çocuğumuza olumsuz olarak ne söylersek “öyle” olmasını kolaylaştırırız.- Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın. “Komşunun oğlu hep teşekkür alıyor”, “Sen niçin sınıf birincisi olamadın?” gibi kıyaslamalar çocuğunuzun kendine olan güvenini sarsacaktır. Sınav heyecanının en büyük sebepleri kişinin kendi ile ilgili kaygılarının yanında bu tür kıyaslamalardır. “Anneme ne diyeceğim?”, “Tanıdıklarıma mahcup olacağım.” vb. düşünceler başarıyı büyük oranda düşürmektedir.- Akdeniz Koleji olarak sizden en büyük ricamız okulumuz ile sürekli irtibat halinde olmanızdır. Birbirimizi daha iyi tanımamız, sorunlarımız olursa bunları daha başlangıçta çözebilmemiz ,öğrencilerimize mutlu yarınlar hazırlayabilmemiz için karşılıklı işbirliğimiz gerekmektedir. Bu amaçla okulumuzda Rehberlik Servisimiz,öğretmen -veli iletişim sorumlumuz sizlerle görüşmeye ve yardıma her zaman hazırdır. Binbaşıoğlu,Cavit ; Öğrenme Psikolojisi,Kadıoğlu Matbaası,1991 AnkaraBaltaş,Acar ; Üstün Başarı,Remzi Kitabevi,1993 İstanbulCüceloğlu, Doğan ; İnsan Ve Davranışı,Remzi Kitabevi,1991 İstanbul YAŞAYARAK ÖĞRENME Bir çocuk kınanırsa her zamanO da yapamaz başkalarını ayıplamadanVe düşmanlık görünce durmadanKaçamaz hiçbir zaman kavgadanOnunla edilirse alayUtancı öğrenir en kolayVe utançla yaşarsa eğerSuçlamayı kendisine iş ederHoşgörü esirgenmezse eğerSabrı da öğrenir bir yandanVe verilirse ona cesaretNedir, öğrenir kendine güvenmek.Övgüyle ödüle layık görülürse çocukHep almayı değil vermeyi de öğrenir çabukVe güven duyulmuşsa kendisineO da kulak verecektir dostluğun sesineBir çocuk başkalarından görürse beğeniBilir kendisinin de sevmesi gerektiğiniVe ilgi, dostluk görürse eğerSevgiyi, sevgiyle yürekten sezerSevgiyi bulunca kucak dolusuDünya ile arkadaşlık kurmaktaKalmaz korkusu...Dorothy Law Nolte’den dilimize uyarlayanlarBahar Akıngüç-M. Turan Tekdoğan
»
Yorum yok
» Yorumu Gönder
|