|
Yazar Rehberlik
|
|
Sosyal ilişkilerini ve özgüvenini zayıflatıyor. Biyolojik, genetik ve psikososyal etkenlerin yol açtığı hiperaktivite, ilacın yanı sıra zihin ve dikkat geliştirici yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Çocuk psikologları, hiperaktif çocuğu cezalandırma yerine 'oyundan mahrum etme' gibi yöntemleri öneriyor.
Çocuğunuz aceleci, sabırsız, çok konuşan, söz kesen, dikkatsiz, ani tepki gösteren, durup dururken yola fırlayan, kurallara uymayan, başı sık derde giren, az uyuyan, unutkan, arkadaşlarınca dışlanan biri mi? Eğer bu sorunları sıkça yaşıyorsa evladınızda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olabilir. Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Uzman Çocuk Psikoloğu Hande Ertaş, hiperaktif çocukların yaşadığı problemlerin en önemlisinin dikkat eksikliği olduğunu vurguluyor. Ertaş'ın verdiği bilgiye göre bu çocuklar, normal ve normalin üstünde zekaya sahip. Ancak dikkat süreleri çok kısa olduğu için sıkça yaralanma ve kazaya maruz kalıyorlar. Bilgileri kullanmakta güçlük çekiyorlar. Bu durum başarılarının düşmesine, sosyal ilişki ve özgüvenlerinin zayıflamasına yol açıyor. Dikkatini toplayamadığı için zekasını kullanamayan hiperaktifler sınıfta birinci olabilecekken gerilere düşebiliyor. Sosyal uyumda güçlükler yaşayan bu çocuklar, kurallara uymadıkları için sürekli eleştiriliyorlar. Hastalığın belirtilerinin 4-5 yaşlarında belirgin hale geldiğini belirten psikolog Ertaş, "Hiperaktif çocukların bebekliklerinde çok ağlayan, huzursuz, az uyuyan bebekler olduğu ve sonraki yaşlarda kolay sıkılan, sık sık oyun değiştiren, hareketli çocuklar oldukları bilinmekte." diyor. Hastalığın esas tedavisinin ilaçla yapıldığını ifade eden Ertaş, şunları kaydediyor: "Hiperaktivite, dikkat geliştirici 'nörobiofeedback' yöntemiyle de tedavi ediliyor. Ayrıca zihin ve dikkat geliştirme çalışmalarını kapsayan Reha-Com yöntemi dikkat eksikliği ve dürtüsellik problemlerinde etkili oluyor. Hastalık tedavi edilmediğinde ileriki yaşlarda unutkanlık, organize olamama gibi sorunlara yol açıyor." Kaynak: Eğitim Gazetesi |
|
|
Yazar Rehberlik
|
Toplu görüşmelerde netleşen memur maaşları Maliye Bakanlığı’nın Meclis’e sunduğu 2009 yılı bütçe yasa tasarısına aynen yansıdı. Buna göre, memur maaşlarına önümüzdeki yılın ocak ayında yüzde 4, temmuz ayında da yüzde 4,5 olmak üzere kümülatif yüzde 8,7 oranında zam yapılacak.
Altışar aylık zamların gerçekleşen enflasyon rakamlarının altında kalması halinde, memura zam farkları ayrıca ödenecek. YENİ MAAŞ YENİ PARA Toplu görüşmelerde belirlenen ve bütçeye bu çerçevede ödenek konulan yeni zamlara göre; evli ve eşi çalışmayan, aynı zamanda da 2 çocuğu olan 13’ün 3’ündeki bir devlet memurunun halen bin 118 YTL olan maaşı, yılbaşında bin 163 YTL, temmuz ayında da bin 215 YTL olacak. Böylece en düşük memur maaşı aile ve çocuk yardımıyla birlikte ocakta 45, temmuzda da 52 YTL olmak üzere yıllık toplam 97 YTL artacak. 2009 yılında aynı zamanda YTL’den TL’ye geçileceği için, memur ocaktaki maaşını TL cinsi yeni banknotlarla alacak. MAAŞ FARKI DEĞİŞMEDİ Yeni zamlar, önümüzdeki yıl da en düşük ve en yüksek memur maaşı arasındaki 3,7 katlık farkı değiştirmeyecek. Halen aile ve çocuk yardımıyla birlikte en düşük memur bin 118 YTL, müsteşarlar ise 4 bin 180 YTL maaş alıyor. Temmuzda en düşük dereceli memur bin 215, en yüksek dereceli memur olan müsteşar ise 4 bin 543 lira maaş alacak. 
Bugün |
|
|
Yazar Rehberlik
|
Şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına tüketiciler, yılda 30 milyar doların üzerinde para harcıyor
Geçtiğimiz günlerde yayımlanan 'Medyada Şiddet Efsanesi' adlı kitap, şiddet içerikli eğlencenin baş kaynağı olarak bilgisayar oyunlarını gösterirken oyunlar için tüketicilerin, yılda 30 milyar doların üzerinde para harcadığına dikkat çekiyor.
Kitapta, Eğlence Yazılımları Derneği'nin bilgisayar oyunları üzerine yapılmış bir araştırmasına da yer veriliyor. Araştırmada, "Yetişkin oyuncuların (ki yüzde 39'u kadın) haftada 7,5 saatlerini oyun oynayarak geçirdiklerini ve bilgisayar oyunu oynayan insanların yüzde 84'ünün 18 yaşın üstünde olduğunu açıklamaktadır." deniliyor. Bilgisayar oyunları ayrıca filmlerden ve televizyonlardan daha etkili bir saldırganlık öğretmeni. Kitapta "Etkileri ne olursa olsun, bilgisayar oyunları -pek çok uzun metrajlı filmin bütçesini geride bırakan oyun geliştirme ve tanıtım bütçeleriyle- muazzam bir ticaret haline gelmiştir." ifadeleriyle de oyunların geleceğine işaret ediliyor. ABD'de 2004 yılında çıkan 'Halo 2' ile 'Grand Theft Auto: San Andreas' oyunlarının iki buçuk milyona yakın bir satışla Hollywood filmleriyle başa baş gittiğinden bahsedilen kitapta, 11 Eylül saldırıları gibi olayların da oyunlara yansıdığı anlatılıyor. Yine okurlarla buluşan ve ilk kez dijital oyunları konu alan 'Kültür Endüstrisi Olarak Dijital Oyun' adlı kitapta da bilgisayar ya da PlayStation oyunlarının kapitalizmin en önemli metaı haline geldiğine dikkat çekiliyor. Dijital oyunların tarihini ele alan kitap Başkent Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mutlu Binark ile Halkla İlişkiler Bölümü'nde öğretim görevlisi Günseli Bayraktutan Sütçü tarafından kaleme alınmış.
Hollywood filmleri, anında oyun oluyor
Şiddet içerikli bilgisayar oyunları ile şiddet içerikli Hollywood filmleri birbirleri ile sürekli etkileşim içinde. Filmlerin oyunları yapıldığı gibi oyunların filmleri de yapılıyor. Gişe yapan bütün filmlerin birkaç ay içinde oyunları piyasaya sürülürken (Harry Potter, Indiana Jones, Fifty Element), kendisine büyük bir hayran kitlesi oluşturan oyunlar da Hollywood'a ilham kaynağı oluyor. Zindan ve Ejderha (Dungeons & Dragons) ile başlayan bu furya Hitman ile devam etti. Bu hafta ise vizyonlarda yine iki tane bilgisayar oyunu var. Max Payne ve Death Race (Ölüm yarışı). Filmlerden ilki aynı isimli oyunun neredeyse birebir kopyası diyebiliriz.
Kaynak:Samanyoluhaber
|
|
|
Yazar Rehberlik
|
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, rektör seçimleriyle ilgili tartışmaların üniversitelerde çok derin yaralar açtığını söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Avrupa Üniversiteler Birliği'nin (EUA) Kurumsal Değerlendirme Programı tarafından hazırlanan "Türkiye'de Yükseköğretim: Eğilimler, Sorunlar ve Fırsatlar" konulu raporunun tanıtım toplantısına katıldı. Sheraton Hotel'deki toplantının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı, üniversitelerle ilgili çalışmaların Türkiye'nin geleceğine yönelik en büyük yatırım olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde yükseköğretim kurumlarının da tarama sürecine katıldığını hatırlatan Gül, üniversitelerin bu süreçte yeniden yapılanma fırsatını değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi. "Üniversiteler daha önce maalesef ideolojik çekişmeler, mücadeleler, yasaklar ve rektör seçimleriyle gündeme geldiler" diyen Cumhurbaşkanı Gül, yapılan değerlendirmeler ve çalışmaların üniversitelerin beklentileri henüz tam olarak karşılamadığını gösterdiğine dikkat çekti, üniversitelerin gelişmesi için herkesi birbirini tamamlayan bir harmoni içerisinde hareket etmeye çağırdı. Üniversitelerin gündeme geldiği tartışmalı konular arasında rektör seçimlerinin geldiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, bu tartışmaların içerisinde yer almak istemediğini de ortaya koydu. Abdullah Gül "Rektör seçimlerinin üniversitelerde çok derin yararlar açtığını görüyorum. Bu tip konuların nihayetinde cumhurbaşkanına bırakılmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Bu tip yetkileri çok sağlıklı kurumlara devretmeye hazır olduğumu ifade etmek isterim." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kısır çekişmeler yerine üniversitelerin Türkiye için nasıl daha yararlı, güçlü kılınacağı üzerinde durulmasını istedi. YÖK BAŞKANI ÖZCAN'DAN HERKESE ÜNİVERSİTE SÖZÜ EUA'nın 17 Türk üniversitesinin kurumsal değerlendirme raporlarına dayanan gözlem ve önerilerini içeren belgenin tanıtım toplantısında özerklik ve fon oluşturma sorunları üzerinde duruldu. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da konuşmasında Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) merkeziyetçi yapısı nedeniyle üniversitelerin özerkliğine müdahaleler olduğunu ve bunun sistemin başta gelen sorunlarından biri olduğunu söyledi. EUA Başkanı Georg Winckler de finansman sorununun Türk üniversitelerinin karşı karşıya kaldığı en önemli problem olduğunu dile getirdi. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ise yükseköğretimde en önemli sorunun 1,5 milyon lise mezununu üniversitelere yerleştirmek olduğunu savundu. Bu konuda attıkları adımları anlatan Özcan, daha önce Öğrenci Seçme Sınavı'na giren her 4 öğrenciden birinin üniversiteli olduğunu, fakat bu yıl taliplilerin yarısını yükseköğretim programlarına yerleştirdiklerini vurguladı. YÖK Başkanı Özcan, açık öğretim ve uzaktan eğitim programlarıyla birlikte önümüzdeki yıllarda bütün lise mezunlarına üniversite imkanı sağlayacakları sözünü verdi. Yusuf Ziya Özcan, mesleki teknik eğitimi istenen seviyeye çıkarmak için ÖSS sistemini düzenleyeceklerini ve meslek liselilerin üniversiteye girişte karşı karşıya kaldığı katsayı engelini ortadan kaldıracaklarını ifade etti. Konuşmaların ardından TÜSİAD Eğitim ve Çalışma Grubu Başkanı Nuri Çolakoğlu'nun yönetiminde EUA'nın hazırladığı raporun sunumuna geçildi. Kaynak: Eğitim Gazetesi |
|
|
Yazar Rehberlik
|
|
Milli Eğitim Bakanlığı, 2008 yılına ilişkin sıraların çalıştırılmasını hala uygulamaması eğitim çalışanları arasında önemli tartışma konusu olurken, Türk Eğitim-Sen, 2008 yılı sıraların çalıştırılması için MEB´e uyarıda bulundu. Sendikadan, “Yargı yolunu takip etmeden, 2008 yılı sıraların çalıştırılmasını istiyoruz. Şayet, Bakanlık 2007 yılında yaptığı gibi sıraları çalıştırmaz ise, konu sendikamızca yargıya taşınacaktır” açıklamasında bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 27 Aralık 2007 tarihinde öğretmenlerin il içi yer değiştirmeleri ile ilgili olarak sıraların çalıştırılması konulu 79360 sayılı yazı yayınladı. Yönetmelikte sıraların Mayıs, Temmuz, Ağustos ve yarıyıl tatilinde çalıştırılmasının açıklamasına karşılık, MEB´in yönetmeliğe aykırı yazı çıkarması üzerine konuyu Türk Eğitim-Sen konuyu yargıya taşımış, Danıştay Mayıs ayında söz konusu yazının yürütmesini durdurmuştu. Bu tarihten itibaren hala 2008 yılı sıraların çalışmasının uygulanmaması eğitim çalışanları içerisinde önemli tartışma konusu oldu.
-“ÖĞRETMENLER MAĞDUR EDİLDİ”-
Konu ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı´na yazı gönderen Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı´na uyarıda bulunarak, sıraların bir an önce çalıştırılmasını istedi. Sendika, “Türk Eğitim-Sen olarak 2008 yılı sıraların çalıştırılması için de Milli Eğitim Bakanlığı´nı uyarıyoruz. Yargı yolunu takip etmeden, 2008 yılı sıraların çalıştırılmasını istiyoruz. Şayet Bakanlık 2007 yılında yaptığı gibi sıraları çalıştırmaz ise, konu sendikamızca yargıya taşınacaktır” uyarısında bulundu. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk imzası ile gönderilen yazıda ise, “2008 yılı Mart ayı içerisinde başvurular alınmıştır. Sıralar da açıklanmış ancak, Yönetmelik açık olmasına rağmen Mayıs ayında sıralar çalıştırılmamıştır. Sıralar sadece bir kez Ağustos ayında çalıştırılmıştır. Bundan dolayı birçok okulda öğretmen açığı artmış, sırada olan öğretmenler mağdur edilmiştir. İlgi Yönetmelik gereği, 2008 yılı il içi yer değiştirme isteğinde bulunup, atama sırası bekleyen eğitim çalışanlarımız ile ilgili sıramatiğin çalıştırılması gereklidir” isteğinde bulunuldu. Mynet.com |
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 19 - 27 Toplam: 825 |