Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şuan Burdasınız: Ana Sayfa arrow Depresyon arrow Kayıp ve Yas Süreci
Kayıp ve Yas Süreci PDF Yazdır E-posta
Yazar Rehberlik   

İnsanların çoğunun konuşmaktan kaçındığı hüzünlü ve ağır bir konudur kayıp ve yas. Çoğumuz ölümden korkar, onu düşünmekten kaçınır, kendimizin ve sevdiklerimizin sonsuza kadar yaşayacağını varsayarız. Ancak er ya da geç ölüm yaşamımıza girer ve sevdiklerimizi yitiririz. Bu yüzden ölümle ve sonrasında yaşanan kederle nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek önemlidir.

Bu süreçte uykusuzluk, iştahsızlık, üzüntü, öfkelenme, kaybedilen kişi ile ilgili yoğun ve karışık düşünceler başlangıçta ortaya çıkan normal tepkilerdir. Zamanla bu duygu ve davranışların azalmasını ve kaybolmasını bekleriz. Zaman içinde bu belirtiler azalmıyor veya belirtilerde artma meydana geliyorsa normal olarak kabul edilemez değerlendirilmesi gerekir. Bir yakınımızı kaybettiğimizde üzüntü bir yıl devam edebilir, sevgiliden ayrılma durumunda bir kaç hafta veya ay üzülebiliriz. Ancak zaman uzuyorsa bu normal bir yas süreci değildir. Bu dönemde depresyondan şüphelenmek ve araştırmak gerekir. Bir de zamana bağlı olmaksızın şiddetli yas tepkisi olabilir. Bu durumda normal kabul edilemez. Örneğin yakınını kaybeden bir kişi günlerce yataktan çıkmıyor, yemek yemiyor kendisini öldüreceğini söylüyorsa bunun normal olmadığını söylemek için bir yıl beklemek gerekmez, hemen doktora başvurmalıdır. Depresyon ve yas birbirlerine çok benzerler ancak yas durumunda kişinin kendine olan saygısı genelde kaybolmaz ve intihar düşüncesi genelde yoktur. Yas sürecinin ne zaman bittiğine ve depresyon olup olmadığına dikkat etmek gerekir.

Öğretmen bazen çocukların yas tepkilerinin farklılaştığını görebilir. Bu durum çocuklar arasındaki bireysel farklılığa bağlı olabileceği gibi; söz konusu ölüm olayına şahit olma ya da olmama ile de bağlantılı olabilir. Örneğin, eğer çocuğun yakını gözünün önünde ölmüşse yaşanan bu ani şok, o andaki görüntü ve seslerin zihinde birbirinden kopuk imgeler şeklinde asılıp kalmasına yol açar. Birey o anda bunları birbiriyle ilişkilendirerek zihnine yerleştirecek bir durumda değildir. Bu nedenle yaşanmış tüm görüntüler ve sesler, aynen olayın gerçekleştiği anda olduğu gibi aniden canlanır ve bireyde korkunç bir kaygıya yol açar. Genellikle bu durumlarda yas tutma sürecinin normal olarak yaşanması güçleşir. Diğer yandan, ölüm olayına şahit olmayan çocuklar ve ergenler de ölümden etkilenirler. Ancak, onlar ölümle ilgili doğrudan bir şok yaşamamışlardır. Bu şoku, yakınlarının ölümünü öğrendiklerinde yaşarlar ve görmedikleri ayrıntıları zihinlerinde kurguladıkları hayallerle tamamlarlar. Bununla birlikte birey, bütün bu düşündüklerini zihninde ilişkilendirebildiği için, ölüm anına şahit olmuş kişilerde olduğu gibi yaşanan birbirinden kopuk görüntüler zihnine hücum etmez ve normal yas sürecinin yaşanmasına engel olmaz. Ne var ki bu hayaller de kaygı uyandırır ve stres tepkilerine yol açabilir. Her iki durumda da eğer kişinin yaşadığı duygular çok yoğun ve günlük yaşamını tümüyle olumsuz bir şekilde etkileyecek türden ise bireye özel bir ilgi gösterilmesi gerekebilir

 2-3 yaş çocuğu ölümü uzun bir uyku olarak kabul edip, ölenlerin yerden uyanacağını düşünürken, 4-5 yaşından itibaren ölüm gerçeğini kabullenme başlar. Bu durumda da terk edilme duygusu sebebiyle, ya ölen ya da kalan ebeveyn suçlanır ve yalnız kalma korkusu olaşabilir. Okul dönemi çocuklarının ölüm ve kriz durumlarıyla yüzleşme ve başa çıkma konularında dayandıkları daha geniş davranış dağarcıkları vardır.Kendilerini daha az duyarlı hale getirebilecek planlar yapabilirler. Bu yaşlarda kaygı sık rastlanan tepkidir.     Çocuklarda sık rastlanan yas tepkileri *Kaygı*Canlı anılar*Uykuya dalmada güçlük*Üzüntü ve özlem*Öfke ve dışa vurma davranışı*Sululuk, kendini kınama ve utan*Okul sorunları*Fiziksel şikâyetler


Ölüm, çocukla iletişim kurulabilen andan itibaren saklanmamalı, gerçek ona anlatılmalıdır. Bu açıklama kuşkusuz yaşa göre farklılaşır. 4-5 yaş çocuğuna, hayvanların ve bitkilerin doğup, büyüyüp, yaşlanıp yok olduklarından yola çıkarak açıklama getirilebilir. İlkbaharda yeşeren yaprağın sonbaharda sararıp düşmesi gibi her insanın da yaşlandığında ölebileceği anlatılmalıdır.

Ölüm sebebiyle aşırı koruyucu bir yaklaşım yerine, eski ilişkiler aynı çizgide sürdürülmeli, çocuğun boş zaman faaliyetleri artırılmalı, kaybolan ebeveyn modelinin yerini bir süre için teyze, amca gibi yakın bir akraba üstlenmelidir.

Kaybetmenin Etkisi: Yas Süreci

Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde keder içinde yaşanan sürece yas denir. Kaybı kabul etmemiz, kendimizi toparlamamız zaman alır ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen acı dolu bir dönem geçiririz. Bir insanı kaybetmenin ve kaybının acısını çekmenin yaşamın doğal bir parçası olduğunu anlamaya çalışmak yas süreci biraz kolaylaştırabilir.

Kaybınızı kabul etmeyi öğrenin, yitirdiğiniz kimse geri gelemez. Trajik olaylarla baş etmeyi sağlayan içinizdeki güce inanın. Bu yaşantının ileride karşılaşacağınız diğer zor olaylarla başa çıkmanıza yardımcı olacak nitelikte bir gelişim süreci olmasına çalışın.

Yas süreci çoğu zaman aşağıda sıralanan aşamalardan geçerek gelişir:

İnkar ve şok. Başlangıçta, sevdiğimiz birinin ölümünü kabul etmek zordur, ölümün gerçekliğini inkar edebiliriz. Yakınınızın ölümüyle ve genel olarak ölümle ilgili duygularınızı yakınlarınızla paylaştıkça, kabullenmek kolaylaşır.

Pazarlık. Çoğu kimse ilahi bir pazarlık yapmaya çalışır. Bu pazarlıkta, genellikle yaşamın eğlenceli ve zevkli bir bölümü, kaybedilen insanın geri gelmesi için sunulur. Burada halen ölümün geri dönülmezliğinin bir çeşit inkarı vardır. Yapılan hiç bir hesabın yaşananı değiştirmeyeceği kaybın gerçekliği kendisini gösterdikçe fark edilir.

Kızgınlık. Sizi geride bırakıp gittiği, yaşamdayken yaptığı ya da yapmadığı şeyler için ölene kızgınlık duyabilir, bu kızgınlığınızı başkalarına yöneltebilirsiniz. Ölen birine kızgınlık duymak sizi dehşete düşürebilir, oysa onları kabul ederek ve paylaşarak zaman içinde daha az kızgın olursunuz.

Suçluluk. Bir yakınınızı kaybettiğinizde, onunla yaptığınız ya da yapmadığınız şeylerden ötürü pişmanlık ve suçluluk hissedebilirsiniz. Yaşananları değiştiremezsiniz, hata yapmış olsanız da insani yanınızı kabul edin, kendinizi affedin.

Adalet arama. Bu aşamada en çok sorulan soru şudur: “Neden ben?” Ölümün adaletsizliğine karşı çıkar ve yaşadığınız kaybın bir şeyin bedeli olup olmadığını anlamaya çalışır, bulamayınca isyan edebilirsiniz. Ölümü hak edilecek bir ceza değil, yaşamın akışının bir parçası olarak görmeye çalışın.

Depresyon. Başlangıçta büyük bir kayıp ya da boşluk hissi yaşayabilirsiniz. Ruh halinde düzensizlikler, yalnızlık duygusu ve sosyal çevreden uzaklaşma bunu izleyebilir. Yas tutan biri olarak eski halinize dönmek ve sosyal çevrenizde olup bitenlerle eskisi gibi ilgilenmek zaman alabilir. Unutmayın ki bu aşamada cesaret verme ya da güven tazeleme gibi teselliler değil, acıya saygı ve sosyal destek yardımcı olur.

Yalnızlık. Kaybınız nedeniyle sosyal yaşamınızda oluşan değişiklikler, kendinizi yalnız ve korku içinde hissetmenize neden olabilir. İnsanlarla görüşür, yeni arkadaşlar edinirseniz, bu duygularınız zamanla azalır.

Kabullenme. Kaybı kabullenme, ondan mutluluk duymak demek değildir. Kaybedileni unutmak ya da önemsememek de değildir. Tam tersine, durumun gerçek olduğunu teslim ederek, onunla başa çıkmaya çalışırsınız.

Umut. Zamanla hatırlamanın daha az acı verdiği bir noktaya gelecek, geleceğe ve daha güzel günlere umutla bakmaya başlayacaksınız. Değiştiremeyeceğimiz gerçeklerle başa çıkmada kendinize zaman tanıyın.

Kayıpla Birlikte Yaşamayı Kolaylaştırabilen Yollar

Anonim Alkolikler arasında yaygın olan şu deyiş kayıp gibi değiştirilmesi mümkün olmayan yaşam olaylarına bakışınızı olumlu etkileyebilir:

“Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmem için güç, değiştiremeyeceklerimiz kabul edebilmem için dinginlik, bu ikisini birbirinden ayırt edebilmem için bilgelik ver.”

Aşağıda sıralananlar dinginlik kazanmada size yardımcı olabilir:

  Yalnızlık, kızgınlık ve üzüntü gibi duyguları açıkça ve dürüstçe arkadaşlarınızla, ailenizle ve yakınlarınızla tartışın.

  Umudunuzu koruyun.

  Eğer dinsel inançlarınız sizin için önemliyse, bir din insanıyla inançlarınız ve duygularınızla ilgili konuşun.

  Kaybınızla ilgili yaşantılarınızı paylaşabileceğiniz bir destek grubuna katılın.

  Kendinize iyi bakın. Bedeninize özen gösterin. Dengeli beslenin. İyi dinlenin.

  Kendinize sabırlı davranın. İyileşmek zaman alır. Bazı günler kötü, bazıları ise iyi olacaktır.

Kayba Uğramış Birine Yardım

  Kayba uğramış arkadaşınıza yardımcı olmak için onun yanında olun, acısını paylaşın, saygı duyun, ancak cesaret ve güven veren telkin ve tesellilerden uzak durun. Bunlar işe yaramaz.

  Arkadaşınızı üzmemek niyetiyle kayıpla ilgili konuşmaktan kaçınmayın. Tam tersine, o istemediğini belirtmediği sürece durum hakkında konuşun. Konuşmaktan kaçınmak o duyguyu yok etmez, tersine pekiştirir.

  Konuşmada yaşananlarını kolaylaştırma amacıyla kaybı hafife almaya çalışmayın, kayıp gerçeğine uygun, onu önemseyen bir tutum gösterin.

  Arkadaşınıza verdiğiniz önemi gösterin. Dikkatli dinleyin ve onun duygularına ve inançlarına olan saygınızı belli edin. Onunkine benzer olan duygu ve deneyimlerinizi paylaşın. “Seni çok iyi anlıyorum” gibi içi boş sözlerden kaçının.

  Eğer depresyonun belirtileri çok ciddi ise ve arkadaşınız günlük etkinliklerini sürdüremiyorsa, bir uzmandan yardım alması için ona destek olun.

 ÇOCUKLARDA KAYIP VE YAS YARDIM ETME ÖNERİLERİ 

*Yaşa uygun açıklamalar yapın.

*Kafa karışıklığını azaltın.

*Soyut açıklamalardan uzak durun.

*Ölümü bir seyahat ve ya uyku olarak açıklamayın.

*Sorulara ve konuşmalara izin verin.

*Kısa konuşmaları kabul edin.

*Fotoğraf albümlerine bakın.

*Çocukların mezarı seyahat etmelerini sağlayın.

* Çocukların oyunlarını kabul edin.

*Çocuğun törene katılmasına izin verin.

*Kendi duygularınızı saklamayın.

*Ölen kişiyi hatırlatan şeyleri ortada bırakın.

*Gereksiz ayrılıkları önleyin.

*Çocuklarla ana-babalarına ve ya kendilerine bir şey olacağına ilişkin kaygıları hakkında konuşun.

*Çocuklarla suçluluk duyguları hakkında konuşun.

 

Kaynaklar:

 

Çocuk Ruh Sağlığı, Prof Dr. Atalay Yörükoğlu, Özgür Yayınları

 

Çocuk, Kayıplar ve Yas Yetişkinler İçin El Kitabı, Atle Dyregrov, Türk Psikologlar Derneği Yayınları

www.burem.boun.edu.tr

www.populermedikal.com

www.ailem.com

 
» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
Sonraki >

Rehberlik & Hayatımız Rehberlik

özel ders sohbet mp3 Chat Eğitim Eğitim chat özel güvenlik chat
1-2-3-4-5-6-7-8- -   9-10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25
Web Stats