Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şuan Burdasınız: Ana Sayfa
Son Çocukluk Döneminde Kritik Yaşlar ( 6-12 Yaş ) PDF Yazdır E-posta
Yazar Rehberlik   

Son Çocukluk Döneminde Kritik Yaşlar ( 6-12 Yaş )

Son çocukluk döneminin başlarında dengesiz ve olumsuz bir gelişim dikkatimizi çeker. 7 yaşından itibaren yerini giderek dengeli ve düzenli bir döneme bırakır.

Son çocukluk döneminde çocuk; motor ve dil gelişimi açısından büyük aşamalar kaydetmiş ve dengenin gelişmesi sonucu hızlı yürüyebilen, futbol oynayabilen, ok atabilen, göz-el koordinasyonunun gelişmesi sonucunda iki elini bağımsız olarak kullanabilen bir birey haline gelmiştir.
Bilişsel gelişimi açısından bakıldığında bu dönemde mantıksal düşünme yerleşmeye başlar. Korunum ilkesini anlayabilirler. Sözcük dağarcıkları gelişir.
Sosyal gelişiminde ise bazı toplumsal özellikler görülür, bunlar şöyle sıralanabilir;
• Kolay etkilenme
• Karşıt görüşte olma
• Rekabet
• Sorumluluk (Yavuzer,Haluk. Çocuk Psikolojisi. s.115,116,118,119)

ÇETE ÇAĞI: Son çocukluk çağına,toplumsal bilincin çok hızlı geliştiği bir dönem nedeniyle “Çete Çağı” (Gang Age) adı verilir. Çete, dışardan herhangi bir yardım almayan, sosyal bir hedefi olmayan, çocuklar tarafından kurulmuş yöresel bir gruptur. Yapılan bazı araştırmalar, neşeli, iyi, arkadaşça olmak, ilgi ve zevk benzerliği, yakın oturmak gibi etkenlerin arkadaş seçiminde etkin olduğunu göstermiştir. 6-7 yaşından itibaren kızlar ve erkekler kendi cinslerinden oluşan küçük gruplarıyla birlikte oynamaktan büyük zevk duyarlar. (Yavuzer,Haluk,Çocuk ve Suç.ss.152,153.)
Büyük çocukluk döneminde hareket ve duyu gelişmesi ilerler ve herhangi bir bozulma okul etkinliğini etkiler. Okul başarısızlığının altında okuma bozukluğu, solaklık, duyumsal bir kusur, bir kişilik oturmamışlığı, bir zeka geriliği yatabilir. (Gelişim Hachette.s.873)
Saldırgan çocuklar arkadaşlarıyla sürekli çekişme içine girerler. Arkadaşlık ilişkisini hep kendi yararlarına kullanmak çabasındadırlar. Kendilerini kabadayılıkla benimsetmeye, üstünlük kurmaya çalışırlar. Amaçlarına erişemeyince ya kavga eder ya da arkadaş değiştirmek zorunda kalırlar. Arkadaş kümelerinden dışa itildikçe daha hırçın ve kuşkulu olurlar. (Yörükoğlu,Atalay.Çocuk Ruh Sağlığı.s.65)
Temel psikolojik gereksinimleri karşılanmayan çocuk kendi öz varlığından utanç duymaya başlar. Bu temel gereksinimler altı kategori içinde toplanır:
• Dokunulma
• Güven
• Yapı ve düzen
• Sosyalleşme
• Uyarılma
• Kendini değerli görme. (Cüceloğlu, Doğan. İçimizdeki Çocuk. ss.115,116)
Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden dördüncü evre, son çocukluk dönemine denk gelen, 6-12 yaş, çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu evresidir. Buna göre bu dönemdeki çocuk, çalışmaya, öğrenmeye ve iş yapmaya istekli olur. Başarma arzusu, ona çalışkanlık duygusu, yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesini sağlar. Buna karşılık çocuğun yaşadığı sürekli başarısızlıklar, kendine karşı olumsuz tutum ve yetersizlik duygusu geliştirmesine neden olur. Freud ise 6-12 yaş arasını gizil dönem olarak tanımlar. Bu dönemde çocuğun cinsel ilgileri, yönelişleri yatışmış, bunların yerine yeni uğraşlar ve ilgiler gelişmiştir. Bu dönemin başarılı geçmesi, çocuğun yenilgiler karşısında yılmadan özerk bir varlık olarak girişimlerde bulunmasına neden olur. (Şişman, Mehmet. Öğretmenliğe Giriş.ss.81,82)

6 YAŞ
Son çocukluk dönemine giren çocuk, 6 yaşlarına geldiğinde, 2,5 yaşında görülen olumsuz evrenin belirtilerini göstermeye başlar. Dengesiz, kurala karşı olan, isyankar bir tutum ve davranış içine girer.
6 yaşında çocuk, tembel ve kararsız bir görünümdedir. Kara verme güçlüklerine uğrar,yine bir şeyin olumlu ve olumsuz iki yüzü arasında hızla gelip gider.
Bir geçiş dönemini oluşturan bu yaşta, bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkati çeker. Bu yaşta süt dişleri dökülürken, kalıcı ilk azı dişi çıkmaya başlar. Orta kulak iltihabına en çok bu yaşta rastlanmakta, burun ve boğaz hastalıkları yine bu yaşta daha sık görülmektedir.
Çocuğun okula başlamasıyla birlikte, çocuğun grup çağına girdiği ve sosyal bilincin arttığı dikkati çeker.
Çocuğun davranışını sınırlayan “burada” ve “şimdi” ortamı, yerini yakın çevreye bırakmaya başlar. (Yavuzer,Haluk. Çocuk Psikolojisi.ss.119,120)
Ahlak gelişimi, çocuğun işlem öncesi dönemden, somut işlemler dönemine geçtiği 6 yaşa kadar başlamaz.Ayrıca çocuklarda 4-7 yaş arasını kapsayan bir sezgisel dönem bulunur. Çocuklar bu dönemde, mantık kurallarına uygun düşme yerine, sezgilerine dayalı olarak akıl yürütürler ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. (Senemoğlu, Nuray. Gelişim, Öğrenme ve Öğretim. s.49)

7 YAŞ BUHRANI
Altı buçuk ile sekiz yaşları arsında çocuk, “sosyal benliğini” keşfeder. Çocuk artık kedini çeviren somut dünyaya hükmeder. Zihin bakımından çocuğun, mekan ve zaman içinde gidip gelmesine olanak sağlayan zihin fonksiyonlarına, yani belleğe ve özellikle imgeleme şimdiden sahip olduğu görülür.
Oysaki çocuk aynı devrede (ortalama 6-7 yaşlarına doğru) okula girer. Çocuk okulda, ailesi içinde olduğu gibi artık ilgi merkezi olmadığını, başka çocuklarla eşit olduğunu bazen biraz acı bir şekilde keşfeder. Böylece evde başrolü oynarken, okulda, figüran değilse bile, önemsiz bir rol almak çocuğu gerçekten sarsar.
Kısaca bu devrenin büyük sosyal ilerlemesi, çocuğun ailesine tabi olmasıyla ilgili belirsiz münasebetlerden, ya da türlü yaşlarda bulunan kız ve erkek kardeşler arasındaki üstünlükten, eşitler arasında bulunan çok daha nazik münasebetlere geçmesidir. Bu itibarla altı yedi yaşlarındaki buhran, hem, artık somut şeylere hükmeden aklın zihin özgürlüğüne doğru, hem de eşitlik münasebetlerinin keşfedilmesi suretiyle, sosyal özgürlüğe doğru ikinci bir aşamadır. Aşağılık kompleksleri yeniden görünürler ya da okula girmesi çocukta sarsıntı yaptığı, annesi ve babası daha sert ve daha anlayışsız davrandıkları oranda, şiddetli bir surette tekrar meydana çıkarlar. Bunlar çok defa, çocuğun, ,insanların, özellikle babasının karşısında tutuk bir şekilde hareket etmesiyle meydana çıkar. Bu tutukluğun belirli nitelikleri, çok defa, kekeleme, düzensiz hareketler, karasız ve ürkek bakışlar, belirsiz bir davranış, önüne geçilemeyen bir beceriksizlik ve tiklerdir.
Çocuğu içten kemiren ve zayıflatan bu aşağılık duygularının denge haline getirilmesi ve bundan önceki buhranda kullanılan aynı araçlarla ve daha başka araçlarla giderilmelerine yardım edilmesi gerekir.
Çocuk bazen, kompleksini giderecek araçları kendiliğinden bilinçsiz olarak seçer. Babası ya da ağabeyi kendisine nasıl dayak atmışlarsa, o da aynı şekilde küçük kardeşini döver, ya da evin yahut bahçenin karanlık bir köşesine sığınır ve orada kendisine, nereden topladığını Allah’tan başka kimsenin bilmediği ve düşmanca bakışlardan itinayla gizlediği sicimler, çakıl taşları ve çamaşır mandalları gibi birbirini hiç tutmayan şeylerle bir hazine meydana getirir, yahut rüya ve hayal dünyasına (mitomani) sığınır. Yahut da, arkadaşlarına hediye etmek ve onların gözünde parlamak , böylece yoksun edildiği takdir duygularını kazanmak için “cömertce yaptığı hırsızlıkları” artırır.
Bu yaştaki çocuklar çok defa ebeveynlerine güvenlerini yitirirler. İçlerine kapanırlar.
Çocuğun hayatının bu nazik devresinde, onun varlığında uzun ve sürekli bir iz bırakabilecek olan lüzumundan fazla şiddetli sarsıntıların bulunmaması gerekir. (Jacquin, Guy. Çocuk Psikolojisinin Ana Çizgileri. ss.82,83,85,86,87,88)
Piaget, 6-10 yaş arsındaki çocukların kuralları izlemede sık sık tutarsızlık göstermekle birlikte, kuralları kabul ettiklerini belirlemiştir. Bu yaş çocukları, kuralların yüksek bir otorite tarafından konulduğunu ve değiştirilemez olduğunu düşünürler. Oyun kurallarının, grubun kararına göre değiştirilebileceğini anlayamazlar. ( Senemoğlu, Nuray. Gelişim, Öğrenme ve Öğretim.s.69)

ON YAŞ
10 yaş; düzenli, huzurlu ve elde edilen bilgilerin özümlendiği; toplandığı ve dengelendiği bir ara devredir.
9 yaşındaki çocuğun gerginlik içinde olmasına karşın, on yaşında bu gerginlik tümüyle gitmiş, onun terine uysallık ve uyumluluk geçmiş, bu da on uaş çocuğunu daha hoşgörülü yapmıştır.
• Sağlık Durumu ve Bedensel Gelişim: Genellikle iyidir. 9 yaşındaki karın ağrıları, baş dönmesi, kol ve bacak ağrıları gibi bedensel hastalıklardan yakınanların çoğunda bu rahatsızlıklar azalır ya da tümüyle kaybolur.
• Günlük Gereksinimler: Bu yaşa kadar genellikle az yiyenler bile, bu yaşta daha çok yemek yemeğe başlamışlardır. Belli saatte yatmaya karşı isteksizdirler. 10 yaşındaki bir çocuk uyumadan önce radyo dinler, kitap okur, kendisiyle ilgili sorunları düşünür ve hayal kurar.
• Duygusal Yaşam: Ana babanın gözünde 10 yaş çocuğu açık sözlü, tarafsız, kolay anlaşılır ve çocuksudur. Duygusal patlamaları sık değildir, olduğunda da şiddetli ve anidir, fakat çabuk geçer. Bu yaş, öfkenin az görüldüğü dönemdir.
• Sosyal Gelişim: Sosyal ilişkilerinde öğretmeni, arkadaşları ve özellikle annesiyle kurduğu yakın ilişkiler ön plana geçer. Onlarla olan ilişkileri diğer ilişkilerini de etkiler, benmerkezci değillerdir. 10 yaşındaki çocuk ailesini benimser ve genellikle birlikte yapılan her şeye bu yaşta katılmaya hazırdır. En son sözü söyleyen annedir ve onun fikirlerine önem verirler.(Yavuzer, Haluk. Çocuk Psikolojisi. ss.120,121,122)

ON İKİ YAŞ BUHRANI
Ergenlik çağına erişen çocuğun ruhunda meydana gelen ve 12 yaşından 17 yaşına kadar devam eden uzun buhran sürekli değildir; bu buhran sükunet ve nüksetme safhaları gösterir.
Beden bakımından, boyu henüz bir erkeğin boyu kadar büyümemişse de, kuvvetiyle, kıvraklığıyla, sinir ve hareket bağlantılarının süratli ve belirli olmasıyla ve ihtiyat enerjileriyle ona mükemmel bir şekilde hizmet edecek güçte olan çok dengeli bir vücudu vardır.
Zihin bakımından, çocuğun aklı tüm zihin eylemlerini yapabilecek bir duruma gelmeye başlar. 12 ile13 yaşlarına doğru,soyut şeyleri kavrayabilecek hale gelir.
İradesi de çocuğa daha iyi hizmet eder ve onu çevresinin kurallarına daha uygun bir şekilde hareket edecek bir hale getirir.
Çocuğun başlıca arzusu geçmişiyle ilgisini kesmektir. O, artık küçük bir çocuk değildir. Aynı elbiselerini giymek istemez, aynı kitapları, aynı öğretmenleri ya da aynı idarecileri, aynı kanunları istemez. Çocuğun, ona aynı muameleyi, yani küçük çocuk muamelesini yapmamaları koşuluyla, henüz aynı ana babaya sahip kabul etmesi yerinde bir harekettir.
Bu karşı koyma buhranı sırasında ve bu buhranın nüksetme ve sükunet safhalarının şiddetine göre, sosyal anlaşmazlıklar daha önceki buhranların aşağılık komplekslerini tekrar meydana çıkarır. Erkek çocuğun bu komplekslerden kurtulması gereklidir. Aksi takdirde, çocuk bütün hayatı boyunca bu engellere çarpar. Ergenlik çağı bu kurtuluş bakımından son fırsattır. Çocuğun bu engellerden kurtulması için gereken her şey yapılmalıdır. ( Jacquin, Guy. Çocuk Psikolojisinin Ana Çizgileri. ss.123,124,125,126)

Kaynaklar:
• Cüceloğlu, Doğan. İçimizdeki Çocuk. Remzi Kitabevi, İstanbul, 21. basım, 1998
• Şişman, Mehmet. Öğretmenliğe Giriş. Pagem A Yayınevi,Ankara 2000.
• Yavuzer,Haluk. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi, İstanbul 1999.
• Senemoğlu, Nuray. Gelişim, Öğrenme ve Öğretim. Gazi Kitabevi, Ankara 2001.
• Jacquin, Guy. Çocuk Psikolojisinin Ana Çizgileri. Remzi Kitabevi, İstanbul 1993.
• Yavuzer,Haluk,Çocuk ve Suç. Remzi Kitabevi, İstanbul.
• Gelişim Hachette Ansiklopedisi

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
< Önceki   Sonraki >

Rehberlik & Hayatımız Rehberlik

özel ders sohbet mp3 Chat Eğitim Eğitim chat özel güvenlik chat
1-2-3-4-5-6-7-8- -   9-10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25
Web Stats